Anasayfa / Güncel / OTURDUĞUN YERDEN DÜNYAYI GEZMEK

OTURDUĞUN YERDEN DÜNYAYI GEZMEK

Gençlik okumakla, geleceğini garanti altına almak için çalışmakla geçer. Gezmeye, ne zamanı ne de para vardır. Gençliğinde yiyip içip gezmek varsılların işidir ve bu ülkede varsılların sayısı azdır.
Yaşlanınca birçoğumuzun ekonomik durum düzelir bu kez de gezmeme alışkanlığı başa bela olur. Kırk yıl durmadan çalışmış olmak para biriktirmek alışkanlık halini alır. Tutumlu olmak kişiliğin parçası haline gelir. Alışkanlıklardan kurtulmak için ayrıca çaba göstermek gerekir. Çabasında başarılı olanlara da yaşlılık, yorgunluk, diz ağrıları, biraz yürüyünce nefes nefese kalma, kalp çarpıntıları başlar caydırır.
Bu soruna bir çare buldum. Her gün sabahtan akşama kadar hem Türkiye’yi hem dünyayı geziyorum. Diz ağrım olmuyor. Nefes nefese kalıp kalp çarpıntılarım olmadığı gibi turistik yerlerde kazıklanıp gece uykusundan olmak yoktur buluşumda.
İnternete girip kentlerde olan canlı MOBESE kameraları izlemeye başladım. Önce Türkiye’deki kentleri, önemli meydanlarını, tarihi ve turistik yerlerini izledim. Sonra diğer ülkelerin kameralarına terfi ettim.
Aklım ereli altmış yıldır yaşıyorum. Bu altmış yılda sayısını bilemediğim çok insan tanıdım. Kameralara bakarken Türkiye’den sık sık, diğer ülkelerden seyrek tanıdıklarla karşılaşıyorum.
Kahvemi yudumlarken bir yandan da bilgisayardan gezintiye çıktım. İşte Bursa’dan bir tanıdık geldi karşıma. Adı, İsrafil. Yanında genç bir kadınla güpe gündüz otele girdiğini gördüm. Kadın tedirgin etrafa bakıyordu. İsrafil hakkında kısa bir bilgi vereyim:
Karşılaştığımızda sık sık zina yapıldığından sızlanır, memlekette bet bereket kalmadığını, enflasyonun bile zina yüzünden olduğunu anlatır. Karısı başörtülü olduğu için birlikte yürüdüğü başı açık kadının karısı olmadığından emindim. Çayımı kahvemi yanıma alıp çıkışlarını beklemeye başladım. Yarım saat sonra kadın çıktı ardından da İsrafil. Hemen telefon ettim;
“Merhaba İsrafil nasılsın? Neredesin şimdi?”
“İyiyim. Nerede olacağım evde miskin miskin televizyona bakıyorum.”
“ Şu anda …. otelin önündesin.”( Etrafa baktı.Beni aramaya başladı.)
“ Yarım saat önce güzel bir sarışınla otele girdin?”
“Ne sarışını? Sen neredesin şimdi?”
“Evdeyim de; zina çoğaldı bet bereket kalmadı der, dururdun. Memleketin betini bereketini sen kaçırıyormuşsun.”
“İftira ediyorsun. İftira etmek en büyük günahlardandır. Kafadan atıyorsun.”
“ Kafadan mı atıyorum? Su anda Sağ elinde telefon var, sol elinle kafanı kaşıyorsun. Resimlerin elimde.”
“Yok öyle bir şey. Gelsene yanıma. Sana yemek ısmarlayayım.”
“Gelmem bir saat sürer. Bir daha yanımda dürüstlükten İslam’dan bahsedersen bu görüntü elimde ona göre.”
“Abi nasıl gördün bilmiyorum ama rica ederim aramızda kalsın. Hanıma bir şey söyleme. Otuz yıllık yuvamı yıkma.”
“Sözün ve özün bir olursa söylemem.”
“Tamam” derken kamera görüş alanından çıktı. (Ele verir talkını, kendi yutar salkımı)
İsrafil’in düştüğü komik duruma gülmeye başladım. Bu iş hoşuma gitmeye başladı. Daha bir istekle kameraları izlemeye başladım.
Bu da ne? Ferhunde Hanım ünlü bir mağazadan eli kolu dolu olarak çıkıyor. Yanında kızı da var. Kızı ayrıldı. Geçen hafta yoksul olduğu, kirasını ödeyemediği için aramızda para toplayıp vermiş, evden kovulmaktan kurtarmıştık. Ben o mağazanın önünden geçerken adımlarımı hızlandırarak geçerim. Hemen telefona sarıldım:
“Alo Ferhunde Hanım nasılsınız?”
“İyiyim abi siz nasılsınız? Geçen hafta yardım ettiğiniz için çok teşekkür ederim.”
“Yok, onun için aramadım. O pahalı mağazada ne işiniz var onu merak ettim de.”
“Ne pahalı mağazası? Benim ne gücüm var ki öyle yerlere gideyim.”
“Şu anda o mağazadan elin kolun dolu olarak çıktığını gördüm. Aha paketin birini yere düşürdün.”
“Siz neredesiniz de beni görüyorsunuz abi.” derken etrafta beni aramaya başladı.
“Ben öyle mağazalardan alış veriş yapamıyorum. Sen bizden aldığın paraları öyle yerlerde mi harcıyorsun?”
“Nereden görüyorsun beni?”
“Onu boş ver de bu yaptığın doğru mu, onu söyle.”
“Kızım için giysiler aldık. Benim kızımın kaliteli şeyler giymeye hakkı yok mu?”
“Olmaz mı? Kızın her şeye layıktır ancak sana yardım edenler çocuklarına senin gibi pahalı giysiler alamıyorlar. Onu bil istedim.”
“Abi nereden görüyorsun bilemiyorum ama ne olur kimseye bir şey söyleme.”
“Söylemem de yazarım bilesin.”
“ Allah senden razı olsun!”
“Yoksul kişi, malı az olan değil, arzuları çok olandır.” Seneca
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SARIKAYA’DA KADINLAR GÜNÜ DOLAYISIYLA HASTANEDE ANLAMLI ZİYARET

Sarıkaya AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Saliha Karaca ve teşkilat mensupları, 8 Mart Dünya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.