Anasayfa / Güncel / SARIKAYALI EFSANE VALİ

SARIKAYALI EFSANE VALİ

Doğduğu Köy
Efsane Vali Refik Arslan ÖZTÜRK, Yozgat/Sorgun’a bağlı iken, Sarıkaya’ya bağlanan, her iki ilçeye de uzak; mahrum bir köy olan Akbucak Köyü’nde 1949’da doğdu. Onun için de benim için de en yüksek dağ Sivri Tepesi’ydi. Köyünde okul da öğretmen de yoktu. İleriki yıllarda kaymakam, vali, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı ve Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurumu Başkanlığı görevlerinde bulunacak olan abisi Fahri Öztürk kız kardeşiyle kalarak ilkokulu Yozgat’ta okumaktadır ve çok başarılıdır sınıflarını iftiharla geçmektedir…
Öğrenim Hayatı
Refik Arslan okul çağına geldiğinde köye Tokat’tan İzzet Erdem adında bir öğretmen atanır. Bu, o ve köydeki diğer çocuklar için bir şanstır. Bir köy evinde birleştirilmiş sınıfta okuyarak ilkokulu bitirir. İlkokuldan sonra Sorgun Ortaokulu, Yozgat Lisesi derken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanır. Okumasında devletin çok katkısı olmuştur ve Atatürk Cumhuriyetinin olanaklarından yararlanarak okuduğunun bilincindedir. Devlet sevgisi o yıllarda gelişir. Refik Arslan’ın karnesinde bazen dokuz zayıfı bile olur. (Zayıf getiren çocuklardan ümidi kesmemeli) Üniversitede okurken ünlü gazetelere karikatürler çizer; spor ve haber yazıları yazarken fakülteyi sekiz yılda bitirir.
Sarıkaya’ya avukatlık bürosu açar. Aklından Sarıkaya’ya belediye başkanı olmak geçer. Kimseden para almaya kıyamadığı için avukatlığın kendisine göre bir iş olmadığına karar verir. Kaymakamlık sınavına katılır ve kazanır. Onu efsane yapacak dönem böylece başlamış olur.
Efsane Bir Vali Yetişiyor
Abisi Fahri Bey Mardin Valisi iken onu da Mardin / Ömerli ilçesine kaymakam vekili olarak atarlar. Her kula nasip olmayan bu rastlantıyla abi kardeş çalışırlar. Abisini ziyarete minibüslerle gider, makam otomobilini kullanmaz. Söğüt Kaymakamı iken Ertuğrulgazi Türbesini onartır ve meydana Türk büyüklerinin büstlerini yerleştirir.
Başarılı geçen kaymakamlık yıllarının ardından Sivas Vali Yardımcısı olarak görev yapar. Başarılı bir mülki amir olmasına rağmen müsteşar olan abisi valiler kararnamesine onun adını yazmaz. Bu listeyi onaya götüren başka bir bürokrat Refik Arslan’ı da listeye ekler ve onaya sunar. Bilecik Valisi olarak atanır. Şeyh Edebali Türbesi ve çevresini düzenlemeye başlar. Kendisinin kazma kürek çalıştığını, fidanları suladığını gören halk ve kurum amirleri ve çalışanları kendiliğinden yardıma koşar. Türbede onun alın teri vardır. Türbeye giden caddeye ve açılışında emeği geçen Fen Lisesine adı verilir. (Diş hekimi olarak görev yapan yeğenim o okuldan mezundur.)Bilecik Organize Sanayi kurmak için çok çaba harcar ve başarır.
Devletin Araçlarını Özel İşlerinde Kullanmaz
O, kavunun kabuklarını koyunlara, çekirdeklerini tavuklara verdikten sonra yenmesine izin veren tutumlu bir babanın evladıdır. Kaymakamlık, valilik görevlerindeyken özel işlerinde, tatillerinde devletin araçlarını kullanmaz. Konutundan valiliğe yürüyerek gider, halkla iç içedir. Öğretmen eşi ve çocukları asla devletin araçlarını kullanmaz belediye otobüsüyle gider gelirler. Vali olunca da tasarrufa devam eder. Valilik bütçesi her zaman fazla verir. Yazışmalarda yarım kâğıt kullanılmasını özendirir. Valiler Ankara’ya çağrıldıklarında tüm valiler makam araçlarıyla giderken o otobüsle gider. Bir toplantıya sivil bir araçla gider aracı içeri alınmaz. Vali kimliğini gördükten sonra ancak içeri alınır.
Niğde valiliğinden Erzincan valiliğine atanınca makam aracı ile almak isterler devlete yük olur diye kabul etmez. Erzincan’a otobüsle gider. Yanında oturan öğretmene valilikte çalıştığını söyler. O öğretmen kendisinin vali olduğunu sonradan anlayacak ve kendisine hayran olacaktır.
Tatilde olduğu bir zamanda polis kimlik kontrolü yaparken vali kimliğini görür ve amirine haber verir. Amiri vali Refik Beyi kendi araçlarına davet ederler kabul etmez. Hatta bir yolculuk sırasında dolmuş paralarını toplar.
Başka bir zamanda Jandarma kimlik kontrolü yaparken ayaktaki yolcunun vali olduğunu görünce esas duruşa geçer selam durur.
İzmir yakınlarında başka bir kontrolde vali kimliğini gören polis inanmaz: “ Hani senin makam aracın, böyle vali mi olur?” der.
Halkın İçinden Bir Vali
Niğde valisiyken Kayardı Bağları’na doğru tek başına yürüyüşe çıkar. Bağında çalışan köylüye “Kolay gelsin” der. Sohbet etmek isteyen köylü tanımaz, çay içmeye davet eder. Çay içerken adam sorar:
-Efendi sen ne iş yapıyorsun?
-Valilikte çalışıyorum.
-Hadi bir çay koy da içelim.
– Teşekkür ederim. Ben içmeyeceğim. İsterseniz size doldurayım.
-Şikarlanma (Nazlanma) koy birer bardak daha içelim, der. O sırada köyden biri yanlarına gelir vali beyi tanır:
-Hoş geldiniz sayın valim, deyince köylü mahcup olur. Vali onu makamında çaya davet eder.
Çalıştığı süre içinde devletin parasını tutumlu kullanır. Pek çok sanayi tesisi kurdurmuş ve çok hizmetleri olmuştur. Sarıkaya’da yetişen bu altın çocukları yeğenleri Cem Cemil Öztürk şu tümcelerle anlatır
“Yakışıklılık deyimi sözcük torbama Fevzi Öztürk’le girmiştir. Devlet bürokrasisinin anlamı ve liyakat bana sadece Fahri Öztürk’ü, devletin kuruşunu asla hayırlı devlet işleri dışında kullanmamak deyimi bana sadece Refik A. Öztürk’ü, “bağımsız gazeteci duruşu ve yurtseverlik” kavramları bana hep ve sadece Saygı Öztürk’ü hatırlatır. Ne mutlu bana ki hepsi de dayılarımdır.”
Sarıkaya’da yaşayanlara bir önerim: İlçemizin yetiştirdiği değerli insanlar için Sarıkaya Belediyesi girişindeki bir duvar ayırılsa; çerçevelenmiş resimleri altına kısa özgeçmişleri yazılsa, gelecek kuşaklar onları tanıyıp örnek alarak özendirilse güzel olmaz mı?
NOT: Gazeteci hemşerimiz Saygı Öztürk’le Bursa/ Osmangazi kitap fuarında tanıştım. “Vali Bey” kitabını imzalayıp armağan etti. Bu yazı kitabından alıntılarla yazılmıştır.
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ERBEKLİLER ARABAŞI FESTİVALİ’NDE BULUŞTU

Yozgat ili Sarıkaya ilçesine bağlı Erbek Köyü Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği tarafından bu yıl …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.