Anasayfa / Güncel / BENİ DE YAZ-1
(Yazı Dizisi)

BENİ DE YAZ-1
(Yazı Dizisi)

Ortaokuldan beri yakın arkadaşım olan Lütfullah, o zamandan beri; aynı boyda, aynı kiloda, eli arkasında yavaş yürüyen, güzel konuşan, Hayati Hamzaoğlu’na benzeyen, boyca ondan biraz kısa biridir. Elli yıldır yüz yüze ve telefonla sık sık görüşürüz.
Lütfullah’ın başka bir özelliği herkesi çok yakından tanıması, irtibatı hiç koparmamasıdır. Okullarda öğrenciler için tutulan, onların gelişmelerini gösteren kişisel gelişim dosyası ve resmi yazışmaların konduğu desimal dosya sistemi benzeri bir sistem vardır zihninde. Sisteminde, Winzip sıkıştırma programı, eskiyenleri kaldırdığı bir de arşivi vardır. Senin, benim, onun velhasıl herkesin o dolapta, arşivde bir dosyası vardır. Hepsi altmış yıldır işlenir, hala aktif durumdadır.
Yazılarımı yazarken unuttuğum bazı arkadaş ve tanıdıklar hakkında telefon eder bilgi talep ederim kendisinden. Benim gibi yazan biri için o, Allah’ın bir lütfudur. Sağ olsun beni kırmaz, eli boş göndermez. Zihnindeki sistemden ilgili dosyayı açar; geçmişi, mesleği, kiminle evlendiği, kaç çocuğu olduğu, hangi işlerle meşgul olduğu, Kızılay’a gittiğinde hangi kafede kiminle buluşup kaç kupa kahve içtiği, kim hakkında konuştuğu, akşam eve döndüğünde ne yediğine kadar anlatır.
Çocukluğumda bütün bu bilgileri neden biriktirdiğine bir türlü aklım ermez, boşu boşuna zihninde ağırlık yarattığını düşünürdüm. Meğer o bilgiler çok işime yarayacakmış da bilememişim.
Telefonla biri hakkında bilgi talep ettiğimde yerinden kalkar; zihin dolabından ilgili dosyayı alır, geniş, deri koltuğuna oturur, eski, tuşlu, küçücük ekranlı Nokia telefonunu omuzu ile çenesi arasına kıstırıp başlar bilgi vermeye:
“Ha o mu? O dediğin arkadaş Muhlis’in oğlu Mümin’dir. Bilirsin ortaokuldayken senin iki sıra arkanda otururdu. Çok şikayet ederdi. Hatta bir keresinde sen kopya çekerken, ispiyonculuk edip seni hocaya söylemişti de hoca senin kulağını çekmiş, sıfır vermişti.( Ben mi kopya çekmişim? Arşiv yalan söylemez!) Liseden sonra Ankara’da memur oldu. Komşularının kızı Gülseren ile evlendi. Beş çocukları oldu. İçlerinden biri okudu, diğerleri sürünüyor. -Günahı boynuna da- rüşvet yemiş, oturduğu evi öyle almış diyorlar. Bilirsin ben kendisini hiç sevmem…” Diye devam eder. Bana yetecek bilgiyi aldığıma kanaat getirip konuyu değiştirmek isterim.
“Tamam, teşekkür ederim dostum. Sende ne var ne yok?”
“Sen, beni boş ver. İyi dinle. Doğru yaz. Mümin’in kırdığı ceviz kırkı geçmiştir. Geçenlerde telefon edip ne durumda olduğunu sordum ki hafızama yazayım. Bir şeyler söyledi ama pek inanamadım. Aman kendini bir övüyor bir övüyor; sanırsın dünyanın en dürüst adamı kendisiymiş …”
Lütfullah da haklı; o kadar kalın dosyayı arşivden al tozlarını üfleyip masaya ser, üç cümleden sonra konuyu değiştirmeye kalksınlar. Asla izin vermez. İlla o dosya didik didik edilecek. Bakarım uzun uzun anlatacak telefonu koltuğa bırakıp kendime bir kahve yapmaya giderim. Döndüğümde devam ediyor bulurum
“… ama yiğidi öldür hakkını yeme. Mesela paraya sıkışsan da borç istesen hemen verir. Öyle de kalenderdir Mümin…” Kahve içene kadar dinlemediğimi anlamasın diye konuyu değiştirmeye çalışırım;
“Lütfullahcığım sen benim için Allah’ın bir lütfusun. Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim. Benim önümde oturan Feyza vardı hani, o kız ne oldu?” Telefonda kısa bir sessizlik, iç çekiş sesinden sonra:
“Boş ver şimdi Feyza’yı. Konuyu dağıtma. İşte bizim Mümin…” diye devam eder. Bir ‘es’ inden faydalanır, iyi günler diler telefonu kapatırım. Büyük bir badireyi atlatmış olmanın ferahlığı içine girerim. Bilgileri unutmayayım diye hemen bilgisayarın başına geçer, Mümin’le ilgili yazıya başlarım. Zira bende ne desimal doya sistemi, ne ruhsal gelişim dosyası ne de arşiv vardır. Yazdım yazdım yoksa unuturum.
2019 yılında, seksene yakın okul arkadaşımın kısa tanıtımını, yirmiye yakın okul arkadaşımın kısa yaşam öyküsünü, anılarımızı da katarak yazdım, Facebook’ta paylaştım. Lütfullah arkadaşımı çok sevdiğimden onu daha güzel yazdım, paylaştım. O, bilgisayar kullanmaz; Facebook, Tivitır, İnstegram falandan bihaberdir. Zaten antenli cep telefonu da o programları çalıştırmaz.
Onun yazısını bir cumartesi günü Facebook’ta paylaştım. Tesadüfen o da ortak arkadaşımız (Hatay’dan evli. Oraya yerleşen) ortak arkadaşımız Olcay’ın yanına gitmiş. (Olcay, çağa ayak uydurmuş biridir. Dokunmatik Ayfon telefon sahibidir.) Lütfullah’ın yazısını Facebook’ta görünce okumuş. Telefonunu ona vermiş okutmuş.
ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİM SONUÇLARI

Sarıkaya Belediye başkanlığı seçim sonuçları ve partilerin mahallelerden aldığı oylar aşağıda mahalle olarak çıkartılmıştır. Bahçelievler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.