Anasayfa / Güncel / VEYSEL İLE FERDİ

VEYSEL İLE FERDİ

Veysel ile Ferdi köylerinde ilkokulu bitirdiler. Öğretmen Ferdi’nin babasına:
“Oğlunuz zekidir, çalışkandır. Okutun. Ziyan olmasın.” derken Veysel’in babasına bir şey demedi. Babası bu sessizlikten anlayacağını anladı ama yine de ortaokula yazdırdı Veysel’i. İki yıl üst üste sınıfta kalınca belgelenip (eskiden öğrenim hayatını bitiren belge) köyüne döndü.
FERDİ: Dört erkek, bir kız kardeşi olan Ferdi’yi babası ortaokula yazdırdı. Madem öğretmen öyle dedi ceketimi satar yine okuturum çocuklarımı, anlayışındaydı. Ardından diğer kardeşleri ortaokula başladılar. Kız kardeşleri hariç hepsi de üniversiteyi bitirdi. Onlar okulları bitirirken babaları da önce koyunları, ardından büyükbaş hayvanları en son da ekip biçtikleri tarlaları bitirdi.
Ferdi ve kardeşleri çok yokluk çekerek okudular. Üniversite bitiren Ferdi askerden sonra girdiği memurluk sınavını kazanarak memur oldu. Mesai arkadaşlarından birinin kızıyla evlendi. Geçim zorluğu yaşayınca karısı da bir fabrikaya girip çalışmaya başladı. Yaşamın asıl zorluğu çocuklar doğunca başladı. Karısı vardiyalı çalıştığı, yorgun ve uykusuz geldiği için tüm yük Ferdi’nin omuzlarındaydı. Dört çocukları oldu; iki oğlan iki kız. Çocukları kimi zaman komşu kadınlar elinde, kimi zaman kreşlerde ser sefil; sabah uykusu uyuyamadan, düzenli beslenemeden, bulduklarını yiyerek büyüdüler. Çocukları hasta olduğunda ikisi de ne izin alabildi ne rapor. Akılları hep çocuklarında işlerine devam ettiler. Aldıkları kiraya ve geçimlerine ancak yetiyordu. Konserve, makarna, beklemiş yemeklerle ömürleri geçti. Ne buldularsa onu yediler. Şöyle canlarının çektiği nefis bir yemek yiyemediler. Bekârmışlar gibi ev yemeği yüzü göremeden yaşamları sürdü. Ne bayramlar bayram gibi ne hafta sonları hafta sonu gibi olmadı. Yazın sıcakta, kışın soğukta belediye otobüslerinde İstanbul’un yoğun trafiğini her gün çektiler.
Mazeretsiz işe bir gün gitmeseler uyarı, üç gün gitmeseler kınama, beş gün gitmeseler terfi durdurma veya aylıktan kesme, dokuz gün gitmeseler görevden atılma cezalarıyla karşılaşıyorlardı. O nedenle işlerine düzenli olarak devam ettiler.
Sosyal güvenlik kurumu emekli keseneklerini her ay bordrolarından kesti. Onlar da çocuklarına yüksek tahsil yaptırırken başlarını sokacak bir ev alamadılar. Emekli olunca rahat edecekleri hayaliyle çalıştılar çalıştılar…
Aradan yıllar geçti. Çocukları okuttular. Büyük oğlan işe girince onu everdiler. İki kızı da evlendirince yanlarında tekne kazıntısı çocuk kaldı. Üniversiteyi bitirmiş, işe girememişti. Bulduğu işlerde çalışarak en verimli çağını baba evinde geçiriyordu. Yaşı kırkı bulmuş hala yuva kuramamıştı.
Emekliye ayrıldılar. Zor yaşam şartları onları yıpratmış, sağlıklarını bozmuştu. İkisi de şeker hastasıydı. Ferdi kalp krizi sonrası bay pas ameliyatı geçirmişti. Çalışan memurlara verilen seyyanen sekiz bin lirayı alamayınca emekli aylığı on üç binde kalmıştı. Karısının eline de on bin geçince bir aylığı kiraya kalanını diğer gereksinimlere harcamaya başladılar. Çalışırken çok sıkıntı çektiler emeklilik günlerinde rahat edebilmek için. O da olmadı. Hastane, ilaç masraflarını karşılayamaz oldular. Anneleri vefat edince köyde yalnız kalan ve hastalanan babasını da yanlarına alarak bu sefil yaşama onu da ortak ettiler…
VEYSEL: Dört kız kardeşini Almancı çocukları kapış kapış edip, küçük erkek kardeşini de enişteleri Almanya’ya götürünce Veysel babasının yanında kaldı. Köylerinden İstanbul’a göçmüş birinin fabrikada altı aydır çalışan kızıyla evlendi. Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraştı. Karısı, herkes evlenip kente gelin giderken kendisinin köye gelin gelişini ilk zamanlarda kabullenemedi. Rahat, güzel bir yaşantı süreceğini bilemezdi…
Canları ne zaman isterse o zaman uyuyup uyandılar. Canları ne zaman isterse; doğal ürünlerle kahvaltılarını yaptılar. Karısı çeşit çeşit yemekler yaptı, horantaca yediler, içtiler. Çocuklar ailenin güvenli ortamında uykularını alarak, iyi beslenerek, dede, nine ilgisi ve sevgisiyle büyüdüler. Onlar da babaları gibi okula gitmeye gerek görmediler. Askerliğini bitireni amcaları Almanya’ya götürdü. Dev bir traktör aldı Veysel. Yılda üç ay çalışıp dokuz ay yiyip içip yan gelip yattı.
Çiftçi kaydı vardı. Birkaç yıl pirim yatırdıktan sonra; “amaan norecaam” diye düşünüp bir daha yatırmadı. Af çıktığını duyunca “fazla mal göz çıkarmaz” diye düşünerek primleri toptan yatırıp emekli oldu. İhtiyacı yoktu, gül gibi geçinip gidiyordu. Bu da el harçlığı olurdu.
Karısına da geçmişte sigorta kaydı varsa eksik primleri yatırınca emekli olma olanağı çıkınca onu da emekli etti. Oldu mu sana kaymaklı kadayıf!
Veysel İle Ferdi yan yana;
Babası vefat edince Ferdi belediye aracıyla cenazeyi köye getirdi. Mezarlıkta ikisi yan yana, biraz ötede de karıları yan yana geldiler. Altmış beş yaşlarındaydılar. Ferdi seksen Veysel elli yaşında gibi, karısı Veysel’in karısının anası gibi gözüküyordu.
Mesaj;
Ferdi İstanbul’a döndü. Yol yorgunuydu kanepeye uzandı. Cep telefonundan Facebook’a girdi. Veysel kopyala yapıştır bir mesaj paylaşmış; “Memurlara verilen seyyanen sekiz bin yetmiş yedi lira tüm emeklilere de verilsin!”
Öğretmeninin babasına dediği -o zaman mutlu eden, şimdi üzüntü veren- sözü geldi aklına; “Oğlunuz zekidir, çalışkandır. Okutun. Ziyan olmasın.” Acı acı gülümsedi. Televizyonda Ferdi Tayfur “İçim Yanar” şarkısını söylüyordu. Yorgundu ve uyuyakaldı…
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SÜNNET ŞÖLENİ

İlçemiz Sarıkaya’da  Sarıkaya Belediyesi ile Yozgat Sarıkayalılar Derneği tarafından ortaklaşa sünnet şöleni düzenlendi. İlçede büyük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.