Anasayfa / Güncel / YÜZ YAŞINA MERDİVEN DAYAMAK

YÜZ YAŞINA MERDİVEN DAYAMAK

“Sekiz yıldır evimin bahçesinde bana can şenliği olan Fino cinsi köpeğimi arabaya aldım şehrin uzaklarında, bir yere götürdüm. Arazide serbest bıraktım. Hayvan sevinçten deliye döndü. Onun doğasına göre küçük olan bahçeden kurtulmanın sevinciyle etrafta alabildiğine koştu koştu…
Karşıdaki tepeye doğru tırmandı. Giderken içgüdüsel olarak arka ayağını kaldırıp kokusunu bıraktı. Geri dönerken ona yol gösterecek, kokusunu izleyerek yanıma gelecekti. Karşı tepede karınca kadar gözüküyordu. Tepenin yamacında olan bir mağaraya girdi. Hamam böceği büyüklüğünde gözüken kurtlar daldı mağaraya. Köpeğim hızla dışarı fırladı. Feryatları bana kadar geliyordu. Orada gözlerimin önünde hayvanı boğup öldürdüler. Elimden hiçbir şey gelmeden izledim. Bu olay bana çok acı verdi. O da bilemezdi tabi giderken koyduğu işaretlerin bir işe yaramayacağını.”
“Mahigül Hanım, yeğeniniz Fuat Bey doksan altı yaşında olduğunuzu söyledi. Sizinle söyleşi yapmamı o önderdi. Yuvarlarsak yüz yaşındasınız diyebiliriz. Bu yaşta sağlıklı, aklı başında bir insansınız. Köpeğinizin başına gelen üzücü olay sizi derinden etkilemiş. Şimdiye kadar yaşadığınız en acı olay köpeğinizin acı sonu mudur?”
“İnsan yaşamı boyunca çok acı olay yaşar, duyar veya tanık olur. Yakın zamanda yaşadığı en fazla acı verendir. O da diğerleri gibi zamanla küllenecektir elbette.”
“Sizin emsalleriniz hatta sizsen yirmi otuz yaş genç olanlar bile çok sağlık sorunları yaşarken siz nasıl böyle sağlıklı kaldınız?”
“Birincisi varlıklı bir aileden gelmem ikincisi hiç evlenmemiş olmamdır. Babam büyük esnaftı. Yine büyük bir esnafın kızıyla evlenmişti. İlkokul dönemlerimde annem ve babamın evlilikleri kötü gidiyordu. Hep tartışır kavga ederlerdi. Birbirlerinden bıkmışlardı. Babamın metresleri vardı ve anneme en fazla acıyı o durum yaşatıyordu. Bilirdi ama bir şey yapamazdı. Sinirleri yıpranmıştı. O zaman anladım evliliğin iyi bir şey olmadığını. Uzun yıllar bir arada yaşayan insanların birbirinden bıktıklarını hatta nefret ettiklerini anne ve babamdan gördüm.
Bir oğlan ve üç kız kardeştik. Ben en küçükleriydim. Ağabeyimi çok şımartarak büyüttüler. Dilediğini yapardı. İçkiye, kadına kıza düşkündü. Evlilikleri de yürümedi. Elli yaşına varmadan kaybettik onu.
Bir avukat beni istedi. Bir yıl nişanlı kaldık. Sonra nişanı bozdum. Bir daha da evlenmedim. İstanbul üniversitesinde felsefe okudum. Çalışmayı hiç düşünmedim. Arkadaşlarım öğretmen oldular.”
“Nasıl besleniyorsunuz?”
“Uzun yaşamanın sırlarından biri de dengeli ve sağlıklı besinlerle beslenmektir. Paketlenmiş yiyeceklerden uzak dururum. Devamlı alış veriş yaptığım kasaplarım, zahirecilerim, manavlarım vardır. Baba evi bana kaldı. Ayrıca kira getiren iş yerlerim, dairelerim vardır. Onlarla yeğenlerim ilgilenirler. Bekâr olduğum, yanımda yabancı birinin olmaması nedeniyle kardeşlerim evi bana verdiler. Onlar ölünceye kadar hep geldiler, kaldılar. Evin bahçesinde bol çeşit meyve ağaçları vardır. Uzun yıllar da sebze yetiştirdim. Bir karı koca uzun yıllar yanımda çalıştı. Adam bahçe ve dışarı işlerini karısı ev işlerini yapardı. Yoğurt, süt, et, sebze ve meyveyi çok severek tüketirim. Günde üç öğün yerim. Çay, kahve yerine doğal meyve sularını yeğlerim. Hiç kilo almadım. Bunda düzenli ve dengeli beslenmemin payı büyüktür.”
“Hobileriniz ve fobileriniz var mıdır?”
“Olmaz mı? Var tabii. Hobilerim gezmek, kitap okumaktır. Kafama esince uçağa atlayıp başka ülkelere giderim. Oranın ünlü yemeklerinden yer dönerim. Fobim de ölümdür. Zaten ölüm her insanın fobisidir.”
“Duyardım kahvaltı için Avrupa’ya gidip gelirlermiş, diye demek siz de onlardansınız. Ne kadar varlıklısınız? Aylık geliriniz ne kadardır merak ettim.”
“Siz tahmin edin?”
“Aylık iki yüz bin lira olabilir mi örneğin. Benim aylık gelirimin on katı.”
“Hayal gücünüz de aylığınız kadarmış. Daha büyük düşünün lütfen. Aylık gelirim o kadar olsa yaşayamam.”
“Hadi beş yüz bin lira olsun.”
“Aylık üç milyon liranın üzerindedir gelirim.”
“Ne? Gerçekten mi? O zaman evlenin benimle.”
“Ay çok şakacısınız. Beni ne doktorlar, ne milletvekilleri, ne bakanlar istedi de varmadım. Yirmi bin lira emekli aylığı olan bir emekliyle mi evleneyim? Ben otuz yaşındayken doğmuşsunuz. Olmaz.”
“Hem Tanrı evlenin, çoğalın der kullarına. Erkekler kendilerinden otuz kırk yaş küçük on iki on üç yaşındaki kızlarla evleniyor oluyor da bizimki neden olmuyor?”
“Anladım. Size bir sır vereyim. Bakalım bu sırrımı öğrenince yine benimle evlenmeyi düşünecek misiniz? Tüm mal varlığımı, birikmiş paramı kız çocuklarını okutsunlar diye Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışladım.”
“Öyle mi? Sevindim. Size de bu yakışırdı hanımefendi. Bu durumda önerimi bir daha gözden geçirmeliyim.”
“Yine evde kaldım desenize!”
“Şakalarıma katılmanız beni mutlu etti. Siz tanıdığıma çok memnun oldum. Söyleşi için çok teşekkür ederim. Bu söyleşimizi gazetelerde paylaşabilir miyim?”
“Adımı değiştirerek paylaşabilirsiniz elbette. Okuyup okuyup gülerim artık.”
“Hoşça kalın. Sağlıklı kalın Mahigül Hanım.”
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇIKRIKÇI MAHALLESİ’NDE İMAR ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Karayakup Kasabası Belediye Başkanı Talat İbiş, Çıkrıkçı Mahallesi’nde imar çalışmalarının başladığını duyurarak yürütülen çalışmaların mahalleye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.