Ankara, yalnızca iki günlüğüne NATO’nun merkezi olmakla kalmadı; dünya krizlerinin çözüm üssüne dönüştü. Trump’ın müttefik liderlerin huzurunda Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Suriye’nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile Ankara’da gerçekleştirdiği kritik ikili temaslar, Türkiye’nin arabuluculuk vizyonunun bir parçasıdır. Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu dengeleri ve Gazze Barış Anlaşması’nın uygulanması gibi devasa dosyalarda Türkiye, artık sadece “görüşü alınan” değil, bizzat “masayı kuran ve yön veren” ülke konumunu küresel ölçekte perkiştirmiş oldu.
Prestij, Diplomasi ve “Askeri Güç” Övgüsü
17 yıl sonra Ankara’ya yapılan ilk resmi ABD başkanlık ziyareti, Türk dış politikasının prestij hanesine dev bir artı olarak yazıldı. Trump’ın Beştepe’de Türk ordusunu Türkçe selamlaması ve “Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde askeri açıdan çok güçlü bir ülke haline geldi” vurgusu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgesel caydırıcılığının süper güç tarafından açıkça kabulüdür. Külliye semalarında süzülen Türk Yıldızları’nı hayranlıkla izleyen dünya liderleri, sadece askeri bir törene değil, özgüveni yüksek, tam bağımsızlık vizyonuna yürüyen bir Türkiye gerçeğine tanıklık ettiler.
Özetle; Ankara’da düzenlenen bu tarihi zirve, Türkiye’ye hem askeri ambargoları aşma fırsatı sundu hem de AB ve ABD aksında sıkışan küresel diplomasiyi Ankara eksenine taşımayı başardı. Türkiye bu ziyaretten, stratejik özerkliğini dünyaya kabul ettirmiş, savunma sanayiinin önünü açmış ve küresel siyasetin vazgeçilmez aktörü olduğunu kanıtlamış olarak çıktı.