Anasayfa / Köşe Yazarları / SUZAN SUZİ-3
Yazı Dizisi

SUZAN SUZİ-3
Yazı Dizisi

………. “ Babamın zengin bir esnaf olması, üç kızdan sonra doğan ilk erkek evlat olmam beni mahvetti. Doğduğum günden itibaren çok şımartıldım. Ailem beni pamuklara sararak büyütürken iyi bir şey yaptığını sanıyordu. Yediğim önümde yemediğim arkamda bir çocukluk geçirdim. İlkokulu bitirdiğimde okuma yazma bilmiyordum. Ortaokula yazdırdılar. Ben karşı çıktım. Babam okulun tüm sıralarını yenileyince orada da ayrıcalıklı oldum. Ne yapsam hoşgörü ile karşılandım. Ergenlikte okuldaki kız öğrencilere ilgi duydum. Hepsini rahatsız ettim. Ortaokulu bitirdim diploma verdiler. Pat çat okuma yazmayı öğrenmiştim. Diploma hiçbir işime yaramadı. Sürücü belgesi olup, taşıt süremeyenler durumundaydım.
Askere gidene kadar içkiye kumara alıştım. Çapkınlık yapmaya başlayınca çok para teklifine dayanamayan kadınların zaaflarından faydalanarak onları elde ettim. Su gibi para harcayınca babamın kazancı yetmez oldu. Benim ısrarlarım üzerine taşınmazlarını satmaya başladı. Askere gidip geldikten sonra-kış boyu ahırda hapis olan deli danalar gibi- havalara zıpladım, sağa sola çifteler attım.
Evlendirmek, mürivetimi görmek istediler. Ben aile sorumluluğunu taşıyacak yapıda değildim. Çok üzerime geldiler. Kıramadım kabul ettim. Yürümeyeceği belli evliliğim yürümedi. O yaşıma kadar çok kadınla, hem de en güzelleri ile birlikte olmuştum. Gözünü benimle açmış olan karımın onlarla yarışması mümkün değildi. Ben gözümü açalı yıllar olmuştu. Çapkınlığa devam edince el kızı beni sıkmaya başladı. Benim kıymetli bir evlat olmam onun umurunda değildi. Onun beni eleştirmesi, bana bağırıp çağırması ile ilk şokumu yaşadım. Buna asla dayanamazdım. Onu dövmeye başladım. Dayanamadı üç ay sonunda baba evine gitti. Terk edilmeyi ilk kez yaşadım. Onun gitmesinden hiç etkilemedim ama terk edilmek zoruma gitti.
Zaten derbeder bir yaşantım vardı. Aynı yaşantıya devam ettim. Bir daha evlenmedim. Kendime benzer, benden yararlanmak isteyen samimiyetsiz arkadaşlıklar edindim. Hepsi elimi avucumu yemeyi düşünerek benimle arkadaşlık etti. Amaçlarına da ulaştılar.
Babam beni bataklıktan kurtarmak için kısa sürede tüm mal varlığını tüketti, battı Taşınmazlar bitti. En sonunda dükkanı da devretti. Sadece ev kalmıştı elinde. Bana verecek parası kalmadı. Ben de sağa sola borçlanarak kumar oynamaya, oluk gibi para harcamaya devam ettim. Alacaklılar kapıya dayandı. Babam bitip tükenmişti. Yapabileceği bir şey yoktu. Alacaklılar, icraya verip alacaklarını isteyince hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya kaldım. Bana kıyamayan babam oturduğu evi satıp kiraya çıktı. Kırk yaşıma geldiğimde babam beş parasız vefat etti. Ardından annem. Kıt kanaat geçinen ablalarımdan para almaya başladım. Sonunda hepsi isyan ederek: “Babamızın malını tükettin. Hakkımızı yedin. Şimdi de bizi mi tüketeceksin.” diye bana bir daha dönmemek üzere sırtlarını döndüler. Kırk beş yaşıma geldiğimde altmış yaşında biri gibi gözüküyordum. Bu kadar içkiye, sigaraya, strese dayanamayan vücudum teklemeye başladı. Beş parasız sokaklarda yaşamaya başladım.
Hiçbir işte çalışmadığımdan çalışmak için çabam olmadı. Dilenmeye başladım. “Gir bir işe çalış. Utanmıyor musun dilenmeye. Elin ayağın tutuyor.” Diye beni azarladılar. Azarlanmaya alışık değildim. Dilenmeyi bıraktım. Sokaklarda yaşayan insanların merhametine kaldım. Onlar verirse yedim, vermezlerse aç kaldım. Varlıklı iken elimi avucumu yiyen arkadaşlarım sırt döndüler. Yokluğa alışkın değildim. Zaten hiç alışamadım. Açlığa, kirliliğe, dışlanmışlığa alışmak zorunda kaldım. Zaten bozuk olan kişiliğim daha da bozularak bir daha düzelmeyecek hale geldi. İnsanlara olan ilgimi yitirdim. Kendimi sever, tüm insanların rahatım için seferber olmak için yaratıldığını düşünürdüm. Öyle yetiştiğimden ailemi yitirince ben de yittim. Babamın serveti beni kırk yaşıma kadar idare etti. Ama çok iyi yaşadım. Kırk yaşımdan sonra ettiklerimi çekme devresi başladı. Beni, babamın zengin bir esnaf olması ile üç kızdan sonra doğan ilk erkek evlat olmam mahvetti.” Dedikten sonra dişsiz çenesini kapattı. Artık tek söz söylemeyecekti.
-Karının ismi Suzan mıydı Suzi?” diye sordum. Sert sert bakarak:
-Espri mi yaptın şimdi?” dedi. Ben kendi esprime güldüm. Arabaya bindik. Dönüş yolunda camları açmadım. Önce bir lokantaya girip karnını doyurdum. Ardından evine getirip bıraktım. Ayaklarını sürüyerek, bir şey demeden merdivenleri inmeye başladı. Arkasından bakarken hep almaya programlı olduğundan minnet duymayı, yapılan iyiliklere teşekkür etmeyi bilmiyordu. Bütün yaptıklarım zaten benim asli görevimdi ona göre. Zaten beni eğitmiş, beklentiye sokmamıştı. O aşağı doğru inerken, temiz vücudunun, temiz giysilerinin kirli eve gidişine üzüldüğüm kadar Suzi’ye, yaşamına üzülmemiştim. Zira onun tavırları, davranışları, soğukluğu ona üzülmeye, acımaya izin vermiyordu.
-İyi akşamlar Suzi, dedim. Yanıt vermedi. Bir ayda bu kadarını başarabilmiştim. Çocuk yetiştirmenin zorluğunu anladım. Her şeyin fazlası zaralıdır. Sevginin, ilginin,kıymetin fazlası Suzi’yi, ailesini mahvetmişti. Her şey kararında olmalıydı. Her çocuğa dozunda değer verilmeliydi.
Ertesi gün yanına gitmedim. O temiz vücudun, temiz giysilerin tozlu karton ve pislik içindeki battaniyeden kirlendiğini görmek istemedim.Bir gün sonra Suzi’yi ziyarete gittim. Belki bana birkaç anısını daha anlatırdı. Suzi’den bu kadarını almak bile büyük bir başarıydı.
Evinin olduğu sokağa girdiğimde Suzi’nin evinin önünde dev bir kepçe gördüm. Adımlarımı hızlandırıp oraya vardığımda kepçe Suzi’nin yattığı tek güneş alan odanın duvarını yıkmış, tavanı düşürmek için son darbeleri vuruyordu. İçeri baktığımda eşyalarını(?) almadan evi terk etmek zorunda kaldığını anladım. Bir süre kepçenin çalışmasını izledikten sonra oradan ayrıldım. Belki bilmediğim, uzak mahallelerden birinde yedekte beklettiği başka bir metruk binaya taşınmış olmalıydı. Bir daha Suzi ile hiç karşılaşmadım. Ahmetkocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

BUZDOLABI
KONUŞUNCA

Covit-19 salgını başladığından beri günlük yazmaya başladım. Bu günlüklerimden bir çoğunu Facebook’ta paylaştım. İşte o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir