Anasayfa / Güncel / İSRAİL ZULMÜ ÜZERİNE

İSRAİL ZULMÜ ÜZERİNE

“Dünyada özellikle ülkemizde gerçekten çok enteresan bir durum var. İsrail dünyanın şimdiye kadar görmediği büyük bir zulmü Gazze’de Amerika’nın desteğiyle; kadın, çocuk, doktor, basın demeden ne kadar yasak varsa her birini işleyerek öldürmeye devam ediyor. İnsan hakları, insanlık yok ediliyor.
Siyasetçiler maalesef sadece konuşuyorlar. Hiçbir müdahale Müslüman devletlerden yok. Sanki herkeste bir kabullenme ya da ‘bir şey dersem başıma bir iş gelir’ korkusu var.
Hadi devletlerin çekincelerini bir nebze de olsa anlamasam da izah etme durumu var. Peki ya bu ülkede Müslüman gençlik, İslami hareket, İslam davası, Müslüman gruplar, Müslüman cemaatler vardı. Kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail sloganlarıyla yürüyüşler eylemler yapılır; hatta zaman zaman polis müdahale ederdi. Neva Şalom Sinagogu din adına, Müslümanlık adına bombalanmıştı. Öldürülen Yahudi iş adamları olmuş yine Müslümanlara mal edilmişti.
Şimdi düşünüyorum demek ki bizim gençliğimizde İslami hareket, İslam davası Müslüman cemaatler dediğimiz grupların tamamı İsrail’e çalışıyormuş. Neva Şalom Sinagogu bombalandığında ne kadar kötü bir durum vardı ki böyle bir şey yapmaya ihtiyaç duydular. İbadet yapan insanları öldürmeye kalktılar. Şimdi durum onlara çok mu hafif geliyor acaba? …
İsrail dünyanın istediği yerinde suikast yapabiliyor aleni olarak hem de, dünyada hiç mi Müslüman yok İsrail hedeflerine Amerikan hedeflerine dünyayı dar edebilecek. Dünyadaki bu sessizliğin sebebi nedir acaba?
Sadece İran tepki veriyor gibi gösteriliyor. Onların verdiği tepki de tiyatrodan ibaret. Acaba Müslümanları o tarafa yönlendirme mi var veya sadece Müslüman olmayanlar insan oldukları için Filistin’deki olaylara karşı tepki gösteriyor. Müslümanlar sanki zaten insan bile değil imajı…
Bizim geçmişteki Müslüman cemaatlerimize ne oldu? Yoksa o dönem sadece gizlice İsrail tarafından kendilerine verilen görevleri mi yapıyorlardı?
Neredeyse ellerimi semaya kaldırıp; Allah’ım biz Müslümanlar İsrail’in zulmüne karşı mücadele edemiyoruz, onları sen perişan eyle. Eğer dersen ki ben yeryüzündeki zulmü Müslümanlar eliyle durduruyorum o zaman bizleri kahrı perişan eyle ki Müslüman kalmasın da sen İsrail’in bu zulmünü kendin durdur.” (Müftü Ahmet Fuat ÇANDIR)
Bu çarpıcı, titretip kendine getirici yazının altına biri yorum yazmış:
“Hz. Yusuf as kuyuya atan kardeşleriydi. Gazze’yi de kuyuya atan kardeşleridir, Müslüman âlemidir. Hepimizin imkânlar dâhilinde hesabımız çok çetin olacak. Yatacak yerimiz yok.”
Burada yorumcu, 7 Ekim’de müzik festivaline Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırıyı mı kast etmiş yoksa Müslümanların Gazze’ye sırtını dönerek kuyuya attıklarını mı anlatmak istemiş bilemiyorum.
Youtup’ta bir İmam:
“Benimle sakalımın boyunu, misvakın ölçüsünü, tuvaletini yaparken iki işaret parmağını şakağına dayayıp dayamayacağını, cennette bir kahvaltının elli bin yıl sürüp sürmediğini tartışıyor. Biz bunlarla uğraşırken adamlar Nato’yu, Gıda Bankası’nı, IMF’i, Birleşmiş Milletleri, Dünya Sağlık Teşkilatı’nı kurmuş; çocuğumun aşısına, çocuğumun bezine, mamasına onlar karışıyor. Gıdanın DNA’sını değiştirmiş onu kontrol ediyor. Ekonomi onlarda, EURO, Dolar onlarda. Hacca umreye bile onların parasıyla gidiyoruz. Bizim neyimiz var? Biz ne kurduk? Hiçbir şey! Tivitır, İntegram, Youtup, Feysbuk onlarda. Saçım olsa saçımı başımı yolacağım.”
Bunlar üzerine birkaç söz:
Kuran’da düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz soruları birçok yerde geçer. Yazar, düşünmüş, akıl etmiş bu satırları yazmış, bu soykırım karşısında çaresizliğini dile getirmiş.
1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla bütün Arap ülkelerine sıçrayan Arap başkaldırışıyla ortaya çıktı.
Savaş,Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra ortaya sınırlarla ilgili hırslardan doğan politik ve milliyetçi çatışmalarla başladı ve yıllar içinde, geniş çaplı bölgesel Arap-İsrail savaşına döndü. 1973 yılındakiYom Kippur Savaşı sonrasındaki ateşkesle, geniş çaplı çatışmalar sona erdi ve savaş, bölgesel İsrail-Filistin Savaşı’na döndü.
Geçmişte İsrail’e yenilen çevresindeki İslam ülkeleri bilim ve teknoloji yokluğundan yenildiklerini, eğitimlerini bu yönde geliştirmeleri gerektiğini anlayamadılar. Parası olan zevke sefaya harcadı. Olmayanda zaten yoktu. Yarın ölecekmiş gibi öbür dünyaya çalışmaya başladılar. Gerçekten de hepsi yarın ölecek durumda yaşamlarını sürünerek sürdürüyorlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için çalışanların ayakları altında eziliyorlar maalesef. Bakalım Gazze saldırısından sonra akılları başlarına gelecek mi? Hiç sanmıyorum.
ABD Akdeniz’e ve Basra körfezine iki uçak gemisi göndererek; “Müslüman ülkeler, kıpırdayanı yakarım!” mesajı verdi. Müslüman ülkeler korktular. Birkaç hömerme, Hamas liderinin İran’da öldürülmesinin ardından; bu akşam kıyamet kopacak, şöyle yapacağım, böyle yapacağım, intikam alınacaktır gibi boş sözlerden, beddualardan başka çıt çıkmıyor. Bu sessizlikte geçmişte İsrail’le Müslüman ülkeler arasında yapılan, yenilgiyle sonuçlanan savaşın etkisi de var tabii.
Ellerinde onlara karşı koyacak ne silahları ne teknolojileri var. Olanların da şifreleri satın aldıkları ülkelerin, çoğunluğu İsrail’in elinde. Bunu biliyorlar. Zaten etraftaki ABD üsleri ile nefes alışlarını bile izliyorlar. İsrail, ABD ve destekleyen diğer gelişmiş ülkelerin gölgesinde Müslüman ülkeler kıpırdadıkları anda uçak gemilerinden ve üslerden havalanacak uçakların ateşi altında kalacaklarını iyi biliyorlar. Neden krallar gibi(Çoğu da krallıkla yönetiliyor zaten) yaşantılarını Gazze’dekiler için riske atsınlar ki?
İsrail’in elinde Hamas ve Hizbullah’ın ilkel koşullarda yaptıkları, fırlattıkları füzeleri daha havadayken yok eden bir koruma kalkanı var.
Ellerinden, “Allah’ım İsrail’i kahrı perişan et. Oradaki Müslüman kardeşlerimizi bu zulümden kurtar!” diye dua etmekten başka bir şey gelmiyor. Onun da bir faydası olmuyor.
Her zaman bilime önem veren, akılcı eğitim veren ülkeler ileri gider. Bunun dışında vatandaşlarını eğiten milletler perişan halde; sömürülerek, ezilerek yaşamlarını sürdürürler. Müslüman ülke yöneticileri bu acı olaydan ders almalıdırlar. Ezilmemek, gelişmiş ülkelerin yeni buldukları silahları kendi halkları üzerinde denenmelerini durdurmak için yarından tezi yok bilimsel, akılcı eğitime geçmelidirler. Şimdiki eğitim sistemleriyle devam ettikleri sürece ezilecekler ve vatanlarını dahi kaybedeceklerdir.
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

SARIKAYA’DA KADINLAR GÜNÜ DOLAYISIYLA HASTANEDE ANLAMLI ZİYARET

Sarıkaya AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Saliha Karaca ve teşkilat mensupları, 8 Mart Dünya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.