Anasayfa / Güncel / İSMAİL ÇETİN’İ ZİYARETİMİZ

İSMAİL ÇETİN’İ ZİYARETİMİZ

Okul arkadaşım, maarif müfettişi Halis Esmer’le ortak arkadaşımız olan emekli tarih öğretmeni İsmail Çetin’i ziyaret etmek için saat, 07.30’da Sarıkaya’dan yola çıktık. “Kahvaltıyı burada yaparsınız” demişti İsmail Çetin. Sarıkaya’dan Kayseri’ye kahvaltıya gidiyoruz. Uçağına binip kahvaltı için Avrupa kentlerine giden zenginlere döndük.
Boğazlıyan’ı geçtikten sonra önümüze düşen Erciyes Dağı bize yol gösterdi. Karlı dağlar eteğindeki ovaya yaz boyunca kar suyu göndererek can verir. Uludağ da Bursa Ovasını sular, bereket saçar. Erciyes’in doğurup, ovaya attığı Ali Dağı da yüksektir ama Erciyes’in gölgesinde kalır..
Ova tamamen konutlarla dolmuş. Otuz yıl önceden güzelim verimli ovaya dört beş katlı apartmanlar ekmişlerdi. Apartmanlar güzel ürün vermiş, on, on beş katlı gökdelenler, rezidanslar çıkmış. Yolları geniş, trafiği rahattı. Kolayca arkadaşımızın evine gidebildik.
Erenköy Mahallesi’nde yer alan Gediris’in Bağları’ndan bir bağı kurtarmış, bin üç yüz metrekarelik arsasına iki katlı bir ev yapmıştı arkadaşımız. Etrafını taş duvarlarla çevirdiği bahçesinin kenarlarına asmalar dikmiş, ortasını bahçe yapmıştı. Sağ tarafına meyve ağaçları dikmiş o bölümü çitle ayırıp kümes de yapmıştı. Tavuk ve horozları vardı.
İlçemizin Alifakılı köyünden olan İsmail Çetin’le tanışmam, Halis Esmer’le Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nde okudukları yıllara dayanır. Almanya’da çalışan babası genç yaşta vefat edince kardeşleriyle Sarıkaya ilçesine göçerler. Baran Caddesi’nde kiraladığı bir dükkânda yem ve küspe satarak atılır ticarete. Ardından kamyon alarak nakliyeciliğe de başlar. Evlerini yaparlar. İş değiştirir, elektrik malzemeleri satmaya başlar. Okulu bitirir. Birkaç yıl ataması yapılmaz. Zaten işi vardır. Elektrikçilik ve nakliyeciliğe devam eder. Ofisten buğday taşır, arkadaşı Halis’le Adana’dan kavun karpuz getirir satarlar. O zor yıllar ikisini de pişirir, yaşam mücadelesine hazırlar…
İsmail Çetin’in bir İlkokula ataması yapılır. Bir süre ilkokulda çalışır. Kamyonu satar, iş yerini kardeşine devreder. Kayseri Erkilet Ortaokulu Sosyal Bilgiler öğretmenliğine atanır. Kayseri’ye yerleşir. Eşinin Almanya’da görevlendirilmesi ile bir süre Almanya’da yaşarlar. Oranın sağlık sistemini gözlemler ve hayran olur. Çeşitli liselerde tarih öğretmenliği yapar. En son çalıştığı Anadolu lisesinden emekliye ayrılır.
Kahvaltıdan sonra o anlattı ben dinledim. İyi bir insandır ve bana da çok iyilikleri dokunmuştur. Vefalı bir dosttur. Otuz yıldır yüz yüze görüşemediğim arkadaşımla söyleşmek bana da iyi geldi.
Birlikte öğle yemeği için fırına verdiği “fırın ağzı” yemeğimizi getirdik. Güveç içinde kuşbaşı et, domates, biber, soğan ve diş diş sarımsakların gözüktüğü öğle yemeğimizi yedik.
Öyle ağır bir yemek yiyince eritmek gerekir; “Hadi sizi Erciyes’e götüreyim. Çayımızı orada içelim” dedi. Arabasıyla bizi Tekir Yaylası’na götürdü. “İşte ben bu yaylada uzun yıllar arıcılık yaptım. Arılarımı getirir bu gördüğünüz yamaca koyardım.” dedi.
Erciyes Dağı kayak tesislerini, yolcu taşıyan teleferiklerini, otellerini, çeşmesini, düzgün kesilmiş odunların köpükle tutturulduğu “ERCİYES” yazsını gördük. Arkasından güneş vuran çatal zirveye yakından bakma olanağı elde ettik. Kayseri’ye kuş bakışı baktık.
Dönüş yolunda Kayseri’nin zenginlerinin yazlık evlerine baka baka indik aşağılara doğru. İş yerlerine girdiğimizde;
“Hoş geldin. Buyur şöyle otur.”
“Ne içen aazını yidiğim? Soğuk bi şiy iç.”
“Bu da var. Bu da var. Hepisi bir birinden gozel daal mi gadasını aldıım?” diye önümüze mallarını seren; bir şey almadan çıkarken arkamızdan:
“Gine beklerik” diyen Kayseri esnafları dimek böyle evlerde mi yaşarlarmış? İşyerlerinde bizi alçakgönüllülükle karşılayan ‘Yazık! İyi, hürmetli de adammış. Bir şeyler alayım da çoluğuna çocuğuna ekmek götürsün’ diye düşünerek alış veriş yaptığımız adamlar böyle geniş bahçe içinde ve kale gibi kapıları olan villalarda mı yaşarlarmış?
Dönüşte arkadaşımız ikimize de bolca meyve toplayıp yolluk hazırladı ve bizi yolcu etti sağ olsun! Dönüş yolunda; “bir yerde dur da hediyelik sucuk alalım gelmişken” diyen Halis Bey için bir sucukçu dükkânında durdum. Kilosu iki yüz doksan lira olan sucukları gösteren satıcı: “Çok şanslısınız indirime denk geldiniz. Dün üç yüz elliden satıyorduk” dedi. İndirimli mal almaya bayılırız millet olarak. Hemen birer kilo sucuk aldık ucuz(?) bulmuşken. Pastırmaya da yüklü bir indirim yapmışlar ama maaşlar “sakın ha!” diye bağırınca alamadık tabii.
Değerli dostum İsmail Çetin’e bizi çok iyi ağırladığı ve ucuz sucuk almamıza vesile olduğu için çok teşekkür ediyorum.
Güzel bir ziyaret, güzel bir gezi saat yirmi üçte evlerimize dönüşümüzle sona erdi.
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SÜNNET ŞÖLENİ

İlçemiz Sarıkaya’da  Sarıkaya Belediyesi ile Yozgat Sarıkayalılar Derneği tarafından ortaklaşa sünnet şöleni düzenlendi. İlçede büyük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.