Kısmet Ayağıma Geldi
İsterim ki, market market gezip bir lira ucuza makarna, mercimek alıp sevineyim, bir lira pahalısını alınca da üzüleyim. Olursa bu kadar stresim olsun. Ev, araba, arsa almak satmak bana göre değil. Hele de ev eşyası taşıtmak hiç bana göre değil.
Yaşamın doğal akışı içinde insanın başına birkaç kez şehir içi ve şehirlerarası eşya taşıtmak geliyor maalesef.
Korktuğum yine başıma geldi. Erzurum’un uzak ve mahrum bir köyünden Bursa/Nilüfer’in en batısındaki bir mahallesine eşya taşıtmam gerekti.
Köyde bir ev yapılıyor. Sıkıldıkça gidip ustaları izliyorum. Usta ve kepçe izlemek özel zevklerim arasındadır. Ustayı izlemeye gittim. Konu eşya taşıtmaya geldi. Muhsin adındaki bir adam:
-Hocam eşyalarınızı ben taşırım.
-Uygun aracın var mı?
-Var gel göstereyim.
Bir minibüsün arkasına takılı küçük karavan gibi bir aracı varmış. Bununla çok eşya taşımış…
Eşyalara baktı fiyat verdi. Eşyaları buradan yükleyecek, orada ikinci kattaki daireye taşıyacak biz elimizi vurmayacağız. Ne güzel dedim; kısmet ayağıma geldi. İki gün sonra eşyaları yükleyip yola çıkacak. Önceki deneyimlerimden dolayı işin bu kadar kolay olabileceğini düşünmemiştim.
O akşam minibüsü ve karavanıyla ve dört beş de akrabası gençle gelmiş. Konuştuğumuz gibi sözleşme hazırladım. Okudu imzaladı. Tam eşya yüklemeye geçerken:
-Hocam, orada eşyaları daireye kadar çıkaramayız bilesin. Kapının önüne bırakırız. Siz oradan adam ayarlayıp daireye çıkarırsınız.
-Bu konuyu hem konuştuk, hem de sözleşmeye yazdık. Ben senden sonra gideceğim adamı nereden bulayım?
-Ben anlamam. Olursa öyle olmazsa sen bilirsin, demesin mi? Vazgeçtik tabii.
İlçeye gidip kamyonet aramaya başladım. Öğretmenevi müdürü:
-Eski eşya satan adam var. Selamımı söyleyin o size yardımcı olur. Dur onu arayayım, dedi. Vardım adamın yanına.
-Tam adamına geldin. Bu benim işim.
-Kamyonet senin mi? Üzerinde brandası var mı?
-Her şeyi var hiç merak etme.
-Aracını göreyim de öyle konuşalım.
-Göremezsin. Araç Erzurum’da. Anlaşırsak hemen yola çıkar.
-Kaç lira istiyorsun?
-60 bin lira. Sen elini hiç vurmazsın buradan yükler, orada dairene çıkarırlar.
-Anlaştık o zaman.
İki saat sonra araç geldi. Afganlıların kamyonları gibi süslü, çakşırları olan, her yanı lambalarla süslenmiş koca bir kamyon. Meğer adam Erzurum’da tanıdığı evden eve nakliye şirketini aramış onlar da gelmişler. O da aracılık ettiği için komisyon alacakmış. Bundan bana hiç söz etmedi.
-Ben kamyonet istemiştim. Bunu kabul etmiyorum dedim. Nakliyeciler:
-Gelirken on bin liralık mazot yaktık. Onu verirsen gideriz.” demesinler mi?
Nasrettin Hoca’nın oğlu eve giren hırsızı yakalamış:
-Baba, hırsızı tuttum!
-Tut kolundan getir.
-Gelmiyor.
– Bırak gitsin.
-Gitmiyor.
-Sen gel.
-Gelemiyorum.
-Niye?
-O beni bırakmıyor!… Fıkrasındaki gibi durum geldi başıma.
Bu araç çok büyük köydeki yollardan dönemez. desem de ille gelmişken gidecekler. Aracıya kızdım:
-Ben Erzurum’a gidip nakliyecilerden kamyon ayarlamayı bilmiyor muydum da bu koca zırıltıyı çağırdın? Adam:
-Abi neden bana kızıyorsun? Sen çağır gelsin dedin çağırdım.
Artık çaresiz süslü kamyonla düştük yola. İçine de ayakkabıları çıkarıp biniyorsun. Ev gibi. Yataklığa bağdaş kurup oturdum. Bendeki keyif ağalarda yok. Yol stabilize ve çok bozuk. İki kardeş olan sürücüler:
-Biz bu kamyonu bu yollara vurmazdık ya neyse… diye sızlanıp duruyorlar.
Konuşmalarından anladığım; Benim eşyalarla iki ev eşyası daha alıp öyle yola çıkacaklarmış. O da bir hafta sürermiş. En sevmediğim iş…
Ahmet KOÇAK

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

KESTİRME YOLDAN GİDEYİM DERKEN KAYBOLDUM

Şarkışla gezimi yazmıştım. Şarkışla’dan Akdağmadeni’ne kestirme yoldan giderken nasıl kaybolduğumu anlatayım: Sivas-Şarkışla’ya gezmek amaçlı giderken …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.