Şu teknoloji ne harika bir şey; yaşamımızı kolaylaştırırken can ve mal güvenliğimizi de sağlıyor. Teknolojik gelişmede insanlık henüz yolun başındadır. Yolun başı böyle de ilerisi nasıl olacak? Yaşarsak göreceğiz. Ev ve işyerlerini koruyan güvenlik kameraları, arabalarımızı koruyan şifreli kontak anahtarları, alarmlar, cep telefonuyla evdeki aletleri çalıştırmalar; hele de cep telefonu ne güzel alettir değil mi?
Bizim gibi geri, bilimsel gelişmeye katkı sunamayan, ezberci eğitimden geçerek eli kolu bağlanan toplumlar ancak satın alarak erişebiliyor bu teknolojik araçlara. O aletleri yapmak şöyle dursun nasıl işlediklerine bile aklımız ermiyor. Nedeni; bilimsel ve akılcı eğitimden uzaklaşmamızdır.
Hırsızlar da teknolojik araçları etkisiz hale getirmek için yarışıyorlar. Bütün bu güvenlik araçlarını aşan hırsızlık öykülerini duyunca çok şaşırdım. Hep ben mi şaşırayım? Size de anlatayım biraz da siz şaşırın;
Yeni nesil taşıtların kontak anahtarları şifreli ve en fazla iki adet olabiliyor. Üçüncüyü yaptırırsanız yazılım sistemi üçüncüsünü kendiliğinden iptal edip, işe yaramaz hale getiriyor. Kaybettiğiniz kontak anahtarını iptal ettirebiliyor, yenisini yaptırabiliyorsunuz.
Adamın biri başka bir ilde emsallerine göre ucuz bir otomobili almak için o ile gidiyor. “Arabanın yedek anahtarı yok.” diyorlar. Yenisini yaptırırım diye düşünüyor, sorun etmiyor. Satıcı adamın başka bir ilden geldiğini bildiği için soruyor:
“Sizin bildiğiniz bilirkişi(ekspertiz) işletmesi varsa oraya gösterin arabayı.”
“Yok” diyor adam. O zaman yakında bir bilirkişi işletmesi var oraya götürelim istersen, diyorlar. Oraya gidiyorlar arabada hiçbir kusur yok. Seviniyor adam böyle temiz arabayı ucuza aldığı için. Rapor alınıp mutlu olunduktan sonra yine soruyor satıcı:
“Sizin tercih ettiğiniz bir noter varsa oraya gidip satışı verelim. Ödemeyi de orada yaparsınız.” Adam kenti bilmediği için onu da satıcıya bırakıyor. Kenar mahallede bir notere gidiyorlar. Noterde satış gerçekleşiyor. Satıcıya parasını elden ödüyor. Arabayı adama teslim ediyorlar. Yeni arabasıyla geliyor. Evinin önüne park ediyor.
Sabah uyandığında arabanın yerinde olmadığını görüyor. Tabi soluğu karakolda alıyor. Ruhsatın da plakanın da sahte olduğu anlaşılıyor Araç aranıyor bir türlü bulunamıyor. O kişilere para ödediğine dair elinde bir belge de olmadığından bir şey yapılamıyor. Araç başka bir aracın plakasıyla trafiğe çıkmış. Eksper de noter de sahte imiş. Hırsızlar şebeke halinde çalıştığı için bir tabela ile işi hallediyorlar. İş bittikten sonra tabela başka bir satışta, başka bir adreste kullanılmak üzere sökülüyor. Sahtekârlar adamdan aldıkları parayı afiyetle yiyorlar. Bu tür sahte işlerde yakalananlar da oluyormuş ama elde delil olmayınca sorgudan geçirilip salıveriliyorlarmış.
İstanbul’da yine böyle bir şebekeden araba alan başka biri anlatıyor:
“Arabayı almak için anlaştık. Genelde böyle arabalar ucuza pazarlanır. Kısa sürede alıcı bulur. Ucuz olunca kuşku içindeydim. Bir yandan da, ‘gönül kârda gezermiş ya, ben de kazanç peşindeyim herkes gibi. Bildiğim bir noter varsa oraya götürelim, diyerek güvenimi kazandılar. Onların önerdiği notere gittik. Noterin numarası bana yabancı gelmedi. Sanki o numarada olan bir noterde iş yaptırmıştım. O noter başka bir mahalledeydi. Yeri mi değişmiş veya ikinci şubesini mi açmışlar, diye kuşkularım iyice arttı. Bir bahaneyle yanlarından ayrıldım. İnternetten noterin numarasını bulup aradım. Aynı yerlerine olduklarını söylediler, adres istediler. Konum attım. Hemen polisi aradım. Noter de aramış. Yukarı çıktım sahte noter çalışıyor. İçeride başka müşteriler de var. Onların işi bitince bizim işleme başlayacaklar. İşlem bitmeden polis baskın yaptı. Hepsini aldı. Müşteriler de sahteymiş.”
Başka bir mağdur anlatıyor:
“On beş yıl önce ucuza satılan bir cip buldum. . Bursa’dan binip bin kilometre uzaktaki kente vardım. Kendim oto tamircisi olduğumdan motoruna kaportasına baktım iyi görünüyordu. Arabayı aldım. Düştüm yola. Üç yüz kilometre gittikten sonra araba titremeye başladı. Gece yarısıydı durmadan yoluma devam ettim. Sabaha Eskişehir’e geldim. Orada bir tamirciye girdim tamirciyle inceledik hiçbir şey bulamadık. Arabanın altına bakınca titremenin nedenini anladım. Vites kutusunun dışı boydan boya çatlakmış. Çatlağı kaynakla tutturup, üzerine de silikon sürmüşler. Yolda gelirken kaynak çatlamış. Ben öylece yola devam etmişim. Az daha gitsem dişliler kullanılmaz hale gelecek beni yolda bırakacakmış. . Cipin altına bakmak hiç aklıma gelmemişti.”
Cip Avrupa malı olduğu için parçayı Türkiye’de bulamadım. Sık görülen bir durum olmadığı için getirtmemişler. O ülkeden istemek zorunda kaldık. Cipe ödediğim paranın yarısına ancak getirtebildim. Cip bana çok pahalıya mal oldu. Ekspertizler çok iyi oldu. O zaman olsaydı onu fark ederlerdi.
Gelişen teknoloji ile gelişen hırsızlar kapışmaya devam ediyorlar. Dikkatli olmakta yarar vardır. Ucuz araç alacak olanlar daha da dikkatli olmalıdırlar.
Yolsuzlardan ve hırsızlardan, sahtekârlardan uzak günler diliyorum.
ahmet.kocak16@hotmail.com.