Değerli Sarıkaya Lisesi Arkadaşları (Facebook’ta yönettiğim grup) sakinleri, Yarı açık avuç içi gibi bir çukurda kurulan, Beştepelere sırtını dayamış, batı yönden Ilısu çayırlarına, güney yönden Kayapınar Boğazıyla güneye açılan, diğer taraflardan tepelerle çevrili Sarıkaya’mızda hepimiz yuvadan uçana kadar çocukluk ve gençliğimizi geçirdik. Dile getirdiğim anılarıma sizler de katkı koyarak zenginleştirdiniz. Ben yazarken çok zevk alırken, sizler de okurken zevk aldığınızı belirttiniz. Kendi yazdıklarımı tekrar tekrar okuyup o günleri anımsamanın mutluluğunu yaşıyorum.
Okulda öğrencilere yarım bir öykü verir okuturduk. Ardından da bu öyküyü siz tamamlayın derdik. Öğrenciler öyküyü çok farklı, ilginç şekilde tamamlarlardı. Biz de böyle bir öykü tamamlama çalışması yapalım istedim.
Burada ismi geçen arkadaşlarımız 1970 yılında ortaokula başlayanlar ile 1971 yılında başlayanların karmasıdır. O yıl 150’nin üzerinde öğrenci okula başlamış üçte biri sınıfta kalmış, takip eden yıllarda da sınıfta kalmalarla bir sınıf geriden gelenlerle karma haline gelmiş, sayıları üç yüzün üzerine çıkmıştır.
Okuması çok zor olan o yıllarda birçok arkadaşımızdan iki yıl üst üste sınıfta kalarak öğrenim hayatları sona erenler de oldu. Öğrenim hayatlarını tamamlayan devre arkadaşlarım farklı siyasi görüşlere sahip olsalar da; Atatürk ve cumhuriyet sevdalısı, vatansever, dürüst, ahlaklı, ilkeli, erdemli insanlar olarak yetiştirilip yurdun her köşesine dağılarak ülkeye hizmet etmişlerdir. Kimi emekli, kimi hala görevlerini sürdürmektedirler. Hepsini sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Hiç yıl kaybetmeden lise sona kadar gelebilenlerin yüzde yirmiye kadar düştüğünü tahmin ediyorum.
Bu çalışmada lisenin ilk ve ikinci mezunlarına yer verilmiştir.
Şimdi ben sizler hakkında bildiklerimi, duyduklarımı kısaca yazacağım. Öykünüzün kalanını sizler tamamlayacaksınız. Benim yazdıklarımı ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum. Okula birlikte başladığınız arkadaşlarınız hakkında bilgi sahibi olurken bir yandan da ortak anılarınız canlanacak. Sizler, kendi öykünüzün doğrusunu yorum bölümünde yazacak ve hepimizin ilgiyle okuyacağı bir öz geçmişler yazısı ortaya çıkacaktır. Belki grup yöneticileri, bu sayfayı küçük bir kitapçık haline getirerek buluşmada hediye olarak sizlere sunarlar.
Yazdıklarımda mutlaka hatalar, eksikler, adını unutup yazamadığım arkadaşlarım olacaktır. Bundan dolayı peşinen hoşgörünüze sığınıyorum. Onlar da kırılmadan, yorum kısmına öz geçmişlerini yazabilirler. Siz yorumunuzda kendinizle ilgili doğru bilgileri vererek hataları düzeltme olanağına sahipsiniz. İlgi göstereceğinizi umuyor, katkılarınıza şimdiden teşekkür ediyorum.
Bu yazımı 3 Kasım 2018 tarihinde yazıp grupta paylaşmışım. Battal NURLU arkadaşımızın vefat etmesi ile arşivden indirdim. Birkaç ekleme ile Battal için yazdıklarım:
“BATTAL NURLU:
Çıkrıkçı Köyü’nde ilkokulu okuyan Battal da bizim gibi ailesinden ayrı talebelik hayatı yaşayarak okurdu. Aynı sınıftaydık. Ortaokul, lise ve Yozgat Eğitim Enstitüsü’nde birlikte okuduk. Sağlıklı ve güçlü bir bünyeye sahipti. Dersleri iyiydi. Onunla ve adlarını anımsayamadığım Çıkrıkçılı çocuklarla -paramız olmadığından ya da kamyon parasından tasarruf etmek için- köylerimize yaya gitmiştik. (O zamanlar Kanak Çukuru’nda yaşayanların İlçeye ulaşım vesaiti; kışın üzeri çulla kapatılmış kamyonlardı. Hisarbey ve Akçadam’dan çıkan kamyonlar köy köy yolcularını alarak sabah namazından önce ilçeye getirirdi. Öğleden sonra da yolcularını alır dönerlerdi.)
Yolda giderken ergenlik çağının verdiği şımarıklıkla tepişerek, boğuşarak, güreşerek neşeyle gitmiştik. Yarı yolda acıkmış, Tek Mehmet’ten aldığımız yarım ekmek çaman(çemen) ekmeklerimizi yiyerek tükenen enerjilerimiz şarj etmiştik.
Kestirme yol olan Çiğdemoğlu Köprüsü’nden sağa sapıp Hacıbey Çiftliğinden Çıkrıkçı’nın üzeri düzgün tıraşlamış gibi tepesinden aşağı doğru inmiştik. Onların köyü benim gideceğim köy olan -babamın memuriyet yaptığı- Hasbek’e göre yarı yarıya yakındı. Onlar köylerine fazla yorulmadan gittiler. Ben köye gidene kadar çok yorulmuş, hasta olmuştum. O hastalıktan sonra bir daha yaya gitmedim.
Battal da bizim gibi ortaokul, liseyi Sarıkaya’da, eğitimi Yozgat’ta okuyarak öğretmen oldu. Sarıkaya’da görev yaparken emekli olduktan sonra siyasetle daha yakından ilgilendi. İl Genel Meclisi üyeliği yaptı. Hâlâ Sarıkaya’da emeklilik yaşantısını sürdürmektedir.”
Battal, Kanak çukurunun bereketli topraklarında yoksul bir öğrencilik yaşamı geçirerek okudu. Çıkrıkçı deyince ilk aklıma gelenlerdendi. Sarıkaya’ya gittikçe buluşur sohbet ederdik. Sarıkaya siyasetinde olan bitenleri anlatırdı. Dinlerdim. Onunla konuşurken Sarıkaya ile konuşuyormuş gibi hissederdim.
Üreticiydi. Fasulye ve bal üretirdi. Facebook’taki sayfasında ürettiklerini paylaşırdı.
Köyün üstünde bir karakuş görünür. Köy kadınları; “helha gelmiş!” diye ünlerler. Kümes hayvanları kuşlar tedirgin olur sağa sola saklanırlar. Son yıllarda bizim kuşağın üzerinde karakuş dolanıyor. Güvercin tedirginliğine sokuyor hepimizi.
İlk kaybımız, kırk beş yıl önce yeni öğretmen olmuş Çokumeşme Köyü’nden Mustafa Eroğlu olmuştu. Ardından Mutu öğretmenin oğlu Nihat Mert bir trafik kazasında yaşamını yitirmişti. Onu Mutlu Erkaya’nın vefatı izledi. İki yıl önce Kerpiccik Köyü’nden Bünyamin Adamcıl’ı kaybettik. Birkaç ay önce okul arkadaşımız Mehmet Rüzgar’ı kaybettik. Arşivimden Mehmet’i indirip yazmıştım. Şimdi de Battal’ı. Umarım uzun yıllar arşivime başvurmam.
Elli yıllık arkadaşım Battal, soyadın gibi nurlar içinde uyu. Mekânın cennet olsun. Yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
ahmet.kocal16@hotmail.com