Anasayfa / Güncel / AMERİKALI HACI VELİ-1

AMERİKALI HACI VELİ-1

“Nereye gitsem hayat pahalılığından sızlanıyorlar. Bu memlekette ne zaman hayat pahalılığı, işsizlik olmadı ki? Ben, aynı sebepten ta 1980’lerde Amerika’ya gittim. Sızlanarak bir şeyi düzeltemezsiniz. Kahvede oturmuş sızlanıyorlar, “çalış” desen iş yok. Bıktım vallahi! Geri Amerika’ya gideceğim böyle giderse.”
“İyice Amerikalı olmuşsunuz Hacı Veli Bey. Bizde söze böyle başlanmaz unuttun mu? Önce ben, “ Ooo!” demliyim; sonra “ sizi hangi rüzgâr attı Hacı Veli Bey? Hoş geldiniz!” dedikten sonra “Ne var ne yok?” diye sormalıyım ondan sonra söze girmeliydiniz. Böyle söze girince tüm ayarlarımı bozdunuz. O nedenle benden artık hayır gelmez. Sen anlat ben dinleyeyim.”
“Ne anlatayım, nereden başlayayım? Sen sor ben anlatayım. Susarsan ben ne anlatabilirim?”
“O kadar da değil arada soru sorarım elbette. Şimdi söyle bakalım Amerika’ya nasıl gittin?”
“Size anlatmıştım. Okuyanlar için soruyorsunuz her halde. Bir daha anlatayım kısaca; İngilizcem beni Amerika’ya götürdü. Kırk yaşında dul bir Amerikalı kadınla mektup arkadaşı olmuştum. O kadınla evlenerek gitmiştim. Yaşım yirmi üçtü. Askerliğimi yeni yapmıştım. Türkiye’de darbe olmuştu ve ekonomi berbat durumdaydı.”
“Orada ne iş yaptın?”
“Evlendiğim kadın emlakçıydı. Beni seçtiği gibi mesleğimi de o seçmişti.”
“Emlakçılar kralı olmuşsundur?”
“Evet. Öyle oldu biraz.”
“Orada hangi kentte yaşıyorsun? O kentten biraz bahseder misin?”
“Evlendiğim kadın Şikago’da yaşıyordu. Yaşayacağım kenti de o seçmişti doğal olarak. İki yıl evli kaldık. Baktım evli olduğu halde bekârmış, ben yokmuşum gibi yaşamaya devam ediyor; boşandım tabii. Zembereği Anadolu’da kurulmuş biri olarak karımın önüne gelenle samimi olmasına, önüne gelenle yatmasına dayanamazdım. Boşandıktan sonra kendi iş yerimi açıp Türkiye’den gelen bir akademisyen kadınla evlendim, çoluğa çocuğa karıştım.”
“Şikago nasıl bir kent?”
“Rüzgârlı kent olarak anılan bu kenti ilk kuranlar Kızılderililer olmuş. Şikago adını koymuşlar. Onların dilinde “yaban soğanı bitkisi” anlamına geliyormuş. Sonradan gelenler onları buradan kovmuşlar. Bu kente yetmiş iki milletten göçmenler yerleşmiş.
Köleliği sona erdiren Illinos, gurur duydukları Abraham Lincoln, 1779 tarihinde buraya yerleşip kürk ticaretle uğraşan zenci Jean Babtiste ile başlayan bu kent insanları inanılmaz başarılara imza atarak dünyanın en güzel ve en büyük kentini yapmışlar. Her şeyin en güzelini, en büyüğünü yapmışlar. Dünyanın en genç kenti olmasına rağmen çok gelişmiş bir kenttir. Müzeleri, zenginliği, yüksek binalarıyla harika bir kenttir.
Örneğin, 1850’li yıllarda göl kenarında olması nedeniyle sık sık su basmış, çamur problemiyle boğuşmuşlar. Bu insanların üstesinden gelemeyeceği problemin olmamasına çamurdan nasıl kurtuldukları güzel bir örnektir. Kenti çamur bastığı esnada bir adam, başı ve omuzları suyun üzerinde ilerlemeye çalışırken başka bir Şikagolu “Yardım edeyim mi? “diye sormuş. Adam: “ Hayır istemem. Altımda iyi bir at var.” diye yanıtlamış. Kendi işini kendileri halleden bu azimli insanlar kentteki tüm binaları krikoyla dört metre yukarı kaldırıp altını toprakla doldurarak çamur probleminden kurtulmuşlar. Hatta bazı binalar kaldırılıp başka bir yere taşınırken içindeki insanlar işlerine devam ediyorlarmış.
Bu örnekler sanıyorum Şikagoluları anlatmaya yeterlidir.1871 de büyük bir yangın felaketinde hemen hemen kentin tamamı yanmış, kül olmuş. Bu kentin insanı küllerinden yeniden doğmuş, dünyanın en iyi planlanmış kentini kurmuşlar.
Şikago’da yaşayan insanlar göçmen oldukları için böyle azimli ve çalışkandırlar. Kendi öz ülkelerinde kalsalardı böyle azimli ve çalışkan olabilirler miydi? İnsan, kendi evinde tembellik etmeyi sever. Başka bir ülkeye gitmişsen çaba göstermen gereklidir yoksa yok olursun. Sadece alkol ve uyuşturucu bağımlıları bu kuralın dışında kalırlar. Örneğin ben kendi ülkemde kalsaydım böyle başarılı olamaz, zorluklar karşısında sizin gibi sızlanır dururdum. Sızlanarak sorun çözüldüğü görülmemiştir, harekete geçmek gereklidir.”
“Ne yapalım yani Hacı Veli hem sıkıntı çekelim hem sızlanmayalım mı? Sen bizi içimize ata ata çatlatacak mısın? Sızlanmak iyidir. Deşarj olur insan. Neyse, Amerika’ya giden Türkler hep mi başarılı oluyor, yoksa perişan olanlar da oluyor mu?”
“Amerika’da kapitalizmin en acımasızı yaşanır. Açından ayağını çeke çeke ölsen kimse dönüp bakmaz. Sosyal devlet yoktur. Fırsatlar ve özgürlükler ülkesi diye bir şekilde Amerika’ya gelmiş, bulaşık yıkayarak dönüş bilet parası denkleştirmeye çalışan çok Türk profesör gördüm.(Devam edecek)
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SÜNNET ŞÖLENİ

İlçemiz Sarıkaya’da  Sarıkaya Belediyesi ile Yozgat Sarıkayalılar Derneği tarafından ortaklaşa sünnet şöleni düzenlendi. İlçede büyük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.