Anasayfa / Köşe Yazarları / NASIL EVLENDİNİZ?

NASIL EVLENDİNİZ?

İkinci teneffüsün on dakikasını geçirmek için öğretmenler odasına girdim. Odada beş kadın öğretmenin arasında tek kalmış, emekliliği dolmuş uzatmaları oynayan, emsalim Bilal bey’i kadın öğretmenlerin sıkıştırdıklarını gördüm. Sohbetleri yeni başlamış gibiydi. “Bilal hocam nasıl evlendiniz yengeyle?” O geçiştirmek için: “Herkes gibi evlendik işte.” diye savuşturmaya çalıştı. “Yani arkadaşlık, flört, nişanlılık döneminiz olmadı mı? Sizin yörede nasıl oluyor bu işler?” diyorlar, O: “Bizim ora Türkiye’nin dışında değil ki farklı olsun? Sizinki nasıl olmuşsa bizimki de öyle oldu işte.” dedi. Bir türlü ağzından laf alamıyorlardı. Ders zili çaldı hepimiz sınıflara dağıldık.  İkinci teneffüsün on dakikasını geçirmek için öğretmenler odasına girdim. Odada beş kadın öğretmenin arasında tek kalmış, emekliliği dolmuş uzatmaları oynayan, emsalim Bilal bey’i kadın öğretmenlerin sıkıştırdıklarını gördüm. Sohbetleri yeni başlamış gibiydi. “Bilal hocam nasıl evlendiniz yengeyle?” O geçiştirmek için: “Herkes gibi evlendik işte.” diye savuşturmaya çalıştı. “Yani arkadaşlık, flört, nişanlılık döneminiz olmadı mı? Sizin yörede nasıl oluyor bu işler?” diyorlar, O: “Bizim ora Türkiye’nin dışında değil ki farklı olsun? Sizinki nasıl olmuşsa bizimki de öyle oldu işte.” dedi. Bir türlü ağzından laf alamıyorlardı. Ders zili çaldı hepimiz sınıflara dağıldık.  Üçüncü teneffüste yine aynı kadro ile aynı konu açılmıştı. Esma Hocanım Bilal beyin ağzından laf alabilmek için:  “Ben kendi evliliğimi anlatayım: Eşimle bir ortak arkadaşımın düğününde tanıştık. Beni beğendiğini, arkadaş olmak istediğini söyledi. Erkek arkadaşım yoktu. Pek yakışıklı sayılmazdı. Hala da öyledir kendisi. Boyu kısa, hafif göbekli genç bir muhasebeciydi. “Bununla evlenilmez de beyaz atlı prensimi bulana kadar idare edeyim bari” (burada attığı şuh bir kahkaha öğretmenler odasını çınlattı.)  diye düşünerek arkadaşlık teklifini kabul ettim. Ardından buluşmalar başladı. Bir de baktım flört dönemini yaşıyoruz. Ay! ben hala beyaz atlı prensimi arıyorum onun kolundayken hah hah hay! Beyaz atlı prensin gelmeyeceğini düşünmeye başladığım bir dönemde yemek yediğimiz akvaryumlu bir lokantanın dev akvaryumunda gözüme çarpan, balıkların arasından gördüğüm bir dalgıcın elinde bize doğru tuttuğu, “Benimle evlenir misin Esma?” yazısını okuyunca: “Bu Esma ben miyim?” diye sormamın ardından kendimi nikah masasında buldum.” diye kendi evlilik öyküsünü anlattı. “ Hadi Bilal hocam şimdi sıra sende.” dediği sırada içeri giriş zili çaldı. Bu zil Bilal hocayı kurtarmıştı.Hepimiz derste on dakikalık teneffüs saatini iple çekiyorduk ve ilginç evlilik öykülerini dinleyecek olmanın heyecanını yaşıyorduk. Bilal hoca anlatmak istemedikçe “bu işte bir iş var.” diye düşünerek dersi bitirdik.Dördüncü teneffüste ekip yine bir aradaydı. Onun nazlandığını anlayan Aysel öğretmen; Ayrıca rakibi Esma’dan geride kalmamak için- “Bilal hocam ben de nasıl evlendiğimi anlatırsam anlatır mısın? “ diye sorunca Bilal hoca’da bir gevşeme oldu; “ Tamam anlatırım. Anlatacak sizinki gibi ilginç bir evliliğim olmadı ama yine de sizi kırmam, anlatırım.” dedi.Aysel Hanım başladı anlatmaya: “ Ben de şimdiki herifimle evlenmeyi hiç düşünmemiştim. Bizim okuldaydı. Benden bir sınıf önde sırnaşık biriydi. Ben hiç ilgilenmezdim. O etrafımda dolanır dururdu. Her çarşı iznine çıktığımızda kız arkadaşlarımla çarşıda gezerken hep gölge gibi bizi takip ederdi. Arkadaşlarım onun peşimizden geldiğini görür; “senin aşık yine peşimizde.” der gülerlerdi.  “Beni izleme. Seninle asla evlenmeyeceğim.” diye söylesem de sanki hiçbir şey dememişim gibi hep peşimde gezmeye devam etti. Doğrusu ben de güzel değildim. Peşimde ondan başka biri yoktu. Okulda çok yakışıklı çocuklar vardı. Hiç biri yüzüme bile bakmazdı. “Benim nasibime bu çirkin çocuk düştü” der üzülürdüm. Çirkin sayılsam da herkes kendini beğenir. Ben onun kadar yapışık, yüzsüz birini hiç görmedim.” dedi. Esma hoca dayanamadı: “Eee! madem sevmiyordun. Onunla mı evlendin yoksa? “ Aysel: “Kele dur gııı! Anlatacağım sabırlı ol biraz. Tabi ki onunla evlendim. O kendini dünyanın en yakışıklısı sanır hala.” derken içeri zili çaldı. En heyecanlı yerinde bırakıp sınıflarımıza dağıldık. Beşinci son teneffüs, son şansımız. Aysel hanım’ın samimi anlatımı Bilal hocayı da itirafa zorladı. “Evet Bilal bey şişe seni gösteriyor” diyen Necla hocadan sonra biraz mahcup Bilal Hoca başladı anlatmaya: “Eğitim enstitüsü bizim ilde de vardı ama ben uzakta bir eğitimde okumayı tercih ettim. Malum o yıllarda anarşik olaylar çok yaşanıyordu. Bizim oranın eğitimi benim görüşüme ters ve ben, benim görüşümün hakim olduğu uzak bir ilde okumak zorunda kaldım. Böylece iki yıl kendi ilime ve köyüme gidemedim can güvenliğinden dolayı. Okulu bitirdim. Tayinim çıktı. Atandığım köye gittim. Bir yıl çalışmamın ardında 12 Eylül darbesi olunca ancak köyüme gidebildim. Köye gittiğimde; teyzemin benden iki yaş küçük kızı bizim evde bana hizmet ediyordu. Ailem de bizi sık sık bizi yalnız bırakıp gidiyorlardı. Bu durum bana normal değilmiş gibi geldi. Tandırlıkta kendini oyalayan annemin yanına gittim: “Ana bu Tenzile niye hep bizde duruyor?” diye sordum. “Ne var bunda? Teyzenin kızı değil mi? “ diye soruma soru ile yanıt verince temelli kuşkulandım: “Benden gizlediğiniz bir şey mi var?” dedim. Annem de: “Sen okurken biz teyzen gile gidip Tenzile’yi sana istedik. Onlar da verdiler. Sen yokken düğünüzü de yaptık. Biliyorsun benim yardımcıya ihtiyacım vardı. Bize çok faydası oldu. Sen de üç sene hiç köye gelmedin. Telefon yoktu ki söyleyelim.” Ben:  “Böyle şey olur mu? Böyle evlilik olur mu?” diye itiraz edecek oldum: “Daha ne istiyorsun? İşte sana düğünü yapılmış, hazır, zahmetsiz bir karı!” demesinin üstünden tam yirmi beş yıl geçti. Çoluk çocuğa, torun tosuna karıştık. İşte çok merak ediyordunuz benim evlenmem de böyle oldu.” demesiyle tüm kadın öğretmenlerin ağızları bir karış açık kaldı. Herkes Bilal hocaya acıyarak bakmaya başladı. Bilal hocanın son teneffüste anlattığı evlilik öyküsünden sonra bir daha öğretmenler odasında “Nasıl evlendiniz?” sorusu sorulmadı hiç. Sırada olanlar da bu durumdan yararlanarak kendilerinin nasıl evlendiğini anlatmaktan kurtuldu.  Bilal bey’in yarasını deşmemek için konu hiç açılmadı. Peki, siz nasıl evlendiniz?..

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇITALI UÇURTMA

İlkokul dörtten beşe geçtiğim yaz tatilindeyken bir sabah çekiç, keser sesleriyle uyandım. Kahvaltıdan sonra dışarı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir