Anasayfa / Güncel / UZAY 1999

UZAY 1999

1975-1977 yıllarında, siyah beyaz, tek kanallı TRT televizyondan izlediğim bir İngiliz dizisiydi Uzay 1999 (Space 1999). İnsanoğlu, Jul Vern’in Aya Seyahat (1865) öyküsünü yüz yıl sonra gerçekleştirmiş ve 1969 yılında Ay’a ayak basmıştı. Neil Amstrong “ benim için küçük, insanlık için büyük adım” diye anlatmıştı bu büyük adımı.
Dizide, Ay’a kurulan Ay Üssü Alfa da yaşayan; Dr Helena, Komutan Köning, Tony, Maya adlı oyuncuların yaşadıkları serüvenler anlatılıyordu. Ay’ın karanlık yüzeyi Dünya’daki nükleer atıklar atılarak çöplük olarak kullanılıyordu. Güneş sistemi dışından, daha önce tanımlanmamış Meta adında bir gezegen yaklaşırken Ay’da biriken nükleer atıklar patlar. Ay, Dünya’nın yörüngesinden çıkar ve uzay boşluğuna doğru savrulur. Üste yaşananlar, uzayda yaşananlar konu edilerek dizi devam eder, her bölümünü ilgiyle izler, hayallere dalardım.
HAYALLER:
“Şimdi on yedi yaşındayım. 1999 yılında kırk yaşında olacağım. Daha var yirmi dört yıl. Bilim baş döndürücü hızla ilerliyor. Şimdiden Ay’a gidildi. İnsanoğlu ayak izini bıraktı Ay’ın yumuşak toprağına. Televizyon, pikap, teyp, motorlu taşıtlar icat edildi. Yirmi dört yılda çok gelişme olacak; savaşlar sona erecek, açlık bitecek, insanoğlu istediği yere istediği miktarda yağmur yağdırarak kuraklığı, kıtlığı bitirecek yiyecek bollaşacak. Ay’da ve diğer gezegenlerde de üretim yapılarak Dünya’ya getirilecek. Belki de oralara yerleşip yaşayabileceğiz. Uzay teknolojisi gelişecek, yaygınlaşacak. Ben kırk yaşıma gelmeden Ay’a ve diğer gezegenlere gidip gezebileceğim. Kim bilir Güneş Sistemi dışındaki gezegenlere bile gidebilirim. Belki o yıla varmadan Dünya’ya bir gök cismi çarpar Dünya yörüngesinden çıkıp Güneş’in üzerine bile düşebilir…
“Hanım, geçen hafta kalbimden hücre almışlardı yeni bir kalp üretmek için. Yeni kalbim hazırmış. Şu bilim insanlarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Organ üretip takmayı bulmasalardı şimdiye çoktan nalları dikmiştim. Organlar arabanın yedek parçası gibi; eskisini at yenisini tak. Ne güzel!…” Onu taktırayım birlikte bizim oğlanın yaşadığı Alpha Centauri Bb gezgenine gidelim.
Keşke Ay’a yerleşmeyip Plüton’a yerleşseydik. Neyse orada yaşayan bizim amcaoğluna uğrar biraz soluklandıktan sonra çocukların yanına gideriz. Torunlar da gözümde tütüyorlar vallahi. Öyle görüntülü konuşmakla olmuyor. Onları kucaklayıp kokularını duymalıyım. Uzay arabamın rot balans ayarlarını yaptırdım. Yağını ve filtresini değiştirdim.”
GERÇEKLER:
Bırakalım yirmi dört yılı aradan geçti kırk altı yıl. Ay’a bir daha gidilemedi. Hatta, “Ay’a gidilmedi Amerika’da bir çölden görüntü gönderdi” diyenler bile var. Mars’a bir insansız hava aracı indirdiler. Onun gönderdiği resimler var elimizde. Voyager 1 ve 2 uzay araçları diğer gezegenlerin ve Güneş’in yakınından geçip resimler gönderdiler Güneş sistemini terk ettiler. Uzay boşluğunda yoluna devam ediyorlar. Uzaya( Dünya’dan 100 km uzağa) insanlar gitmeye başladı yeni yeni. Bilgisayar, internet, cep telefonu icat edildi. Bu kadar yılda ne dev ilerleme değil mi?
İnsanlığın geldiği durum içler acısı. Dünya düz diyene mi yanarsın, Nuh peygamber cep telefonu kullanıyordu diyene mi yanarsın, Kansere hala çare bulunamadığında mı yanarsın, Covit-19 un dünyayı teslim aldığına mı yanarsın, hala kuraklığa çare bulunamadığına mı yanarsın, iki milyar insanın açlıkla boğuştuğuna mı yanarsın, dünyayı savaş ve çatışmaların sardığına mı yanarsın, savaş gibi bir ilkel güdünün kutsandığına mı yanarsın… İstediğine yan insanoğlu.
Eskiden savaşlar olurmuş. İnsanlar birbirlerini kılıçla keser, okla, tüfekle, topla, delik deşik ederlermiş. Savaş meydanlarında gencecik erkekler kanlar, acılar içinde kıvranarak can verirlermiş. Tarihin küflü sayfalarında kaldığını sandığım, kalmasını istediğim bu manzaralar daha modern, öldürücü silahlarla yapılmaya devam ediliyor maaslesef.
Yaşadığımız çağda insan haklarını çiğneyenler, çiğneyene çıkarı için göz yuman medeni(?) ülkeler, hala krallıkla yönetilenler, diktatörlükle yönetilmeye teşne halklar var. Musoliniler ve Hitlerler günümüzde daha da çoğalmış vaziyette. Gıdaya, eğitime, sağlığa, adalete, güvenli yaşama erişemeyen milyarlarca insan var dünyada. Gelirlerin çoğu bir avuç insanın avucunun içinde, kalan milyarlar perperişan avucunu yalamakla meşgul. Bu basit sorunlara bile bir çare bulamamış insanoğlu.
Ruanda’da Tutsi ve Hutular arasında yaşanan ırkçı saldırılarda sekiz yüz bin Tutsi katledildi palalarla dünyanın gözü önünde. Amerika -milyonlarca insanı öldürerek- Irak’a, Afaganistan’a demokrasi getirdi. Sonunda yenildi kaçtı ve Taliban Afganistan’ı ele geçirdi. Kendi uydurduğu insanlık dışı yasalarını uygulayacak. Kadınlar burkaya sokuluyor, taşlanıyor, kırbaçlanıyor, muhalif olanlar helikopter ile idam edilip, şehrin semalarında dolaştırılıyor. Soraya’yı Taşlamak filmini izledik. Farkhunda’ya yapılan linci izledik. Üzerinden araba geçirdiler, damdan attılar ardından yaktılar… Ne büyük bir ilerleme(?)
Bir çok terör örgütü çıktı. O örgütler; insanları damlardan attı, diri diri yaktı. Kendi dininden, mezheplerinden değil diye esir aldığı binlerce genç insanı kurşuna dizdi gözlerimizin önünde. Esir aldığı, savaş ganimeti saydığı küçük kızları ve kadınları ayaklarından zincirleyip köle pazarında sattılar bu çağda. Medeni olduğunu söyleyen ülkeler ve Birleşmiş Milletler’in gözleri önünde yaşandı, yaşanıyor bütün bunlar. Nerede İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi? Savaşlar yüzünden insanlar oradan oraya savruldu, savruluyor. Gelişmiş denilen devletler seyirci; evlerinin etrafını yüksek duvarlarla çevirerek bencilce yaşamaya devam ediyorlar. Ormanlar cayır cayır yanıyor, seller tüm dünyayı perişan ediyor. İnsanoğlunun elinden bir şey gelmiyor.
Hayaller neydi, geçekler ne oldu? İnsanoğlu bir arpa boyu yol alamadığı gibi yüzlerce yıl geriye gitti maalesef. Şimdi tüm insanlık olarak şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı değil mi? Yoksa, bir altmış yıl daha böyle mi devam edecek?
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇIKRIKÇI MAHALLESİ’NDE İMAR ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Karayakup Kasabası Belediye Başkanı Talat İbiş, Çıkrıkçı Mahallesi’nde imar çalışmalarının başladığını duyurarak yürütülen çalışmaların mahalleye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.