Anasayfa / Köşe Yazarları (sayfa 9)

Köşe Yazarları

İLAN BİNA İNŞAATI YAPTIRILACAKTIR YOZGAT İL ÖZEL İDARESİ GENEL SEKRETERLİĞİ

BİNA İNŞAATI YAPTIRILACAKTIR YOZGAT İL ÖZEL İDARESİ GENEL SEKRETERLİĞİ Yozgat Sarıkaya İlçesi 16 Derslikli Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi ve 2 Adet Atölye Binası Yapım İşi yapım işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır. …

Daha fazla oku

YAPARAK YAŞAYARAK ÖĞRENME

Köyü kuşbakışı gören küçük bir tepenin üzerinde olan baba evindeyim. Odanın penceresi tüm köyü görüyor. Sabaha karşı uzaklardan gelen horoz sesi ve sabah ezanından başka ses duyulmuyor. Sabahları karşı mahalleden sesi tüm köyden duyulacak şekilde açılan radyodan Bedi Akartürk türküler söylemiyor artık. Radyonun düğmesini çeviren, çalgısıyla evin önünü sulayıp süpüren …

Daha fazla oku

TAYİN NASIL YAPTIRILIR?

Sarıkaya’da Kanal boyundaki manavın karşısındaki kahveye girdim. Çay istedim. Çayı getiren Karslıoğlu çayı getirdi. Karşıma oturdu. Beni tanımak istiyordu. Tanıştık. Biraz sonra okul arkadaşım, Sarıkaya’da herkesin tanıdığı Mehmet Emin Çeçen geldi. Hoş geliş etti. Söyleşiye başladık; -Mehmet Emin sen çok açıkgöz bir arkadaşımızdın. Sınıf başkanlığı da yapmıştın. Neler yaptın? -PTT’den …

Daha fazla oku

GAZİ YAKUP ERGEN

Yozgat-Sarıkaya gittiğimde ziyaret etmeyi, tanışmayı planladığım insanlardan biri de Yakup Ergen’di. Köyümün altında, Yozgat yolunun sağında yeni yapılan Oto Galericiler Sitesi’nde olan Gaziler Oto sahibi Yakup Ergen’in ziyaret etmek için köyden yola çıktım. Galericiler Sitesi’ne girince arabayı birinci vitese alıp, levhaları okuyarak ilerledim. Ve Gaziler Oto Galeri! Yan tarafındaki gölgelik …

Daha fazla oku

BURSA’YA GİT DE ADAM GÖRSÜNLER

Boğazlıyan merkez Milli Egemenlik İlkokulu’nda 6 yıl görev yaptım. Bursa’ya tayinim çıkmıştı. Arkadaşlar sağ olsunlar, ufak bir veda toplantısı yapmışlardı. Tayinim çıktığı için doğal olarak konu bendim. Benden yaşça küçük olan Boğazlıyanlı Yalçın Hoca dedi ki: “ Ahmet abi dürüst, çalışkan, mert, haksızlıkların üstüne giden, iyi bir öğretmen abimizdi, güle …

Daha fazla oku

ÖZDE YOSUL, SÖZDE YOKSUL

Evimin balkonundan görülen küçük bir park var. Yürüme mesafesindeki büyük parka gidip yürüyüş ve spor yapanlar yorulur, dönüşte bu küçük parka oturur eve gitmeden terlerini soğuturlar. Balkondan bakar, banklar kalabalıklaşmaya başlayınca giyinir giderim yanlarına. Daha çok yaşlı olanları tercih ederim. Yaşlılarla muhabbetim köy öğretmenliğimden gelir. Yine toplaştılar. Son kalan yeri …

Daha fazla oku

MUSTAFA TOPALOĞLU’NU ZİYARET-2
Yazı Dizisi

Katık aşı dediğimiz; ayrana katılan yarma, yeşil mercimek, nohutla yapılan çorba eşlik etti söyleşimize. Çocukluğumuzun çorbası önümüze gelince mutlu olduk. En çok da Şahin Güvenç mutlu oldu. Hollanda’da okuyup, orada çalıştığı için hasret kalmıştı besbelli. “Çaylarınızı ince belli bardakla mı, yoksa kupada mı istersiniz” diye soran Mustafa Bey’in hanım kızına …

Daha fazla oku

MUSTAFA TOPALOĞLU’NU ZİYARET 1 (Yazı Dizisi)

Şahin Güvenç telefon etti; “Ahmet Hoca, Mustafa Topaloğlu’nu ziyarete gideceğiz pazar günü. Siz de gelmek ister misiniz?” Hastaya kar sorulur mu? Giderim elbet. Olay, Yozgat iline bağlı Sarıkaya ve Boğazlıyan ilçeleri arasında geçer… OLAYIN KAHRAMANLARI: Şahin Güvenç; Hisarbey Köyü’nden, Hollanda’da Kimya öğretmenliği yapar, araştırmacı yazar, çiçek ve doğasever, düşünerek, dikkatli, …

Daha fazla oku

BİR ÖMÜR BÖYLE GEÇER-2 Yazı Dizisi

Oyunlar, bizi ilerdeki zor yaşantımıza hazırlar. Ne kadar çok oyun oynamışsak gelişme çağımızda yaşamımız daha güzel ve zevkli geçer. Yenince mutlu, yenilince mutsuz oluruz. Bu ömür boyu sürer; mutlu- mutsuz, mutlu-mutsuz, mutlu-mutsuz… Nihayet uzun çabaların ardından bir mesleğimiz olur. İşin iyi tarafı mesleğimizi yaparken üste para verirler. Parayla tanışırız. Asıl …

Daha fazla oku

BİR ÖMÜR BÖYLE GEÇER-1 Yazı Dizisi

Kimse bize bir şey sormaz; Dünya denen, uzay boşluğunda menziline doğru hızla giden gezegende gözlerimizi açarız. İlk icraatımız ağlamak olur. O günlerdeki gereksinimlerimiz; barınma, uyku ve beslenmedir. Üşüyünce, acıkınca, altımız kirlenince haber vermek için ağlarız. Bakarız ağlayınca gereksinimlerimiz karşılanıyor ilk öğrendiğimiz ‘ağlamayana meme yok.’ olur. Artık yaşamımız boyunca her kapıyı …

Daha fazla oku

PAMDEMİ DE MAZİ OLDU

Bugün saat beşte uyandım. Yine çay koyup kahvaltının ardından geçtim bilgisayarın başına. Önce Facebook’tan paylaşımlarıma, yazılarıma yapılan beğeni ve yorumlara bakım. Yapılan yorumlara yanıtlar verdikten sonra -yazarken en büyük besin kaynağım olan- gazeteleri okumaya başladım. “Köşe yazarları her Allah’ın günü yazacak şeyleri nereden buluyorlar?” diye düşünürdüm hep. Yazı yazmak korona …

Daha fazla oku

MAHALLEMDEN
MANZARARLAR

Sabahın saat dördünde uyanıp balkona çıktığımda Uludağ’dan inen temiz havaya bahçelerdeki ıhlamurların kokusu karışmış; burunlara ve akciğerlere bayram ettiren güzel bir hava ile karşılaştım. Motorlu taşıtlar ve insanlar uykuya dalınca doğa işçileri havayı temizleyip yarın için hazırlamışlar. Böyle temiz havası olan mahallemin sokaklarında yürüyüş bahane, duyduklarım, gördüklerim şahane havasında geziye …

Daha fazla oku

LODOS

Geçtiğimiz Kasım ayında yine şiddetli bir lodos esti. Lodos eserken gürültü, patırtı, kırılan, dökülen şeylerin yerlere düşme sesleri bol olur. O günlerde gürültülere pek aldırış edilmez, lodostandır der geçeriz. Hava ısınır, kombiler kapatılır. Hırsızlara da gün doğar tabii… Gece yarısı şangırtılar oldu. Perdeyi aralayıp baktım anormal bir durum yoktu. Herhalde …

Daha fazla oku

AZERİ ŞAPKALI ADAM

Ufak ve dizel arabayı az yakıyor diye almıştım. Bir yılda akaryakıta yapılan yüzde üç yüz zamdan sonra binemez oldum. Evin önünde altı aydır yatıyor “elleri cebinde hali perişan” şarkısındaki gibi, üzeri tozlu hali perişan… Yıkamacıya götürürdüm arada bir. İşe yaramayınca yağmurlar yıkıyor artık. Lastikleri patlak terk edilmiş arabalara döndü zavallı. …

Daha fazla oku

ZAMAN TÜNELİ

Zaman tüneli makinesine binerek 2072 yılını tuşladım. Gitmişken; o yıllarda yaşayıp yaşamadığımı, yaşıyorsam nerede neler yaptığımı yaşayarak görmek istiyordum. Zaman tüneli beni o yıla ışınladı. Bursa Huzurevi’nin bir odasında gözlerimi açtım. Bir hastabakıcı kapıyı açıp: “Ahmet Bey, öğle yemeği saati geldi. Yemekhaneye inmiyor musunuz?” dedi. Beynime 2022 den 2072’ye kadar …

Daha fazla oku

GİDER MİYİM?

Bir kasabada birinci sınıfları okutuyordum. Sınıfımda geçen yıl sınıfta kalan beş öğrenci vardı. Bunlardan biri de Hüseyin’di. O zaman tümden gelim metodu ile fiş cümleleri öğretiyordum. Hüseyin geçen yıldan gördüğü için fişler ilgisini çekmiyordu. Birinci sınıflar küçük olduğundan sık sık tuvalet izni alır giderlerdi. İzin vermeseniz altlarını kirletme durumları olabilirdi. …

Daha fazla oku

MUSTAFA EFENDİ

Sekiz çocuklu, üç beş tarlası, birkaç sığırı, koyunu ile geçimini zor sağlayan bir babanın ikinci çocuğu idi Mustafa. İlkokulu beş sınıfın bir arada okuduğu köyünde tamamladı. Büyüyüp askere gittikten sonra komşu kızıyla evlendirildi. Üç çocuğu ile babasının kendisine bile yetmeyen gelirine göz dikince sorunlar çıkmaya başladı. Komşu köyden, asker arkadaşı …

Daha fazla oku

İYİLİK YAP DENİZE AT

Bir ilkokulun önünden geçerken öğrencilerin dağılmasına rastladım. Kuzu katımı gibi; annesini arayan, servisine koşan, annesini bulup elinden tutup evin yolunu tutan çocuklarla doluydu okul bahçesi. Bir süre izledim onları. Yakınımda bir karı koca veli, öğretmenle çocuklarının durumu hakkında konuşuyordu. O hengâme içinde. Öğretmen: “ Çocuğunuz okumaya geçemedi ama ben ümitliyim.” …

Daha fazla oku

BANA AMCA DEME…

Geçen eve dönmek için belediye otobüsüne bindim. Arkalara doğru yürürken önde karşılıklı dörtlü koltukta oturanlara gözüm takıldı. Altmış üzeri yaşlarda, dört kişi oturuyordu. “Ne var bunda? Belediye otobüsleri bedava olunca yaşlılarla dolu, hep de oturuyorlar zaten” diyebilirsiniz; birinin tek gözü sargı bezi ile kapalı, yanındakinin alçılı kolu boynuna asılmış, karşıdaki …

Daha fazla oku

YUMURTACI
DAYI GELMİŞ

“Kapıyı vurdum. Küçük bir kız çocuğu açtı. İçeriden annesi bağırdı: “Gelen kim?” Kız: “Yumurtacı Dayı gelmiş.” Tebessüm ettim. İçeriden annesi ıslak ellerini eteğine silerek geldi. Yüzünde “yiyen ağız utanır” gülümsemesi, içinde yarım edene karşı kıskançlık ve öfke; “Aaa kızım, Kahraman Amca gelmiş desene. Sen onun kusuruna kalma Kahraman Abi. Çok …

Daha fazla oku