Otuz yıl önce okuttuğum bir kız öğrencimle Facebook’ta karşılaştık. Telefonunu yazdı, aradım; hal hatır sormamızın, karşılıklı birbirimizi övmemizin ardından;
“Yazılı yoklama yapmayı canımın çok çekiyor. Cebimde notlar da baya birikti. Onları harcamam gereklidir. Telefonla uzun uzun konuşmak yerine yazılı yoklama ile neler yaşadığını öğrenmek isterim.” dedim kabul etmedi;
“Hayır, öğretmenim istemem. Napolyon gibi ben de sınavdan korkarım!” diye yanıt verdi.
“Korkma bu sınav sonunda yüz puan vereceğim. Yazılı kâğıdını okuyucularımla paylaşacağım o kadar.” deyince kabul etti. Yüz puanı duyunca dayanamadı zahir. Sınav sorularını e postasına gönderdim. Bir hafta sonunda yanıtları göndermiş. İnceledim. Değerlendirdim. Sizinle de paylaşmak istedim:
“Nerede doğdun? Nasıl bir ailede büyüdün?”
“Aydın’da doğdum. İşçi bir babam ve ev hanımı bir annem vardı. Beş kardeşin en büyüğü bendim. İlkokul öğretmeni çok önemlidir; okulu, okumayı sevdirirse artık o çocuğun önü açıktır. Ben de önü açılanlardan oldum. İlkokulda iyi bir temelim olmuştu. En önemlisi de okula severek giderdim. Kardeşlerim de beni örnek alarak okudular. Hepsinin mesleği vardır ama hepsi mesleği dışında işlerde çalışır.” (10 Puan)
“Büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında yazar olacağım, derdim. Öğretmenim; “oğlum Türkiye’de kitap okuyan insan sayısı çok azdır. Yaşamını sürdürmene kazancın yetmez. Sen en iyisi aylığı olan bir meslek seç.” demişti. Ben de öğretmenliği seçtim. Emekli oluncaya kadar biriktirdim. Emekli olunca birikimlerimle kitaplar ve yazılar yazmaya başladım. Gönlümden geçen asıl mesleğime döndüm. Sen gönlünden geçen mesleği mi yapıyorsun?”
“ Hayır. Yazılarınızı ve üç kitabınızı okudum öğretmenim. Biliyorsunuz bizim ilkokulda istediğimiz mesleklere kavuşmamız çok zordur. Lise sonunda aldığımız puan seçer mesleğimizi. Ben diş hekimliği isterdim ama aldığım puanla Halkla İlişkiler bölümüne girebildim. Okulum bitti. Çeşitli işlerde çalıştım. Satış sorumlusu olarak girdiğim bir giyim mağazasında ağır kolileri taşıttılar. Bel fıtığına yakalanınca çıktım. Hala bulduğum işlerde çalışmaya devam ediyorum. Hatta bir ara ücretli öğretmenlik yaptım. Dersteyken hep sizi anımsardım.” (10 Puan)
“Evlendin mi? Çocukların var mı?”
“Hayır evlenmedim. Biriyle sözlenmiştim. Arkadaşlık döneminde cahilce tavırları hoşuma gitmedi. Ayrıldım. Okumuş kızlar cahil erkekleri çekemiyorlar. Bir daha da olmadı. Ülkede ekonomik durum da evlenmeyi zorlaştırıyor. İki aylık da alınsa yetmiyor. Arkadaşlarımın evliliklerini gördükçe iyi ki evlenmemişim, derim. Özgürlükleri kısıtlandı. Eve kapanıp çocuk büyütmekle uğraşıyorlar. Bu yaştan sonra olmaz zaten.” (10 Puan)
“Çocukluk hayallerin neydi, ne oldu?”
“Sizler okumamız, bir meslek sahibi olmamız için bizi özendirirdiniz. Meslek sahibi olduktan sonra önce ülkemi, sonra yabancı ülkeleri gezmeyi hayal etmiştim. Olmadı. Yaşadığım çevrenin dışına çıkamıyorum.” (10 Puan)
“Okuduğuna pişman olmuş gibi bir halin var.”
“Pişman değilim de o kadar yıl okudum. Babam ve annem masraflarımıza yetişmek için eski giysileriyle yaşadılar. Doğru dürüst beslenemediler. Adeta ceketini satıp beni ve kardeşlerimi okutmak için uğraştılar. Sonucun böyle olacağını bilemezdik tabi. Okula harcadığım parayla bir iş yeri açsaydım şimdi daha iyi durumda olurdum.” (10 Puan)
“Arkadaşların ne durumdadırlar?”
“Meslek lisesine gidenler, ilkokuldan sonra bir iş yerine çırak olanların durumları çok iyidir. Meslek lisesine giden bir arkadaşım kuaförlük yapıyor. Saçlarımı kestirmek için giderim yanına. Bir kuaförle evlenmiş geçimleri gayet yerinde. Araba ve daire almışlar.” (10 Puan)
“Kardeşlerin de başarılıydı. Ne işler yapıyorlar?
“İkisi markette, biri güvenlik şirketinde, diğeri de bir iş insanının şoförlüğünü yapıyor. (10 Puan)
“İleriki günler için hayallerin nelerdir?”
“Hayal kurmak zor ama beyin bu, boş durmuyor. Ekonomik durumu iyi, kültürlü olan bir tanıdığımla evlenmeyi hayal ederim ama onun bundan haberi yok. Hayalimden hiç geçmeyenler dolaşır hayalimin etrafında. Boşuna kalabalık ederler.” (10 Puan)
“Çocuğun yok. Anlaşılan evlenmeyi de düşünmüyorsun. Doğuştan gelen annelik güdülerine nasıl gem vuruyorsun?”
“Yeğenlerim var onarı severek gem vuruyorum. Annem babam vefat edince yalnızlığım daha da artacak. Toplumun dayatmasına da uyup sevmediğim, kısa süre sonra kavga edip ayrılacağım biriyle de evlenmiş olmak için evlenemem.” (10 Puan)
“Nasıl sorular kolay mıydı? Şimdiye kadar kaç puan aldın?”
“Evet kolaydı. Doksan puan oldu. Bitti mi?”
“Bu son soruydu. Buna da doğru yanıt verdin. (10 Puan)
“Yazılı yoklama sorularının kolay olacağını söylemiştim. Bak 100 puan aldın. Sana yaşamında başarılar, mutluluklar diliyorum güzel kızım.”
“Teşekkür ederim öğretmenim.”
Üniversitelerde, okullarda önce dersleri alırsınız, sonra sınav olursunuz. Gerçek hayatta tam tersidir; önce sınav olursunuz sonra ders alırsınız. (Ahmet Şerif İzgören)
ahmet.kocak16@hotmail.com.