Anasayfa / Güncel / EVLİLİK İYİ BİR ŞEY DEĞİL

EVLİLİK İYİ BİR ŞEY DEĞİL

Belediye otobüsüyle İstanbul’a gitmek için yola çıktım. Yan koltukta oturan bir kadın duyulacak şeklide bir arkadaşıyla telefonla konuşuyor. Dedikoducu kadınlar kulaklarını açıp dinler ne dediğini bir bir kaydeder ya, benimkisi de öyle. Dikkatle dinleyip yazacağım ki insanların konuşmaları boşa gitmesin kayıt altına alınsın. Amme hizmeti…
Yolcusun, bir koltuğa hapsolmuşsun; gençler gibi kulaklık takıp müzik dinleyerek gitme alışkanlığın yok; boş boş gidiyorken etrafta olan bitene ilgisiz kalamıyor insan. Kadın hal hatır sorduktan sonra sadede geldi. Karşı tarafın ne dediğini duyamasam da söylediklerinden karşı tarafın ne dediğini tahmin etmek de zekâyı geliştiriyor. Tümcenin gelişinden sözcüğün anlamını çıkarmak gibi bir şey. Başladı kocasını kötülemeye:
-Akşama kadar yatıyor bacım. Bak sabahın köründe ekmek parası için sıcak yatağımdan kalkıp yollara düştüm. İşi yok. İş beğenmiyor; “ben tahsilli adamım öyle işlerle işim olmaz” diyor, evde oturuyor. Kahveye gidip pişpirik oynuyor. Kalktım. Çocukları yedirdim, içirdim; birini okula, diğerini kreşe bıraktım. Evlilik güzel bir şey değil.
-He kele anam senin herif asgari ücretle de olsa üç beş kuruş kazanıyor, çocuklarla ilgileniyor, parka falan götürüp gezdiriyor. Benimki çocuklarla oyun oynamıyor, “çok sıkılıyorum” diyor. Ben de kızıyorum haliyle “yaparken sıkılmadın” diyorum. Yüzsüz yüzsüz; “hadi bir daha yapalım.” diyor. Sanki olanlara bakabilmiş de…
-İkimiz de aynı okulu bitirdik. Kariyer yapacaktık. Güzel bir gelecek hayal ediyorduk. Genç kızlık hayalleri işte… Meğer bunlar içinmiş tüm çabamız. Biz sıkıntısını çektik bunlar sefasını sürüyor. Seninkinin çevresi geniştir. Benimkine bir iş ayarlasa.
-Haklısın ne diyeyim. Adam buna iş buldu iki gün geçmeden çıktı. Neymiş bu tahsilli adammış, amele gibi çalışamazmış. Amele gibi yemesini biliyor. Kız bacım vallahi evlilik güzel bir şey değilmiş. Aslında erkeklerden yasal çocuk edinip tekmeyi vurmalı.
Terminale geldik telefon görüşmesi bitti.
İstanbul’a bilet aldım. Tek kişilik koltuk boşmuş. İki kişilik koltukları tercih ederim ki yanımdaki adamla konuşa konuşa gideyim de yazacak bir şeyler çıksın. Nasibiniz yokmuş. Bu yolculukta yazacak bir şey çıkmadı.
Esenler otogardan dolmuşa bindim. Dolmuş şoförü berduş ağzıyla konuşuyor. Onun kısa konuşmalarını dinlerken Kurtlar Vadisi setinde gibi hissettim. Derken ben Karadenizliyim diye bağıran yüz hatları olan, ellili yaşlarda biri bindi. Kabadayı ağızlı şoförün yanındaki koltuğa oturdu. Dolmuş parası uzattı. Şoför:
-Koy cebine o parayı Cevat abi. Hakaret sayarım!” Adam üstelemedi cebine koydu. Hal hatır sordular. O adamın da dolmuş camiasından olduğunu konuşmalarından anladım. Galiba emekli olmuş.
Şoför:
-Geçenlerde arkadaşın Selim abiyi gördüm. Bayağı zayıflamış. Galiba yeni evlendiği kadından da çekiyor. Adam bu yaşta direksiyon sallıyor. “Bu kadın beni mahvetti yeğenim “ dedi. Boşandığı karısı için “Elimde ne var ne yok aldı. Bir de nafaka ödüyorum” dedi. Cevat:
-Hiç sorma birader. Selim’in hali hal değil. Şimdiki karısı da boyuna bir şeyler isteyip duruyormuş. Adamın elinde yok ne yapsın? Geçenlerde ben de görüştüm. “Keşke evlenmeseydim. Birinci hatayı yaptım. İkincisine mutlu oluruz sandım, olmadı. Evlilik iyi bir şey değil, diye sızlandı durdu. Şoför kabadayı ağzıyla;
– Abi hani bir söz var; eşin iyi çıkarsa mutlu olursun, kötü çıkarsa filozof olursun, diye. Memlekette filozoftan geçilmiyor. Biz, size göre taze evli sayılırız; bakalım mutlu mu olacağız, filozof mu olacağız zaman gösterecek. Ya abi şöyle etrafımdaki insanlara bakıyorum kadınlar erkeklerden uzun ve mutlu yaşıyor. Neden?
-Çünkü onların karısı yok yeğenim. (Dolmuştaki tüm yolcular güldü. Onları can kulağıyla dinleyen tek ben değilmişim.) Geçen hafta Selim’in eski karısıyla karşılaştım. Biliyorsun arkadaşlığımız eskilere dayanır. Ailecek de görüşürdük. Selim’i sordu. “Benim değerimi bilemedi. Ne yapıyor, sürünüyor değil mi?” dedi. Arkadaşımın fırsatını veriri miyim; “Yenge Selim’in durumu çok iyi. Senden ayrıldıktan sonra biraz sarsıldı ama durumu düzeltti. -Senden güzel olmasın- güzel bir kadınla evlendi. Çok mutlular şimdi, dedim. Birden yüzü düştü, tüm neşesi kayboldu. Onun her zaman perişan halde olmasını ister. Kadın milleti işte…
-Ben de eski karısını bir duraktan almıştım. Bana da sordu, dilimin ucuna geldi; yenge adam perişan durumda, sürünüyor diyecektim, demedim. Görmediğimi söyledim.
-İyi demişsin. İnsan sevdiği insanın fırsatını vermemeli. Çocukları da okuyor. Pek de akıllı çıktı keratalar. Bazen karşılaşırız -söylemesi ayıp- üç beş kuruş harçlık veririm. Beni pek severler. Elimde büyüdü üçü de.
-Ne güzel yapmışsın abi. Çocukların ne suçu var. En çok ezilen de onlar olur. Büyük oğlan okulu bırakmış çalışıyor, diye duydum.
-Yanlış duymuşsun. Okulunu bitirdi. Mesleğini eline aldı. Neyse yeğenim sohbetine doyum olmuyor. Beni ışıklarda bırak. Ne diyordu Selim?
-Evlilik iyi bir şey değil, diyordu. Olur abi. Hörmetler…
Adam indi sohbet bitti. Birkaç durak sonra ben de indim.
Vatandaşların evlilik kurumuna bakışını da böylece öğrenmiş oldum.
ahmet.kocak16@hotmail.com.

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SARIKAYA’DA KADINLAR GÜNÜ DOLAYISIYLA HASTANEDE ANLAMLI ZİYARET

Sarıkaya AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Saliha Karaca ve teşkilat mensupları, 8 Mart Dünya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.