Anasayfa / Güncel / MAHRUM BİR KÖYDE YAŞAMAK

MAHRUM BİR KÖYDE YAŞAMAK

Köy: Türkçe, Osmanlı Türkçesi ve Kırım Tatarcası gibi coğrafi olarak batıya özgü Batı Oğuz dillerinde “köy” sözcüğüdür. Farsça “güy” ya da “küy” sözcüğünden ödünç alındığı anlaşılıyor.
Mahalle: Arap dilinde “inip konulacak yer” anlamına gelen, “mahall, halel ve hulul” sözcüklerinden türemiştir (Ayverdi, 2010: 755). Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla mahalle, “Bir şehrin, bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biridir.
İnternete sordum böyle yanıt verdi. Köyler anakentlere bağlanınca köy yerine mahalle denilmeye başlandı. Çayına tek şeker atan biri garsondan bir şeker daha isterken;
“Bir şeker tat vermedi bir şeker daha versene hiyerif.” der ya; benim için de köye mahalle demek aynı şekilde olduğu için köy demeye, yazmaya devam ediyorum.
Son kırk yılımı ilçe ve anakentlerde yaşadım. Bu yaşımdan sonra mahrum köyde yaşamak da varmış. Kasım ayından beri yağan karların kalkmadığı üzerine tekrar tekrar kar yağdığı, esen sert rüzgârların önüne kattığı karları oradan oraya sürüklediği, çukur yerlere doldurduğu bir yer. Sanki kumun yerini karın aldığı bir çöldeyim.
Kırk yıl önce bu köyde öğretmenlik yapmıştım. Şubat tatilinden dönüğümde kar yağdı kar üstüne üç ay aylığımı almak için ilçeye gidememiştim. Üç aylığı birden alınca kendimi zengin hissetmiştim.
Günümüzde taşımalı eğitim olduğu ve çoğu öğretmenin ilçede oturup servislerle köylere gidiş geliş yaptığı için köy yolları sürekli açık tutulmaya çalışılıyor. Açamazlarsa okullar tatil ediliyor. Toprak yolların kenarlarında sürekli yol açılmasıyla bir metreye yakın kardan duvarlar oluşmuş, otobanlardaki bariyerlerin yerini almış gibi. O nedenle araçlar duvarın arasında kalan yoldan çıkmadan yoluna devam ediyor. Bir aracın geçebileceği kadar yol açılmış, karşıdan araç geldiğinde ona yol vermek için ara ara cepler yapılmış. Kış boyu bu yollardan gidilecek, gelinecek.
Köyde sadece özel bir şirketin telefonu ve interneti çekiyor. O da pek sağlıklı değil. Tabi fahiş fiyatlar alıyorlar. Yatırımı devletin yapmasını beklerdim. Devletin servis sağlayıcısı sınıfta kalmış. Şimdi devlet şirketleri de özel şirketler gibi kazancına bakıyor. Para kazanamıyorsa hizmet vermiyor.
Üç gündür tipi eşliğinde yoğun kar yağdı. Elektrikler kesildi. İnternete erişim yok. Pilli radyolar da olmadığından dünya ile bağlar koptu. Ters esen rüzgâr soba yakılmasına izin vermiyor. Bu soğukta nasıl yaşanacak? Battaniyeye sığınmalı. Tüple çalışan ocak da olmasa yemek de yapılamayacak.
Şiddetli tipi estiği zamanlarda yol açmak boşunadır. Açmadılar da zaten. Okullar tatil edildi. Ancak ağır bir hasta olunca telefon edilip ambulans istenebiliyor. Yoksa telefon da edilmiyor. Sabah dış kapıyı açtığımda tipinin bir metre yığdığı kar içeriye doğru uçtu. Hemen temizledim. Kömürlük, küllük, ev arasına kürekle patikalar açtım. Bunu hep yapıyorum. Eskiden okula gelen öğrencilerimiz birer tezekle okula gelirlerdi. Şimdi bakanlık okullara yeterli odun ve kömür veriyor. Bu güzel bir gelişme. Kırk yıl önceki gibi aynı toprak yol duruyor. Sadece evlere elektrik, su, internet gelmiş.
Canım sıkıldı şöyle bir parka gideyim, çarşıya gideyim, markete gidip alış veriş yapayım yok. Yürümek patikalarla sınırlı. İstediğin yere değil, patikanın götürdüğü yere gidebiliyorsun. Karlar eriyip çamurlar kuruyunca, çiçekler açıp çimenler uç verince tepelere doğru gezmeye çıkılacak gibi hayaller yaşama tutunmayı sağlıyor.
Mahrum bir köyde yaşamanın kötü yönlerini bırakıp iyi yönlerini yazayım;
Sessizlik var. Deliksiz uyku uyunuyor. Kuzine sobaya patates atılıp tuz atmadan (tansiyon var)yeniyor. Kombinin yapay ve yetersiz ısısı yerine kömürün doyurucu sıcağında insanın sırtı kızıyor.
Ünlü yazarlar roman yazmak için konusuna göre ilgili yere gidip romanı bitene kadar orada yaşarlar. Örnek; Orhan Pamuk “Kar” adlı romanını Kars’ta bir kış geçirerek yazmıştır. Ben de kırk yıl önce burada başlayıp; çizgili ilkokul defterine yazmış olduğum “Kırk Yıl Sonra” adını verdiğim romanı bilgisayara geçip son şeklini vermek için uğraşıyorum. Bu köyde başladığım romanımı bu köyde bitireceğim.
Burada yaşam ucuz. O kadar mahrumiyete bir de pahalılık olsaydı haksızlık olurdu. Tamirciler ufak işlerde ya para almıyor ya da “ne verirsen” diyor. Esnaf ve ilçe halkı çok saygılı. Bir şey sordun mu işini bırakıp yanıt veriyor. Bir yeri sorarsan seni oraya kadar götürenler oluyor. Çok kahve ve çay ocağı var. Aşırı soğuk olması nedeniyle kahvelerde ve lokantalarda sigara içebiliyor. Duvarlarda sigara içmek yasak levhası da var. Yemekler bol kepçe ve ucuz. İlçedeki yabancılar hemen belli oluyor ve hepsine “hocam” diye sesleniyorlar. Akşam oldu mu bozulup donmayacak malların üzeri branda ile örtülüp öylece bırakılıyor. Hırsızlık olmuyor.
Üç harfli marketlerde fiyatlar (sebze meyve hariç) Türkiye genelindeki gibi. Genelde sıra oluyor.
Su bedava ve bol. Evde en sonda olan musluk sürekli açık tutuluyor. Yoksa donuyor bahara kadar akmıyor. Arabalar her akşam on dakika çalıştırılıp aküsü dolduruluyor. Isının -50 dereceden de düşük olan Sibirya’daki Yakutiye’ye göre durumumuz iyi. Onlar arabalarını sürekli çalışır durumda bırakıyorlarmış.
İlçedeki bazı güncel fiyatlar:
Çay 5 Lira. Bir kilo kıyma ve kuşbaşı: 650 Lira
Belediye ekmeği (Sırada bekleyip alabilirsen. Ben bir aydır alamadım.) 5, normal ekmek 9, Ramazan pidesi 22 TL. Beyaz peynirin kilosu 200, taze kaşar 325 Lira.
Ahmet KOÇAK

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

T.C.SARIKAYAİCRA DAİRESİ 2025/211 TLMT. TAŞINMAZIN GAZETE VEYA İNTERNET HABER SİTESİ İLANI

T.C.SARIKAYA İCRA DAİRESİ 2025/211 TLMT. TAŞINMAZIN GAZETE VEYA İNTERNET HABER SİTESİ İLANI Bir borçtan dolayı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.