Anasayfa / Güncel / ŞEHİR HASTANESİ SERÜVENİM

ŞEHİR HASTANESİ SERÜVENİM

Sağlık Bakanlığı’ndan telefonuma “Altmış yaş üzeri ücretsiz kanser taraması yapılacak. Yaptırır mısın?” gibi bir ileti geldi. O taramaları iyi bilirim; üç ay hastaneye git gel, bir türlü bitmez. En iyisi kalbime baktırayım; kalp sağlamsa gerisi önemli değil diye düşündüm. Erzurum Şehir Hastanesi Kardiyoloji bölümünden randevu aradım. Bir hafta sonraya randevu vermesinler mi? Doktorları tanımıyorum. 12 Mart Cuma günü saat dokuzda hangi doktor uygunsa onu seçtim. Randevu erken saatte olunca bir gün önceden gitmem gerekiyordu.

Hastane, Atatürk Üniversitesi yerleşkesinde Üniversite Hastanesi’ne de yakınmış. Sınavlara girerken bir gün önceden sınava gireceğim sınıfı görürdüm. Hastane büyüktür. Muayene olacağım odayı bulayım da sabah geç kalmayayım dedim. Sora sora, yanlış yerlere gide gide bir türlü bulamadım. Bulduğumda yorgunluktan bitkin düşmüştüm. Telefonumdan kaç adım attığıma baktım; on bin adım atmışım. Şehir hastanelerini yürüterek sağlığımıza kavuşturmak için öyle büyük yapıyorlar demek ki!

Önce hastane yakınında kalabileceğim bir otel araştırdım. Bir hastane çalışanına sordum. Çalışan:

“Yakında bir otel var ama pahalıdır. Kalmazsınız.”

“Neden kalamam?”

“Belli emeklisin. Kalamazsın.”

“Bildin. Başka önereceğin yer var mı?”

“Siz en iyisi daha uygun olan üniversite konuk evlerinde kalın.” dedi.  Önerisine uydum. Yıllardır otelde kalmadığım için fiyatlar hakkında bilgim yok. Bilgim olsa ne olacak haftada bir fiyat ayarlaması yapılıyordur. İlk konuk evine sordum tek kişilik oda 1 650 liraymış. (Evimde daha konforlu, daha temiz yatağımda bedava yatıyorum.) Çok pahalı geldi. Otelcilik uygulama oteline gittim o da pahalı. Başka bir konuk evi buldum onda da üniversite öğretim üyeleri kalıyormuş. “Ben de öğretim üyesi sayılırım” desem de kabul etmedi. “Onlar bizim öğretmenevlerinde kalıyorlar ama” diye kakıç kakıp ayrıldım.

Merkeze gitmeye karar verdim. Hiç bilmeden kentin batısında olan hastaneden doğuya doğru dümdüz gidersem kent merkezine giderim diye düşünüp arabayı sürdüm. Gerçekten de geldim. Park edecek yer bulamadım. Dolandım durdum. Baktım biri çıkıyor onu bekledim. Bu arada trafik sıkıntıya girdi. Korna çalan çalana…

Erzurum merkezde otellerin yoğun olduğu bölgede otel aradım. Bir kaç otel gezdikten sonra lokantası da olan bir otel ayarladım. Fiyatı 1300 lira. Zaten hastaneden buraya geliş, sabah gidiş ve park yeri ararken üç yüz liradan fazla mazot gitmiştir. Çok açtım. Arabayı park ettikten sonra biraz dolaştım. Açık bir tane lokanta ve yemek yenecek bir yer yoktu. Otel sahibine sordum;

“Burada ramazan ayında hiçbir lokanta açmaz. Açsa da müşterisi olmaz.”

“Olur mu öyle şey? Dışarıdan gelen; oruç tutmayanlar, yaşlı, hasta olup tutamayanlar, kadınlar, çocuklar ne yiyecekler?”

“Ha onlar çoğunlukla açık olan AVM lokantalarına giderler. Nerelisiniz?”

“Yozgatlıyım.”

“Burayı eleştiriyorsun ama senin memleketin de buradan farklı değil. Gazetede okumuştum; ramazanda sigara içen birini dövmüştü sizin Yozgatlının biri de adam savcı çıkmıştı.”

“Memleketimden örnek verdin. Burada Ramazanla ilgili yaşanan şeyler vardır. Anlatsana.”

“Bizim bura sağcıdır. Eskiler anlatırdı; oruç yiyenleri dövmek için gençler sabah bir araya gelirlermiş. Önce kahvaltı yapar karınlarını iyice doyurup sonra çıkarlarmış.”

“Senin lokantayı açsan ne olur?”

“Açmam da açarsam biri çıkar camları indirebilir.”

“Bu devirde olur mu?”

“Olur mu olmaz mı denemek lazım. Hiç deneyen olmadı.” Adam yine sordu:

“Abi sen gerçekten Yozgatlı mısın?”

“1500’lü yıllardan beri Yozgat’ta yaşayan bir aileden geliyorum.”

“Allah Allah!” deyip kafasını sağa sola salladı. Belli ki adamın kafasında oluşturduğu Yozgatlı görüşünü darmadağın etmiştim.

Sabah hastaneye gittim. Kalabalık olacağını düşünmüştüm. Çok seyrek hasta vardı. Onu da sordum, “Ramazan olduğu için sakin. Ramazandan sonra gelsen bura ana baba günü gibi olur.” dediler.

EKG çekin dediler çektirdim. Yardımcısı kadınla şakalaşan doktor ultrasonla kalbime baktı; “Kan tahlil isteyelim” dedi. Sordum:

“Doktor bey kalbim nasıl? “

“Kan tahlili de gelsin bakacaaz” Kan tahlilini de yaptırıp sonuç için girdim. Ekrana bakarken sordum:

“Kalbim nasıl? Sağlıklı mı doktor bey?”

“Bir de efor testine girin de bakacaaz”

Hemen koştum. Görevli kadın göğsündeki kılları tıraş et öyle gel.” demesin mi? Hemen bir perma tik alıp lavaboda altmış yıldır göğsümde olan kılları tıraş edip gittim. Efor testi kâğıtlarını elime verdiler. Saat üç buçuk oldu. Doktora koştum. Doktor iyi ki gitmemiş. Kâğıtları inceledi yine heyecanla sordum:

“Doktor bey kalbim nasıl?”

“Şu kâğıtları alın. Tomografi çektirin. Tomografi sonucu gelsin bakacaaz.”

Acele Tomografi bölümüne koştum ki onu vereyim de kalbimin durumunu öğreneyim. Verdiğim kâğıtları ekrana giren görevli kadın:

“En erken 31 Nisana randevu verebiliyorum.” Demesin mi? Ali Congun adında komedyen: “Egom şiştiği zamanlarda devlet hastanesine giderim; doktoru, hemşiresi, röntgencisi, hastabakıcısı beni öyle azarlarlar ki mum gibi yumuşamış olarak hastaneden ayrılırım” der. Ben de mum gibi yumuşamış olarak hastaneden ayrıldım.

Ahmet KOÇAK

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

BAŞARILI EĞİTİMCİLERE KAYMAKAM DEMİRKIRAN’DAN TAKDİR

Sarıkaya Kaymakamı Mübin Demirkıran, ilçede eğitim alanında yürütülen başarılı çalışmalar kapsamında idareci ve öğretmenleri makamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.