Anasayfa / Güncel / HİÇ

HİÇ

Nasreddin Hoca’ya kadılığı sırasında bir adam başvurmuş. Yanında da kılıksız bir hamal varmış.
– Bu adamdan davacıyım Kadı Efendi, demiş. Hakkımı vermiyor bana!
– Ne hakkın var onda?
Adam anlatmış:
– Bu hamal odun yüklemiş gidiyordu. Bir ara ayağı kaydı. Odunlar sırtından yere döküldü. Benden odunları sırtına yüklemem için yardım istedi. Ben de zahmetime karşılık bana ne vereceğini sordum. “Hiç!” dedi. İstediğini yaptım. O da odunları götüreceği yere götürdü, ücretini aldı. Ben kendisinden bana vaatte bulunduğu “hiç”i vermesini istiyorum, o ise oralı bile olmuyor. Hakkımı versin!
Nasreddin Hoca:
– Haklısın, demiş. Şöyle yanıma yaklaş! Davacı sevinerek Hoca’ya yaklaşmış. Nasreddin Hoca, oturduğu pöstekinin bir ucunu tutarak kaldırmış. Ve adama sormuş:
– Orada ne görüyorsun?
Adam:
– Hiç! diye cevap vermiş.
– Güzel, demiş Nasreddin Hoca. Al o “hiç”i de buradan hemen uzaklaşmaya bak! Hakkın kalmasın!
Günlük hayatta sıklıkla kullanılan hiç kelimesi yokluk bildiren bir kelime olarak bilinmektedir.
Aşık Haşimi türküsünün ilk dizesinde seslenir: “Gezsem de Dünyanın dört bucağını / İllaki gözüme yine boş gelir…” derken hiçliği dizelerle anlatır.
Hepimiz Nasrettin Hoca’nın minderini kaldırıp al dediği hiçiz. Şimdi hiç olmasak da zamanı geldiğinde hiç olacağız. Hiç olma menziline doğru hızla koşarken kırıyoruz, döküyoruz; insanları hayvanları, bitkileri üzüyoruz. İyi olanlar, iyilik yapanlar da, kötü olanlar, kötülük yapanlar da aynı hiçliğe kavuşacak. Mezarlıklarda krallar da çobanlar da; iyi de kötü de aynı gözükür, diye düşünen düşünürler vardır.
Farsça olan hiç sözcüğünün Türkçesi boş, değersiz sözcükleri olsa da tümce içinde hiç kadar etkili olmadığından hiç yerine kullanmıyoruz. “Hiç bir şey görmedim” Tümcesine Türkçe anlamlarını koysak aynı tadı vermez; “boş bir şey görmedim” veya “değersiz bir şey görmedim .” aynı tadı vermedi değil mi? Bu yabancı sözcük de diğer yabancı sözcükler gibi dilimize iyice yerleşmiştir.
-Naber? diye soran birine:
“Hiç. Ne olsun. Kendi kendimle geziyorum.” diye yanıtla da derin bir felsefeyle hiç oluşumuzu itiraf ederiz. Kendi kendine gezen insanın canını sıkacak hiç kimse olmadığın kendi kendine gezenin hiç camı sıkılmaz.
“Hiç olmak her şey olmaktır. Tasavvufta “hiç olmak”, sahip olunan “her şeyi vermektir”. Çünkü tasavvufa göre “verdiğin şey, senin olur”. Her şeyini veren birisinin hiçbir şeyi kalmaz, işte ancak o zaman her şeye sahip olabilir.
Hiç, kulluğun diğer adıdır. Kusur, aczi yet ve hizmet makamıdır ve yolun başıdır. Mevlana, “Kendini hiçe saymazsan hiçlikten kurtulamazsın” diye seslenirken bizim acizliğimizi ve eksikliğimizi kabul etmeden hiçbir şeye vasıl olamayacağımızı söyler.”
Hiç bir işe yaramadığını, hiç bir becerisi ya da başarısı olmadığını fark etmesi durumunda içinde hissettiği boşluğa verilen ad. İnsanların değer vermemesi ya da verdikleri değeri göstermemesi durumunda kişinin sürüklendiği ruh halidir de hiçlik.
İnsanoğlu ilk çağlardan beri hiç olmak istememiş, hiç olmamak için çareler düşünmüş. Hinduizm, yaşarken nasıl insansanız ölüp tekrar dirildiğinizde bir hayvan olarak tekrar dünyaya gelirsiniz. İyi insansanız iyi bir hayvan, kötü insansanız kötü bir hayvan olursunuz ve bu böyle sürer gider. İşte hiç olmaktan kurtuldular.
Tek tanrılı dinler de hiç olmayı kabul etmez; öldükten sonra tekrar dirileceğimizi anlatır. İyi insan isek Cennete, kötü insan isek Cehenneme gireceğimizi anlatır. Yine hiç olmaktan kurtulduk.
Günümüzde yaklaşık 2,4 milyar inananı ile Hristiyanlık, en kalabalık dindir. Onu, yaklaşık 2 milyar inananı ile İslam izlemektedir. Üçüncü sırada 1,1 milyar bağlısıyla Hinduizm, dördüncü sırada ise 500 milyondan fazla takipçisiyle Budizm yer almaktadır.
Bugün dünya nüfusunun yaklaşık 1,1 milyarının herhangi bir dine mensup olmayan, yani kendini deist, agnostik veya ateist olarak adlandıran insanlar vardır. Bu insanlar hiçliği kabul etmişler midir, bilinmez. Kendilerine sormalı.
Mevlana varlığımızın hiçliğini şu dizelerle anlatır:
“Yüzde ısrar etme doksan da olur. İnsan dediğinde noksan da olur. Sakın büyüklenme elde neler var; Bir ben varım deme yoksan da olur.”
Kırık kalplerin hikâyesi kısa olur. Ne oldu derler, “Hiç” dersin, biter. ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

ÇIKRIKÇI MAHALLESİ’NDE İMAR ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Karayakup Kasabası Belediye Başkanı Talat İbiş, Çıkrıkçı Mahallesi’nde imar çalışmalarının başladığını duyurarak yürütülen çalışmaların mahalleye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.