Anasayfa / Güncel / AYAKKABI BOYACISI-2

AYAKKABI BOYACISI-2

AYKKABI BOYACISI-2
“Senin gibi müşterilerim ısmarlar öyle yerim.”
“Ben de mi ısmarlayayım diyorsun yani?”
“Sen bilirsin abi. Ben bir şey diyemem.”
“Sükût ikrardan gelir derler. Ismarla demek istedin galiba? Ben bu yaşıma kadar üç, beş kez ancak yemişimdir. O da konuklarım geldikçe. Bir porsiyonu kaç lira?”
“Şırası, salatası beş yüz kaymeyi gözden çıkarmak lazım.”
“O konuyu kapatalım. Evine et alabiliyor musun?”
“Hayır alamıyorum. Kurbandan kurbana komşular getirirse yiyoruz.”
“Askere gitmiştin…”
“He komutanlar beni patates soğan soymak için mutfağa verdiler. Orada çalışan asker aşçılar vardı. Askerliğim bitene kadar aşçılığı iyice öğrendim. Askerde bir meslek sahibi olmuştum. O yaşıma kadar karnımın her gün iyice doyduğu olmamıştı. Allah komutanlardan razı olsun!
Askerlik dönüşü İstanbul’da bir lokantaya girip çalışmaya başladım. Ev geçindirecek para kazanınca köyden bir kızla evlendim. İstanbul’da ev kiraları fazlaydı, ulaşım da zordu benim için. İşe geç kaldığımı bahane eden patron beni beş yıldır çalıştığım işten kovdu. Bursa’da dayıoğlu vardı. O nedenle buraya göçtüm. Eski terminalin oralarda bir lokantada aşçılık etmeye başladım.
Bir avukat müşterimizle sohbet ederken başımdan geçenleri anlattım; “İşten çıkardı da sana tazminat ödemedi mi?” diye sorunca tazminat gibi bir şeyin varlığından haberim oldu. Biraz araştırınca sigortamı da yatırmadığını öğrendim. O avukat dava açtı. Mahkemeyi kazandım ve toplu para aldım. O parayla ufak bir arsa aldım. Bir türlü para bulup üzerine ev yapamadım.
Beş çocukla geçim sıkıntısı içindeyken senin gibi bir müşteri geldi. Derdimi anlattım. Meğer adam televizyoncuymuş. Burada çekim yaptı. Sonra beni İstanbul’a çağırdılar. Yardım programına çıkardılar.” Sürekli dinlemekten sıkılınca araya girdim;
“Meşhur birisin desene?”
“Sayılırım. Ne iyi insanlar var dünyada. Kimisi de ayakkabısını boyatıp “dükkâna gidince paranı göndereyim” der ödemez. Kimisi sonra veririm der çeker gider. Allah, benim borcumla gel ben affederim ama kul hakkıyla gelme, diyor. Kul hakkı kötü bir şeydir abi.”
“Boya parasını ödeyeyim diye mi anlattın bunu?”
“He abi. Kaçıp gitsen seni yakalayamam ki?”
“Sen iyi bir adama benziyorsun. Ödememenin yolunu da öğretmiş oldun bana. Sağ olasın! Boya bitince bir şeyler düşünürüm. Televizyona çıktın. Sonra ne oldu?” (Para alamama olasılığı moralini bozdu. Eskisi gibi iştahlı konuşmuyor. Üstelik bir de çay ısmarladı.) Biraz isteksiz:
“İşte yardım kampanyası başlattılar benim için. Programda bana öyle acındırdılar ki, ben bile kendime acıdım. Toplanan parayla arsa üzerine ufak bir gecekondu kondurdum. Kiradan kurtulunca biraz rahat nefes aldım.
Beş oğlumun beşini de okuttum. Üniversiteyi kazanamayan oğlum polis oldu. Everdim gitti. Diğerleri kazandı. Üniversite bitirdiler. Kazanan mı kazandı, kazanamayan mı kazandı anlamadım gitti. Üniversite bitirenler başımda kaldı. İş yok güç yok evde oturur dururlar.”
“İmam hatip okuluna, İlahiyata vermedin mi çocukları? Verseydin onlar da atanmıştı şimdi.”
“İstemediler. Bilsem o mekteplere verirdim.” dedikten sonra ayakkabıları uzattı. Kaçmamı beklerken boya sandığının üzerine üç tane yüz liralık bıraktım. Para üzeri verecek oldu nasıl vereceğini bilemedi. Kısa bir bunalım yaşadı. Gözlerime soru dolu bakışlarla baktı. Bir açıklama bekledi.
“Ustanın işine karışılmaz. Hadi al bakalım boya paranı.” dedim.
“Bir tane yüzlük versen olurdu. Al şu ikisini” diye uzattı. Çekmecesinden seksen lira daha çıkardı, verdi. Elimdeki paraları çekmecesine koyup kapattım;
“Usta, televizyoncu değilim yardım için program yapamam. Sana İskender ısmarlayıp o iyi insanların arasına katılmayı çok isterdim ama kendime de ısmarlamazsam haksızlık etmiş olurum. Öyle yaparsam bin lira gidecek şu dar zamanında. Ben sana bir kilo et parası vererek ucuza mal etmiş oldum. Tasarruflu olmayı severim. İyi ettim mi?”
“Çok iyi ettin abi! Kafan iyi çalışıyor vallahi! Bundan sonra İskender söyleyecek olanlara “yüz gram ete iki kilo et parası vereceğinize bana bir kilo et parası verin.” diyeceğim. Allah senden razı olsun! Ne muradın varsa versin!”
Ayakkabı boyacısını duygudan duyguya sürüklememin, bir de yazacak konu bulmanın bir karşılığı olmalıydı.
Ayakkabı boyacısı arkamdan; “dünyada ne ilginç insanlar var?” diye düşünmüş müdür bilemem.
Ahmet.kocak16@hotmail.com.

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SÜNNET ŞÖLENİ

İlçemiz Sarıkaya’da  Sarıkaya Belediyesi ile Yozgat Sarıkayalılar Derneği tarafından ortaklaşa sünnet şöleni düzenlendi. İlçede büyük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.