Anasayfa / Güncel / 105 YAŞINDAKİ ADAM-1

105 YAŞINDAKİ ADAM-1

PTT’de sıra beklerken yanımda oturan kasketli, uzun boylu, yetmiş yetmiş beş yaşlarında gösteren yaşlı adamın tuşlu telefonu çaldı. Yelek cebinden çıkardığı tuşlu telefonunu açtı:
“Buyur yavrum?”

“Çobanın hanımı hastaymış madem adamı gönderin. O gelene kadar koyunları siz otlatın. Var mı başka diyeceğin?”

“Bir haftaya kadar işlerimi halledip döneceğim. Hadi hoşça kal torunum.” Telefonunu kapatıp bana döndü açıklama yaptı:
“Aslında bu konuştuğum çocuk torunumun torunudur.”
“Torununun torununu görenler cennetlik olur derler. Siz şimdi cennetlik mi oldunuz?”
“Orasını Mevla’m bilir.”
“Kaç yaşındasınız ki torununuzun torununu gördünüz? Telefonla konuşabildiğinize ve koyunları otlatmasını istediğinize göre o da yetişkin biri olmalı.”
“He, kimliğimde 1910 doğumlu yazar. Tabi saklı yaşım da vardır bir beş sene. Torunum yirmi beş yaşındadır. Askerden geldikten sonra everdim. Torunlarımdan birçoğu evimde yaşarlar.”
“Yıl 2015 olduğuna göre saklı yaşınızı da eklersek yüz on yaşındasınız. Çok dinç görünüyorsunuz ve aklınız da başınızda.”
“Eh işte işlerimi halledecek kadar.”
“Uzun yaşamanızı neye borçlusunuz?”
“Varlıklı olmama ve güzel ve uysal kadınlarla evliliğime borçluyum. Bir de hayvancılık yaptığımdan bol bol et, yoğurt, süt, tereyağı yemem de var tabi. Meyve bahçem ve bostanım vardır. Eker biçerim. Sigara da içerdim. Seksen yaşında bıraktım. Bir de hep kendi ürettiğim şeyleri yedim.” O sırada sıra bana geldi. İşim halledip tekrar yanına geldim oturdum:
“İlk kez yaşı yüzün üzerinde olan birini gördüm. Sizi bırakmam. İşini bitir de sana çay söyleyeyim. Çaylarımızı içerken yakından tanışır, söyleşiye devam ederiz.” dedim. Kabul etti. O da havalesini yaptı. Birlikte en yakındaki kahveye gittik. Çaylarımızı içerken sordum:
“Varlığınız nereden geliyor? Babanızdan mı kaldı?”
“O iş biraz karışıktır. Kısaca anlatayım:
“Anam çevrenin en güzel kadınıydı. Namı almış yürümüş o yıllarda. Üç beş parça tarlayı eker biçer geçim ederlermiş. Kocası bir gün atla tarlalarını gezmeye çıkmış. Akşam at eve dönmüş kocası dönmemiş. İki gün aramışlar. Sonunda bir uçurumun altında ölüsünü bulmuşlar.”
“Ananın kocası senin baban olmuyor mu, neden kocası diyorsunuz?”
“Dur hele anlatacağım. Ölüsünü yarın altında bulmuşlar. “Attan düşüp ölmüş” demişler. Ailenin tek çocuğuymuş. Ardına da pek düşen olmamış. Anam da beş çocukla dul kalmış. Etraftan çok isteyenler olmuş, varmamış. Köyümüz büyüktür ve köyün ağası sayılan adam acımış konağında çalışmasını söylemiş. Konaktan artan yemekleri getirir çocuklarını doyururmuş. Anam ağanın konağına gidince kocasını ağanın öldürüp karısına sahip olduğu dedikodusu yayılmış. Ağa bir gün anama sahip olmuş. İmam nikâhı kıymış ama yine evde hizmetçi gibi çalıştırmaya devam etmiş. Aradan bir yıl geçince ben dünyaya gelmişim. Ağa, anamdan da bıkınca genç bir kızla evlenmiş. Yeni gelin anamla ağanın yakınlığını kıskanıp anamı evden kovdurmuş. O da beni yanına alıp evine dönmüş. Gördüğün gibi anamın kocası benim babam değildir. Ağanın tarlalarını ektirmesi ve yaptığı küçük yardımlarla idare etmişiz. Ana bir, baba ayrı kardeşlerimle yaşamaya başladığım günleri anımsarım. Beni severler, diğer kardeşlerimden ayırmazlardı.
Köyümüz büyüktür dedim; o yıllarda bile ilkokulu vardı. İlkokula yazdırırken Nüfus Cüzdanı istemiş öğretmen. Anam da muhtarla nüfus dairesine gitmiş. Ölen kocasının üzerine yazdırmak istemiş. Muhtar, kocasının yedi yıl önce öldüğünü bildiği için nüfus memuruna ağa ile imam nikâhlı olduğu dönemde doğduğumu söyleyince beni ağanın üzerine yazmışlar.
İki ağabeyim büyüyünce babalarının tarlalarını ekip biçmeye başladılar. Ağanın da yardımları kesildi.
“İlkokuldan sonra okudunuz mu?”
“İlkokuldan sonra okumadım. Tarlada, ırgatlık işlerinde çalıştım. Askerden döndüğüm yıl ağa öldü. Ağanın beş oğlu, üç de kızı vardı. Erkek çocukları kızların gönlünü görmüş, mirastan vazgeçirmişlerdi. Kızları çıkarıp geriye kalan malı pay etmek istemişler. Bakmışlar bir kardeşleri daha gözüküyor. Beni buldular. Mirastan vaz geçmem için baskı yaptılar. Ağabeylerim beni korudu. Yoksa azaplarından birine öldürteceklerdi. Öldüremeyince ağanın çocuğu olmadığımı iddia ederek dava açtılar. Mahkemelere hep üvey kardeşlerimin korumasında gittim geldim. Hâkim bir duruşmada annemi dinleyince dava düştü ve benim de ağanın mirasçısı olduğuma hükmetti.
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

“HER GÜN BİR SINIFIMIZIN MİSAFİRİYİZ”
PROJESİNDE HEDEFE ULAŞILDI

Sarıkaya İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından 2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı boyunca yürütülen “Her Gün Bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.