Anasayfa / Köşe Yazarları (sayfa 8)

Köşe Yazarları

DOLAR MİLYONERLİĞİ FIRSATLARINI KAÇIRDIM

Facebook’ta yurt dışından da hayranlarım olmaya başladı. Çok cazip teklifler de oluyor. Caroline adında kadının arkadaşlığını kabul etmişim. Özelden yazılarla doldurmuş sayfayı. Profiline baktım bolca mayolu resmi var. İnsan ayırmak doğru değildir; mayolu olanları ayırt etmek bana yakışmaz. Merhaba, iyi akşamlar falan yazmış sevgi sembolleriyle doldurmuş. Aramızdaki geçen yazışma: “Merhaba …

Daha fazla oku

İKİZLER

İkiz öğrencilerim oldu. İlk başlarda adlarını şaşırsam da zaman içinde farklı yönlerini keşfettikten sonra şaşırmadan adlarını söylerdim. Bu çocuklardan birinin yüzü diğerine göre biraz ufak oluyor. Akademik başarıları da eşit gibidir. İlk doğan biraz daha başarılı oluyor. Yazılıları okurken adlarına bakmadan okurdum. Bitirdiğimde ikizleri merak eder, puanlarına bakardım. Birbirine yakınsa …

Daha fazla oku

HANEYE DÜŞEN ATEŞ

Otuz katlı, rezidansın yirminci katında ‘Samanlıktaki İğne’ kitabımı okuyan sosyetik kadın, ayracı kaldığı sayfaya koyup, Fransız penceresinden gece kondu mahallesine doğru baktı. Karınca sürüsüne benzeyen bir takım insanların kor ateş düşmüş evle, erkekler için ayarlanan dernek binası arasında gidiş gelişlerini izledi bir süre. Neden toplaştıklarına bir anlam veremedi… 1981 yılında …

Daha fazla oku

PARAYLA İMANIN KİMDE
OLDUĞU BELLİ OLMAZ

Emekli Seyfi Bey anlatıyor; “Emekli olmadan önce emeklilik günlerime katkı olsun diye üç katlı eski bir ev aldım. Ev, eni on metre boyu otuz metre olan bir arsaya yapılmıştı. Evin ilk iki katı bitmiş ama çok eski. Üst katı natamamdı. Okuldaki arkadaşlara evden bahsettim, ”Ev alma. Zaten oturduğun evin var. …

Daha fazla oku

MÜLAYİM HULUSİ

Yazı yazarken hareketli bir hayatı olmalı insanın. Bugünlerde hava yağmurlu, dışarı pek çıkamadım. Evde hapis olunca, yaşanan şeyler sınırlı olunca imdada anılar yetişmeli. Öyle de yapacağım bugün (Aha yine başladı anıya kaçın uşaklar!). Yıl; 2005, çalıştığım bir okulun müdürü, yardımcıları, öğretmenleri, bir de birinin daveti ile katılan uzak bir ilde …

Daha fazla oku

YOZGAT/ MERKEZ (2)

(Ertuğrul Kapusuzoğlu ile Söyleşi) “Hocam sizin için; “O, Yozgat’ın yarısı kadardır” dediler. Ben de Yozgat’ın yarısını gezdim. Geriye kalanını siz tamamlayacaksınız” dedim. Gülümsedi. Bu sözlerim yumuşamasına neden oldu. Kabak boruyla köze üflerken ucunu ateşin merkezine doğru büktü; “Öyleyimdir. Çok karizmatiğim değil mi Ahmet Bey?” diye sordu. “Evet, çok karizmatiksiniz. Ayrıca …

Daha fazla oku

YOZGAT/ MERKEZ (1) Yazı Dizisi

(İki Çocuk, Ertuğrul Kapusuzoğlu ile Karşılaşma) Bursa’ya dönüş yolundayım. Yozgat merkezde oturan kız kardeşimim evinin önüne park ettim arabayı. Önü yokuşa doğruydu. Biri kumral diğeri esmer beş yaşlarında iki çocuk oynuyorlar önümde. İkisi de zayıf ama sağlıklı çocuklar. Kumral olan esmer olanı kovaladı. Esmer çocuk iniş aşağı koşarken duramadı, iki …

Daha fazla oku

NEZAKET VE FERİHA

Parkta oturdum etraftan gelen geçene bakıyor, bir yandan da yorgunluk atıyordum. Diğer banklar dolu, tek benim bankta boş yer vardı. Durumu karşıdan gören biri başörtülü, diğeri başı açık iki kadın; “Of of çok yoruldum!” “Anam anam dizlerim!” diyerek yanıma oturdular. Bir süre soluklandılar. Nefesleri normale dönünce konuşmaya başladılar: “Kız Nezaket, …

Daha fazla oku

DÖRT KADIN
ANLATTI

Dar gelirli ve çok çocuklu ailelerde büyüyen, büyüse de acı anıları akıllarından bir türlü çıkmayan insanlar anlattılar. Bu anılardan bir demet sunuyorum; Sizi de Ben Döverim Büyük bir kentin varoşlarında görev yapan bir kadın öğretmen anlatıyor: “İkinci sınıfları okutuyordum. Bir gün bir kadın veli benimle görüşmek istemiş. Görüştüm, sınıfta bir …

Daha fazla oku

EVLATLIK

Kilolu esmer adam kendini düğün davetlilerine tanıttı: -Adım Zekeriya. Düğüne Urfa’dan geldim. Bu oğlu evlenen kadın benim kız kardeşimdir. Dinleyenlerden biri: -İyi de benim bildiğim bu ailenin üç kızı var erkek çocukları yok. -Doğru, erkek çocukları yok olarak bilinir. Ben varım ya işte. Ben bu kızların abisiyim. Onların evinde büyüdüm. …

Daha fazla oku

BİR YAZAR NELER YAŞAR?

Yazarlar, şairler mutfağa girer, kolları sıvarlar. Onlar yemek yapmayı sever, bir türlü vazgeçemezler. Virüs bir kez kanlarına girmiştir. Bu yemek; bazen şiir, bazen makale, bazen öykü, bazen de roman olur. En zahmetlisi ve uğraştıranı ise romandır. Ozanlara göre şiirdir belki. Onlara sormalı. Kimi yazarlar, ozanlar bir çırpıda yazarken, yeni başlayan …

Daha fazla oku

SUBARU SEVGİM NASIL GELİŞTİ?

Emekli aylığımdan bir kenara attığım birikimlerim geçen yıl seksen bin lira oldu. Araba alıp ayağımı yerden kesmek istedim. Araba fiyatları bir yılda iki katına çıktı. Araba pazarına gittim. O kadarcık para ile eski Şahin, Doğan alabiliyordum. Dolaşırken yeni boyanmış mavi renkli, motor kaputunda büyükçe iki hava deliği olan, bagaj kapağında …

Daha fazla oku

SATILIK ARABA

Geçen hafta araba pazarına gitmiş, pazarın durumunu yazmıştım. Bu yazımda da arabamın iyi ve kötü huylarını yazmak istedim. Gerçi iyi yönü hiç yok. Gençken vardı. On yıl önce sıfır almıştım. Ne güzel günlermiş! Şimdi sıfır araba almam mümkün değil. Simsiyah ve gıcır gıcırdı. O da ben de çok mutlu olmuştuk. …

Daha fazla oku

PİSTONLA YÜKSELEN ÇATI

Evin alt katındaki mutfağı iptal ettirip odaya çevirmiştim. Dubleks kullanacağım için ikinci bir mutfağa gerek kalmamıştı. Bu günlerde yeniden mutfak gerektiği için bir su tesisatçısı çağırdım. Sıva altında kalan su borularını ve pis su giderini bulup yenilemek için bin lira işçilik istedi. Pazarlıkla beş yüz liraya indirdim. Adı Kerim olan …

Daha fazla oku

DÜDÜKLÜ TENCERE

Deniz öğretmen kesik benizli biriydi. Sabah eli yüzü kıpkırmızı olmuş halde öğretmenler odasına girdi. Dikkatimi çekti sordum: -Ne oldu Deniz bey, biri mi sinirlendirdi de yüzünüz kıpkırmızı? -Hayır. -İyi misiniz? -İyi değilim. Konuşturma beni konuşunca yüzüm acıyor. Sonra anlatırım, dedi. -Sen şimdi ders de anlatamazsın. Benim iki dersim boş dersine …

Daha fazla oku

MAHKEMEDE

Olay 1 Belediyede daire başkanı olan bir dostum yanıma geldi. Sivas’ın mahrum bir köyündendir ve ilk üniversite bitirenidir. Ailesinin gururudur ama köylülerinin gururu değildir anlaşılan… “Hoş geldiniz Sami Bey, tatili köyde geçireceğim demiştiniz nasıl geçti?” dedim. Yüzündeki ufak yaraları göstererek: “Hiç sormayın. Köyde sıkıldım küçük kardeşimle tarlalara doğru gezmeye çıktık. …

Daha fazla oku

İSMAİL ÇETİN’İ ZİYARETİMİZ

Okul arkadaşım, maarif müfettişi Halis Esmer’le ortak arkadaşımız olan emekli tarih öğretmeni İsmail Çetin’i ziyaret etmek için saat, 07.30’da Sarıkaya’dan yola çıktık. “Kahvaltıyı burada yaparsınız” demişti İsmail Çetin. Sarıkaya’dan Kayseri’ye kahvaltıya gidiyoruz. Uçağına binip kahvaltı için Avrupa kentlerine giden zenginlere döndük. Boğazlıyan’ı geçtikten sonra önümüze düşen Erciyes Dağı bize yol …

Daha fazla oku

FERİBOTTA

Geçenlerde Bursa’dan İstanbul’a gittim araba ile. Gitmeden önce ne olur ne olmaz diye HGS puluna üç yüz lira yükledim. Araba da kıskanmasın diye altı yüz liralık mazot doldurulurken; “mazot otuz lira olur mu? Mazot otuz lira olur mu? diyerek sayıklamışım. Geçen yıl yüz elli liralık mazotla Çorlu’ya gidip gelmiştim. Dönüşten …

Daha fazla oku

ÖĞRETMENLER HER ŞEYİ BİLİR

1998 yılında Suudi Arabistan Cidde Uluslararası Türk Okulu’nda görevlendirilmiştim. Bursa merkezde site içinde bir dairem vardı. Bakanlık da yapan Faruk Çelik’in yaptığı sitedeydi. Şehir merkezine yakın, beş katlı bir apartmanın dördüncü katındaydı. Faruk Çelik’in bir akrabası da aynı sitede oturuyordu. Toplantılarda Faruk Abi diyor ki: “Benim yaptığım dairelere pek güvenmeyin …

Daha fazla oku

PROF.DR. MUSTAFA GÜREL (Akçakışla)

Mustafa Gürel ile üç yıldır Facebook’tan arkadaşız. Harflerle konuştuk. “Mustafa Topaloğlu’nu Ziyaret” yazı dizimde belirttiğim gibi yüz yüze tanışmamız Oğulcuk Köyü’ne giderken oldu. Arabada giderken Mustafa Bey: “Eskiden Kayseri’de Sarıkaya ve civarına ‘söylemez’ derlermiş. At, koyun vs. çalmak isteyenlere; “Söylemeze git” derlermiş “Onların bir şeyleri çalınırsa söylemezler” diye devam ederlermiş …

Daha fazla oku