Türkiye, tarih boyunca zorlu bir coğrafyada var olma mücadelesi verdi. Bugün de çevremize baktığımızda adeta bir ateş çemberinin ortasında bulunduğumuzu görüyoruz. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyimizde kronikleşen istikrarsızlıklar, Orta Doğu’da İran, ABD ve İsrail ekseninde giderek büyüyen gerilimler, enerji ve petrol krizlerinin küresel ekonomiyi tehdit ettiği bir dünya…Böylesine karmaşık bir dönemde devletlerin ayakta kalabilmesi yalnızca ekonomik güçle değil, güçlü liderlik, etkin diplomasi ve caydırıcı savunma kapasitesiyle mümkündür.Son yıllarda Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılımlar, artık dünyanın dikkatle takip ettiği bir başarı hikâyesine dönüşmüştür. Yerli ve milli teknolojilerle geliştirilen savunma sistemleri, insansız hava araçları ve stratejik projeler, Türkiye’yi bölgesinde oyun kurucu aktörlerden biri haline getirmiştir.Ancak günümüz dünyasında güçlü olmak yalnızca silahla ve teknolojiyle mümkün değildir. En az savunma kadar önemli olan unsur, diplomasiyi doğru zamanda ve doğru zeminde kullanabilmektir. İşte bu noktada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü diplomatik temaslar dikkat çekmektedir.Türkiye, son dönemde bir yandan NATO müttefikleriyle ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Rusya, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve bölgesel aktörlerle dengeli bir diplomasi yürütmeye çalışmaktadır. Çatışmaların arttığı bir dönemde Türkiye’nin masada söz sahibi olabilmesi, etkin dış politika hamlelerinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Hakan Fidan’ın tecrübesi ve uluslararası krizlerde sergilediği diplomatik girişimler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmelerde etkili bir pozisyonda kalmasına katkı sağlamaktadır.Doğu Akdeniz’de, Ege’de ve bölgemizde yaşanan gelişmeler dikkatle takip edilirken, Türkiye’nin kararlı duruşu ulusal çıkarlarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Elbette hiçbir millet savaş istemez. Ancak tarih bize göstermiştir ki barışı korumanın yolu, gerektiğinde güçlü olabilmekten ve caydırıcılık sağlayabilmekten geçer.Bugün birçok vatandaşın geleceğe daha güvenle bakabilmesinin nedenlerinden biri, devlet yönetiminde istikrarın sürdürülmesi ve ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehditlere karşı hazırlıklı olunmasıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen yönetim anlayışı ile savunma sanayiindeki gelişmeler ve Hakan Fidan’ın öncülüğünde sürdürülen aktif diplomasi, destekleyen kesimler tarafından Türkiye’nin güvenliği açısından önemli unsurlar olarak görülmektedir.Dileğimiz; savaşların değil barışın, çatışmaların değil diplomasinin kazandığı bir dünyanın inşa edilmesidir. Ancak içinde bulunduğumuz coğrafya bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Güçlü olmak bir tercih değil, bir zorunluluktur. Güçlü savunma, etkin diplomasi ve milli iradeyle desteklenen Türkiye, bölgesel fırtınaların ortasında istikametini korumaya devam etmektedir. Bu nedenle bugün mesele yalnızca bugünü güvence altına almak değil, gelecek nesillere daha güçlü ve daha bağımsız bir Türkiye bırakabilmektir.