Anasayfa / Köşe Yazarları / MUSALLAT SAVAR -1
Yazı Dizisi

MUSALLAT SAVAR -1
Yazı Dizisi

MUSALLAT SAVAR -1
İkinci yıla doğru hızla giden Covit-19 hapsinde çok bunaldım. Aynı TV kanallarını izlemekten, kısır tartışmalar dinlemekten bıktım. Başka kanallar aramaya başladım. TV de binden fazla kanal var ben ancak sekiz-onunu izliyorum. İleri doğru taramaya başladım. Bir kanal dikkatimi çekti. İzlemeye başladım.
Otuz beş, kırk yaşlarında kendisine doktor(?) diyen biri açıklama yapıyor: “Kardeşlerim, bizim metafizik anlamda birtakım yardımcılarımız vardır. Bir süre emniyete de cinayetleri çözmelerinde yardımcı olmuşuzdur inşallah! Ücretsiz telefonla bağlandığınızda onları yanınıza göndeririz. Sizin etrafınızı çembere alır; buldukları büyü, nazar, musallatları bize bildirirler. Biz de onları yok etmeleri için talimatlar veririz. İyileşme olmazsa bizi aşağıdaki numaradan ararsınız size uygun tertipler hazırlayıp gönderir, iyi ederiz inşallah. Biz gaipten haber vermeyiz. Şimdi telefonlarınızı bekliyorum.” Bu aydınlatıcı bilgiden sonra daha bir dikkatle izlemeye başladım.
“Alo selamünaleyküm. Adınız nedir?“
“Aleykümselam. Adım Fahrettin. Iğdır’dan arıyorum hocam.”
“Problem nedir?”
“Hocam, ben Almanya’da çalışıyorum. Memlekette tarlalarım var. Amcaoğluna noter vekaleti verdim tarlaları ekip biçerken lazım olur diye. Sahtekar, tüm tarlalarımı üzerine geçirmiş. Mahkemeye verdim. Bir sonuç alamadım. Bir de size danışayım dedim. Hocam yardım et bana. Ocağına düştüm hocam!”
“Anladım. Bakalım hemen. Sizde büyü mü, nazar mı yoksa musallat mı var. Anne adınız nedir?”
“Anlamadım. Ne buyurdunuz muhterem hocam?”
“Anne adınız nedir?”
“Hocam ben şimdi Almanya’da çalışıyorum. Tarlalarımı amca oğ…”
“Tamam amca anladım. Anne adını soruyorum.”
“Arz edeyim efendim. Amca oğlu tarlalarımı birtakım..” (Bu arada; alt çenesi küçük olan musallat savar hocamızın çenesi biraz daha küçüldü. Öfkelendi ama belli etmemeye çalışıyor.)
“Amca seninle anlaşamayacağız. Yanında kim varsa telefonu ona ver.” (Yanında kimlerin olduğunu bilmiyor.)
“Hanıma veriyorum hocam.”
“Tamam. Ver bakalım.”
“Alo hocam!”
“Alo teyze Fahrettin Amca’nın annesinin adı nedir?”
“Şimdi hocam bizim herifin tarlaları var memlekette. Emmisinin oğlu üstüne geçirmiş…”
“Tamam teyze anladım (doktorun alt çenesi temelli içine gitti, kayboldu.) Kocayın anne adı nedir? Onu soruyorum.”
“Hocam, bizimkinin sahtekar amcaoğlu tarlaları üzerine geçirmiş..”
“Yönetmenim anlaşamayacağız. Lütfen bunları hattan alın.”(Bu arada, yönetmeni ve asistanlarının olduğunu öğrenmiş oldum.)
Kadın devam ediyor:
“Hocam ne olur bize yardım et. Kocam tarlaları icarla…” derken telefon kapandı. Almancılar boyunları bükük kala kaldılar. Üzüldüm. Hoca da haksız sayılmazdı hani…
Ertesi gün öğle uykusundan sonra malum kanalı yine açtım. Bir danışanla görüşmüş; “sende büyü, nazar, musallat bildirilmedi bana. En iyisi sen bir psikolğa görün kardeşim. Metafizik bir durumun yok.”Dedi. Doktora havale edişi dikkatimi çekti. Başka bir telefon bağlantısı kuruldu. Kırk yaşlarında dul bir kadındı bağlanan.
“Alo! selamünaleyküm kardeşim.”
“Alo! Aleykümselam hocam.”
“Sorununuz nedir kardeşim? Adınız, annenizin adı ve doğum tarihinizle birlikte söyleyin hemen bakalım inşallah!”
“Hocam bende iç sıkıntıları var.”
“Doktora gittiniz mi?”
“Gittim hocam. İlaçlar verdi. Bir faydası olmadı. Hatta bir tarikat şeyhine bile gittim. Onun da bir faydası olmadı. Ocağına düştüm hocam! Beni bu sıkıntılardan kurtar.”
“Doktor neyse de o şarlatanlara gitmeyin kardeşim.” (Şarlatan mı? Aman Tanrım! Sen aklıma mukayyet ol!)
“Hocam, benim adım Nezaket, anne adım Nazmiye. Doğum tarihim kimlikte 02.06. 1970 yazıyor ama aslında birkaç yıl saklı yaşım var. Bir sorun olur mu hocam?”
“Olmaz inşallah. Beş yıl önce, beş yıl sonraki dönemleri de içine alıyoruz inşallah. Besmele çekip gözlerinizi kapatın kardeşim lütfen.”
“Kapattım hocam.” Hoca dudaklarını bir süre kıpırdattı. Sağa sola üfledi:
“Sende musallat olduğu bildirildi bana.” Dedi ve ardından boşluğa konuştu: “Kardeşimin yanına gidin. Etrafını sarın.” Boşluktan gözlerini ekrana döndürdü: “Göğüs kısmında bir baskı hissediyor musun kardeşim?”
“Oy! Hissediyorum hocam.” Hoca sesli dualar okuyarak: “Çemberi biraz daha sıklaştırın. Ama kardeşimizin içine girmeyin.”
“Şimdi nasıl hissediyorsun kardeşim?”
“Vayh! Vayh! Hocam sıkıntılarım arttı.”
“Biraz daha sıkıştırın. Temizleyin kardeşimizi iyice.”
“Oy anam! Yandım! Vayh! Of!”
“Ağzını biraz arala kardeşim.”
“Araladım hocam. Vay anam! Oy oy!”
“Nasıl? Ağzından bir enerji çıktığını hissediyor musun?”
“Evet hocam biraz enerji çıkıyormuş gibi hissediyorum.” (Hoca içine girmeden halledin demişti. Metafizik canlılar hocayı dinlemiyorlar bazen demek ki.)
“Besmele çekip gözlerini aç kardeşim. Nasıl, biraz rahatladınız mı kardeşim?”
“Evet hocam. Allah sizden razı olsun!”
Aşağıdaki numarayı ara kardeşim. Size oradan da yardımcı olacağım. Sana özel tertip hazırlayıp göndereceğim. İnşallah hiçbir şeyin kalmayacak.”
“Allah ne muradınız varsa versin hocam!”…….
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇOK ÇOCUK

Dar gelirli ve çok çocuklu ailelerde büyüyen, büyüse de acı anıları akıllarından bir türlü çıkmayan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir