Anasayfa / Güncel / TAŞINMA TELAŞI-1

TAŞINMA TELAŞI-1

Yaktın Beni Leyla!
Eylülün birinde göreve başlayacak 2023’te atanan öğretmenler. Kızım ve damadım önden gittiler Erzurum’a. Göreve başlamak ve lojmanı temizleyip hazır etmek için. Bana da eşyalarını yükleyip peşlerinden gitmek düştü.
Biraz araştırdıktan sonra, telefonla Murat adında Nevşehirli bir nakliyeciyle yirmi dört bin liraya anlaştık. Yarısını kamyon yüklenince, kalanını da eşyaları indirdikten sonra İBAN numarasına atacağız. Telefonda konuşurken;
“Murat, ben de senin gibi bir çalışanım. Artık yolda yiyeceğimiz yemekler senden olur.” diye takıldım;
“Olur abi. Başım üstüne. “dedi. İyi oğlana benziyor…
Sabah geldi apartmanın önüne park etti. Murat, orta boylarda, hafif göbekli, otuz beş kırk yaşlarında bir genç. Kamyonet, Pakistanlıların kamyonlarına benzeyen küçük, eski bir Fort Transit. Şoför mahalli, tavanlar kırmızı renkli köpünmüş yorgan gibi şeylerle giydirilmiş ve kırmızı püsküller sarkıyordu her yandan. Kamyonetin kasası demir profillerle yükseltilmiş, üzerine de beyaz bir naylon branda sarılmıştı.
“Murat, bu kamyonet Erzurum’a kadar gidebilir mi?” diye sordum.
“Abime söyleyeyim; bu on üç yıldır beni hiç yolda bırakmadı.” diye yanıtladı.
Eşyaları söküp taşımaya başladılar. Şilte yok. Adana’da bir evin eşyalarını sarıp kamyonetine yüklemiş, kamyonet eşyaları almayınca büyük bir kamyon bulmuş. Şiltelerle o kamyona geçirmişler. Şilteler gitmiş, gelmemiş.
Kamyonet yüklendi arkasında bir metrelik boşluk kaldı. Banka kartını kaybetmiş Murat. Eşinin hesabına gönderdi damat ücretin yarısını. İkimiz düştük yola.
Nilüfer sanayide bir lokantaya çekti kamyoneti öğle yemeği için. İçeri girdiğimizde;
“Yemek parasını İBAN’la ödesek olur mu?” diye sordu.
“Olur” dediler. Yemekler geldi. Yemekler bitti hesabı ödemek için lokanta sahibinin hesabına parayı göndermesini söyledi eşine telefonla. Para ödenene kadar lokantada rehin kaldık. Çaylar bitti. Para gelmiş. Lokantacı bizi azat etti. Bir petrole çekip depoyu doldurdu. Yine petrolcünün İBANına para gelene kadar bekledik.
“Tamam. Para geldi. Gidebilirsiniz”, dediler düştük yine yola.
Kamyonet çok eski. Şoför tarafındaki cam yarıda kilitlenmiş, kalmış; ne açılıyor ne kapanıyor. Öndeki yalıtım malzemeleri tamir göre göre yok olunca motor sesi olduğu gibi içeri giriyor. Teyp var ama son ses açılsa da sesi motor sesinden duyulmuyor. Uzun yol konuşmadan çekilmez. Eskişehir’e kadar konuştuk. Benim iki çatal sessim döndü on çatala. Böyle devam edersek Ankara’ya varmadan sesim kısılacak. Tehlikeyi sezdim;
“Murat, sen konuş ben dinleyeyim” dedim.
Murat’ın keyfi yerinde; bu kamyoneti satmış, peşinat olarak yatırmış, sıfır bir kamyonet almış elli bin lira taksitle. Bizden alacağı ve dönüşte Aşkale’den getireceği eşyalarla ilk taksiti hazır olacakmış.
“Abime söyleyeyim siz hiç de gariban bir işçi emeklisine benzemiyorsunuz. Nereden emeklisiniz?”
“Ben işçi emeklisiyim demedim. Nereden çıkardın Murat? Emekli öğretmenim.”
“Hocama söyleyeyim( abime söyleyeyim gitti hocama söyleyeyim geldi.); okumuş biri olduğunuzu anlamıştım.” dedikten sonra devam etti:
“Hocama söyleyeyim; yeni kamyonun ilk taksiti hazır olacak. Bunu da sattığım adama vermedim. Bir hafta bende kalacak. Ne kazanırsak kârdır” dedikçe neşeleniyor; neşelendikçe anlatıyor;
“Hocama söyleyeyim; köyden Leyla adında bir kızı sevdim. Babam ve annemle iki kez istedik. Babası vermedi; “baldırı çıplak kızı neyle besleyecek?” dedi. Babam:
“Ben bir daha o adamın kapısına gitmem,” dedi, gitmedi. Üçüncüsünde annemle gittik istedik. Yine vermedi. Kıza “seni kaçırayım Leyla” dedim kabul etmedi. Kızın da bende gönlü vardı ama babasına karşı gelemiyordu bir türlü. Ben de gittim borçla eski bir kamyonet aldım, başladım hurdacılık yapmaya. Senin köyüne bile gittim hocama söyleyeyim vallahi! Bir yıl sonra biraz param oldu. Annemle gittik tekrar kızı istemeye. Bu sefer kamyonetimi kapısına eğledim ki görsün de kızı versin diye. “Bak bu kamyonet besleyecek kızını” demek istedim. Adam inat mı inat; kızı yine vermedi bizi de kovmaktan beter etti.
“Bu ne lan? Bu külüstür mü bakacak evine? Bunu götür hurdacıya ver.” dedi benim öpmeye kıyamadığım kamyonetime.” dedikten sonra kafasını bozuk camdan dışarı çıkarıp bağırdı:
“Yaktın beni Leylaa!”
Bel fıtığım azmasın diye ikili koltuğa uzanarak seyahat ediyorum. Yine İban ile akşam yemeğimizi yedik. Mazot da alarak yola koyulduk. Uzandığım yerden;
“Murat Leyla’yı kime verdiler?” diye sordum.
“Hocama söyleyeyim; komşu köyden zengin birinin BMV otomobili olan oğluna verdiler. Oğlan şımarık mı şımarıkmış. Bir yıl sonra Leyla’nın yüzüne bakmamaya başlamış. Çapkınlık eder, dövermiş. İnsan Leylaya vurur mu? Bana gelseydi böyle olmazdı elbet. Kız iki yıl zor dayandı. bir çocukla babasının evine geri döndü. Şimdi babasının evinde yaşıyor.”
“Tekrar isteseydin Babası verirdi.”
“Hocama söyleyeyim; çocuklu, dul bir kadın oldu o. Olmazdı. Ben de görücü usulüyle evlenmiştim. Çocuklarımın anasını ne yapaydım? Ama anama hep sızlanır dururum bana neden Leylayı almadın, diye. O talihsiz olaydan sonra babam dünürcü olma işini bıraktı. Karımı anam istemişti.”
Açık camdan başını tekrar çıkarıp bağırdı:
“Yaktın beni kurban olduğum Leylaa!”
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇIKRIKÇI MAHALLESİ’NDE İMAR ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Karayakup Kasabası Belediye Başkanı Talat İbiş, Çıkrıkçı Mahallesi’nde imar çalışmalarının başladığını duyurarak yürütülen çalışmaların mahalleye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.