1984/85 Eğitim Öğretim yılında Gaziantep’in Kayaönü Mahallesi Şehit Nafi Kıvanç İlkokulu’na atamam yapıldı. Yeni atanan öğretmene birinci sınıf verirler. Verdiler de… Altmış öğrenci… Üç yıl zorlu çalışmanın sonunda yoruldum tabii. Biraz dinlenmek, kent merkezinde bir okulda çalışmak için Şehit Karayılan İlkokulu müdür yardımcılığına başvuruda bulundum. Atamam yapıldı göreve başladım…
Şehit Karayılan’ın mezarı başında kız öğrencim gür sesiyle bilgi veriyor:
“Molla Mehmet, 1888 yılında o dönem Maraş-Pazarcık’a bağlı olan Höcüklü köyü, Kürt Elif (ya da Elifler) mezrasında doğmuştur. Nüfusu Besni’ye kayıtlıdır. Malatya’dan Pazarcık ve İslahiye’ye kadar uzanan bölgede yaşayan Atmalı aşiretinin Kabalar oymağından gelmektedir. Ailesi, hayvan sürüleri bulunan ve bölgeye göre varlıklı sayılan köylü bir ailedir. Babası, 1904 yılında Ermeni eşkıyaları tarafından obalarına yapılan bir baskın sırasında hayatını kaybetmiştir.
‘Karayılan’ lakabı, babasına iyi dövüşmesi sebebiyle verilen “Karayılan gibi kayıp gidiyor” ifadesinden miras kaldığı anlatılır. Başka bir bilgi:
“Yıl 1918-1919 ve Karayılan Öyküsü” bölümünde geçer. Burada anlatılan Karayılan sıradan bir köylüdür. Bir gülfidanını kendine siper etmiş, çatışmaları izlerken yakınındaki beyaz bir taşın arkasından siyah bir yılanın kafasını kaldırdığını görür. Serseri mermilerden biri gelip yılanın kafasını uçurur. Bu olaydan korkunun ecele faydası yoktur dersini çıkaran bu köylü, saklanmak yerine savaşması gerektiğine karar verir. Bundan sonra onun Fransız işgal kuvvetlerinin üzerine karabasan gibi çöküp kahramanca savaştığını gören Antepliler ona Karayılan lakabını takarlar.”
Okul müdürü telefon etti;
“Ahmet Bey, okulumuz her yıl Şehit Karayılan’ın mezarı başında yapılan anma törenini yönetir. Bu yılki anma törenine sizin hazırlanıp yönetmenizi rica ediyorum. Bir hafta süre var. Lütfen hazırlıklarınızı yapın. Törene valilik, sivil toplum örgütleri ve ailesinden yaşayan kişiler katılır.” Hemen kolları sıvadım. Beşinci sınıf öğrencilerinden bir kız bir erkek öğrenci seçip Karayılan hakkında konuşma hazırlamalarını istedim. Zaten okulun girişinde Karayılan’ın resmi ve tanıtım yazısı asılıydı. Biraz da ansiklopedilerden araştırma yapan çocuklar konuşmalarını hazırladılar. Bir gün önce prova yaptırdım. Yarınki anma törenine hazırdık. Belediyeyi arayarak bir de otobüs ayarladım. Saat ona doğru belediye otobüsüyle İl merkezi, Şahinbey ilçesinde bulunan tarihi Şıh Cami avlusunda yer alan mezarına doğru yola çıktık.
Kız öğrencim sözlerini bitirdikten sonra erkek öğrencim arkadaşının kaldığı yerden Karayılan’ı anlatmaya devam etti;
“Fransız işgal güçlerinin Kilis’ten Antep’e ilerlediği haberi üzerine Karayılan, kendi aşiretinden 82 gönüllü akrabasını bir çete olarak toplamış, 1600 baş hayvanını satarak hiçbir yerden yardım almadan çetesinin silah ve cephane ihtiyacını karşılamıştır.
Karabıyıklı Baskını: Çetesiyle birlikte Karabıyıklı Köyü’nde pusu kurmuş (20 Ocak 1920), Maraş’a giden Fransız kuvvetlerine büyük kayıplar verdirerek 50 kadar askeri esir almıştır. Bu baskın, onun adını Antep ve Türkiye genelinde duyurmuştur.
ntep’e Girişi: Heyet-i Merkeziye tarafından görevlendirilmek üzere davet edilmiş, Dülük Köyü’ne gelmiştir. Burada eşkıya Şamlı Kel Ahmet’i ortadan kaldırmıştır. 82 kişilik çetesiyle birlikte Dülük Köyün’de şehri kuşatan Fransız çemberini yararak Antep’e girmiş ve Karagöz Camii’ni karargâh olarak kullanmıştır. Çete üyelerinin sayısı daha sonra 150’ye ulaşmış, ayrıca Antep cezaevinin kapılarını açtırarak hükümlüleri de silahlandırıp çetesine katmıştır.
Cephe Savaşları: Elmalı, Birinci ve İkinci Ağcakoyunlu, İkizkuyu, Nizip yolu, Mağarabaşı ve Kurbanbaba savaşları gibi birçok cephede aktif olarak savaşmıştır. İkiz kuyu cephesinde Fransız komutan Norman’ı yaralamış ve Norman’ın eşi Karayılan’a esir düşmüştür.
Molla Mehmet Karayılan, 24 Mayıs 1920 sabahı, Sarımsak Tepe (Şıhın Dağı) mevkiinde gerçekleşen zorlu bir çatışma sırasında mevzi değiştirmek için ayağa kalktığı anda talihsiz bir kurşunla göğsünden vurularak 24 Mayıs 1920 tarihinde, 32 yaşında şehit olmuştur. O gün Karayılan ile birlikte 19 arkadaşı daha şehit düşmüştür.”
Mezarlığa vardık. Şehit Karayılan’ın oğlu, kızı mezarı başında dua okuyordu. Onlarla tanıştım. Her ikisi de yöresel giysiler içindelerdi. Görünüşlerinden yoksul insanlar olduklarını anlaşılıyordu. Törene katılanlara çok saygılı davranıyorlardı. Bir süre sonra valiliğin aracı geldi. İçinden Vali Yardımcısı Oğuz Kağan Köksal indi. Kendimi tanıttım; kısaca bilgi verdim. Öğrencilerin başlarını okşarken bana döndü:
“Buyun sayın hocam” diye sözü bize bıraktı. Kısa bir konuşma yaptıktan sonra sözü öğrencilerime bıraktım. Tören bitiminde Vali yardımcısı ve ailesi bana ve öğrencilerime teşekkür ettiler.
Gaziantep halkı, onun ölümünün ardından, Kurtuluş Savaşı’ndaki özverisini ve kahramanlığını anlatan bir ağıt yakmıştır. Bu ağıtın bazı dizeleri şöyledir:
Karayılan der ki gelin oturak / Kilis yollarından kelle getirek / Fransız adını bütün batırak / Vurun Antepliler namus günüdür / Vurun çetelerim namus günüdür.
Atına binmiş de elinde dizgin/ Girdiği cephede hiç olmaz bozgun / Çeteler içinde Yılanım azgın / Vurun Antepliler namus günüdür / Vurun çetelerim namus günüdür… Ahmet KOÇAK