Anasayfa / Güncel / TORTUM ŞELALESİ

TORTUM ŞELALESİ

Sonsuz yolculuğun yaklaştığını sezince kısa yolculuklara çıkmaya karar verdim.  Konfor alanımda yaşarken onun tadını çıkarırım. Konfor alanımdan ayrıldığımda da yalnız gezmenin tadını çıkarırım. “Yalnız seyahat etmek size kendiniz hakkında her şeyden daha çok şey öğretecektir.” demiş bilinmeyen biri. Bakalım ne öğretecek?
Başka bir bilinmeyen kişi de durmamış; “Yalnız seyahat bağımsız olmanın keyfiyle ilgilidir, yalnızlıkla değil.” Bağımsızlık benim de karakterimdir.
Altımda dört çeker araba bana yol mu dayanır; İstikamet Tortum Şelalesi marş marş!
Geçen hafta Erzurum’dan yola çıktım. Tortum Şelalesi’ni en muhteşem aktığı zamanda görebileceğim. Ovadan bir süre gittim. Karların altından bir cennet çıkmış; yeşil çayırlarda inek koyun sürüleri yeşil otun tadını çıkarıyor. Etraftan gelen giden onları hiç ilgilendirmiyor.
 Ardından dağlar başladı. Deniz seviyesinden ortalama yükseklik iki bin metre. Anadolu’nun çatısında gidiyorum. Dağların arasından akarsuların milyonlarca yıldır aşındırdığı yerlerden insanlar yol yapmışlar. Radyoda türküler çalıyor. Dağlar birbirine yaklaşıp iki yanımı duvar gibi kapatınca radyo çekmiyor. Türküler eziliyor büzülüyor sonra kayboluyor. Bir süre sonra dağlar birbirinden uzaklaşınca radyonun sesi yaklaşıyor. Aralarından gittiğim dağlar öyle dev gibiler ki; birini İç Anadolu’ya götürsek Erciyes dağıyla yarışır. O derece yüksek ve sıra sıralar. Hiç artları arkaları kesilmiyor.
Dağlar arasından Tortum göründü. Ortasından Tortum çayı akıyor. Bu kıvrıla kıvrıla akan çay sonunda dünyanın üçüncü, ülkemizin birinci şelalesini oluşturuyor. Adını anımsamadığım bir arkadaşım anlatmıştı;
“Üniversite öğrencisiyken Tortum Şelalesi’ni görmek sesini dinleyerek uyumak gibi bir hayalim vardı. Öğrenci grubu olarak yola çıktık. İçlerinden bir kıza ilgi duyuyorum ama o bana karşı ilgisizdi. Yakışıklıların, paralıların peşindeydi. Şelaleye akşamüzeri geldik. Çok muhteşemdi. Grubun içinde bir ben bir de o kız geceyi orada geçirmeye karar verdik. Battaniyeleri serip ayrı ayrı yattık. Hava öyle soğudu ki kız ısınamamış. Gece yarısı uyandırdı;
“Çok üşüdüm. Uyuyamadım. Yanına yatabilir miyim?”  Hastaya kar sorulur mu? O kadar beraber yatalım dedim kabul etmemişti. Battaniyeyi kaldırıp koynuma soktum. Ateşle barut bir yorganın altında bir arada…  O geceki heyecanı ömrümce bir daha yaşamadım. Kesinlikle oraya gitmelisin:”  Bunu anlatalı kırk yıl oldu.
  Şelaleye yakın olmak için Uzundere ilçesine doğru yola devam ettim. Yolun etrafındaki dağlarda heyelan oldum olacağım diyor. Hani Kastamonu için söylenen; “ayı da çıkabülü, taş da düşebülü” türünden bir yol. Gözümü arada bir yoldan ayırıp dağların yamaçlarına kaydırıyorum. Taş maş düşüyor mu diye…
Tortum Çayı, Uzundere ilçesinin olduğu yerde çok çalışıp beş km’ye beş km bir ova oluşturmuş. Bu ova Mekke taşları gibi siyah taşlardan oluşan birbirinden uzaklaşan dağların arasında bir vaha gibi. Su var, ova var e o zaman yerleşelim demişler.
Dışı ahşap kaplamalı Uzundere Öğretmenevinden tek kişilik bir oda kiraladım. İki yatak var ben tek başıma kalacağım. Görevliye sordum:
 “İki yatak var ben tek kişiyim. Tek yataklı odanız yok mu?”
“Yok hocam. Tek kalmak isteyenlere böyle odalar veriyoruz ona da oda kapatma diyoruz.” dedi. İçimden:
“Öbür yatağın da parasını aldılar. Herkes pavyon kapatıyor; ben emekleten emekli aylığıyla ancak oda kapatabiliyorum.” dedim güldüm.
Odamın önünden akan Tortum Çayı çağıldıyor. Buralılar Uzundere diyorlarmış. İlçe de adını bu çaydan almış.
Sabah kahvaltının ardından şelaleye doğru yola düştüm. Tortum gölünün kenarından yavaş yavaş yoluma devam ettim. Şelalenin olduğu yere geldim. Arabayı park edip şelale aradım. Sesine doğru gittim. Önce çayın düşmeden önceki tedirgin akışını ve bir boşlukta kayboluşunu gördüm. Aşağı doğru yürüdükçe suyun düşerken çıkardığı gürültü ve aşağı çarpıp yağmur damlaları şeklinde, bulut şeklinde yukarı çıkışını gördüm. Küçük gökkuşağı da bana hoş geldin diyordu.
Duyduğum gürül gürül ses, yukarı sıçrayan su zerrelerini izlerken müthiş heyecan yaşadım. Doğanın ve suyun gücü karşısında hayranlığımı gizleyemedim. O coşkuyla video ve resimler çektim.
Orada bir saat çok mutlu zaman geçirdim. Fazla mutlu olmak iyi gelmez bana. Uzundere’yi geçip Tortuma yaklaştığımda arabadan sürtünme sesleri geldi. Bir süre gittim araba çekişten düştü. Ucu yoldan gözüken küçük bir köyün yanında arabayı durdurdum. Fazla sevinç yaşamak bana iyi gelmedi. O sevinç oranında üzüntü yaşayacaktım…
Ahmet KOÇAK

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

GÜNDÜZ ADAYLIĞINI AÇIKLADI

Bülent Gündüz 2027 yılında yapılacak olan Sarıkaya Ziraat Odası Başkanlık seçimlerinde aday olduğunu açıkladı. Gündüz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.