Çocuklar büyür; düğün, nişan derken tatlı bir telaş başlar. Eski düğün ve nişanlarda takı takanlar, takılar akıl defterine yazılırdı. Günümüzde teknoloji gelişti. Video çekimi yapılıyor, kim ne taktı ise filme alınıyor. Şu teknoloji ne harika bir şey! Mutlu telaş bittikten sonra düğün CD’si izlenmeye başlanır, en fazla da takı kuyruğuna ve takılanlara bakılır. Elde kâğıt kalem takanların, taktıklarının listesi hazırlanır; ödüncü ödemek için düğün ve nişanlar nişan alınmaya başlanır.
Bu durum tıpkı bankadan kredi çekmeye benzer. Aldığınız para dar gününüzde imdadınıza yetişir, yaptığınız masrafları biraz da olsa karşılar. Sırada ödünçlerin ödenmesi vardır.
Eskiden insanlarla yüz yüze konuşurken şimdilerde sosyal medyada konuşmaya dalmış yaşayıp gidiyoruz. Dışarı çıkıp iki insan yüzü göremez olduk. Sanal âlemde sanal yaşamaya başladık. Yüz yüze olup, insanların yüz ifadelerini göremeyince paylaşımlarımıza yapılan yorumların, konulan emojilerin içtenliğinden emin olamamaya başladık. Yüz ifadesini göremediğimiz insanlarla; kalp, okey işareti, gülen yüz, sinirli yüz, kusma vb. işaretlerle konuşuyoruz. En fazla kullanılan işaretler; okey, selam ve alkış olsa gerek.
Düğünlerdeki takı listesi gibi elimizde beğeni ve yorum listesi var oldu. Altın bilezik takana altın bilezik, çeyrek takana çeyrek, para takana para iade ediyoruz gibi. Kim bizim gönderimizi beğeniyorsa beğeniyor, kim yorum yazarsa yorumla karşılık veriyor, kim okuyup nasiplenip çekip gidiyorsa biz de onun gönderilerinden nasiplenip çekip gidiyoruz. Sosyal medyada kim bize bir adım geliyorsa biz de ona bir adım gidiyoruz. İki adım gidip şımartmamaya dikkat ediyoruz. Çok ender iki adım gelenler de olmuyor değil.
“Öyle yağma yok arkadaş bu âlemde her şey karşılıklı. El eli yur, el de yüzü. Kimseyi bedavadan beğenmek, yorum yapmak yok. Gönderilerimi kim beğenip yorum yapmışsa, doğum günümü kim kutlamışsa ben de ona karşılık veririm,” durumu var. Yok öyle yağma arkadaş beni beğenmeyeni ben hiç beğenmem! Hal bu ki beğen gitsin ne olacak. Nasıl olsa ağaya beleş!
Burada da takılardaki gibi karşılıklılık esas alınır. Bir kısım sanal insanlar da yeterli beğeni ve yorumu alıp kesesini doldurduktan sonra çekip giderler. Tıpkı küçük ilçede yükünü tuttuktan sonra büyük kentlere göçenler gibi. En fazla da onlar insanın içini acıtır. Gerçi intikam alma, o gönderiye gidip beğeni ve yorumunuzu silebilme olanağınız varama onu yapmaya zamanımız yok.
Bir reklam dikkatinizi çeker tıklarsınız. Artık o reklam her yerde karşınıza çıkar, bıktırır sizi. Bir ara kitaplarım hangi sitelerde satışta, diye merak edip baktım. Her okuduğum yazıda, her oynadığım oyunda benim kitapların reklamı karşıma çıkmaya başladı. Birine:
“Benim kitaplara iyi reklam yapıyorlar ha! Her yerde karşıma çıkıyor.” dedim. O da:
“Hiç kitaplarınızı araştırdınız mı?”
“Evet.”
“Herkesin sayfasında çıkmaz, sadece sizin ekranda görünür.” demesin mi? Olsun bir günlük sevinç de yeter.
Biri bir paylaşım yapar; ilgi çekmek, beğeni toplamaktır amacı. Sanalda arkadaşınız, gerçekte tanımadığınız biri çıkar;
“Heeyt ulan! Bana Tatar Ramazan derler. Ben bu oyunu bozarım.” der ve masaya yumruğunu vurur. Bu memleketin Tatar Ramazanları, Ustura Kemalleri bitmez. Gönderi sahibi sağlam durur, ondan daha tumturaklı nara atarsa Tatar Ramazan taklidi yapan adam kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp sıvışır. Sanal âlem, böyle âlem insanlarla doludur.
Napolyon savaşta İspanya’yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız, demiş. Bunun üzerine Napolyon:
Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır, diye yanıtlamış ya o hesap; kimin neyi eksikse onu paylaşır durur sosyal medyada boyuna;
*Aylığı yetmeyen aylıkların az oluşunu paylaşır durur,
*Türklüğü ve Müslümanlığından kuşkusu olan sürekli Türklük, Müslümanlık paylaşımları yapar,
*Yalnızlık tuzağına yakalanan kadınsa erkek, erkekse kadın eksikliğinden yakınır durur,
*İnsan çarpan sahtekârlar dürüstlükte Nirvana’ya ulaşır paylaşımlarıyla,
*Sıradan bir iki kitap yazanlar kültürel yavanlıktan dem vurur,
*Kendisini değersiz hissedenler; takıp takıştırır, bulur buluşturur resimlerden albümler yapar,
*Önüne gelenle sevişenler namustan dem vuran özlü sözler paylaşır,
*Yetişkinlikte umduğunu bulamayan çocukluğuna güzellemeler dizer…
Şu sosyal medya da bir âlem yerdir değil mi dostlar?
Vay dünya, dünya sanalsın dünya/Sanal ile yalan olansın dünya.
ahmet.kocak16@hotmail.com.