Anasayfa / Güncel / ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-2

ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-2

Bilgi vermeye meraklı Gogol yine devam etti: “Mutluluk hormonunun salgılanmasını sağlayan, vücuttaki toksinlerin atılmasına destek olan, turunçgillerin 2 katı kadar c vitamini içeren, kan dolaşımını destekleyerek kolesterol, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olan, enfeksiyon giderme ve daha birçok özelliği olan acı biberin…” Google’ın sözünü kesen Antepli:
“Niye öğretmenler insan değil mi? Onlar saçma hareketler yapmazlar mı?”
“Sokaklarda yapmazlar. Bak sana Anteplileri nasıl yendiğimi anlatayım da dinle; Antepli öğretmenlerle tava yaptırıp yemeye başladık. Yanında da Antep’in meşhur yeşil dolma biberinden ısırıyoruz. O ne lezzetli ve acısı ne kuvvetli bir biberdir bilirsin. Ben, onu kıtır kıtır, can erik gibi yerdim. Antepli bir öğretmen: “Ne kadar acıymış yahu! Ben yiyemeyeceğim “ dedi biberi bıraktı. O biberi ben istedim ve yemeğin yanında yedim bitirdim. Hepsi şaşırdı. Biberi yarım bırakan arkadaş:
“Ahmet Bey, siz Yozgatlı olduğunuzdan emin misiniz? Benim bildiğim Yozgatlılar pek acı biber tüketmezler. Mutlaka sülaleniz Güneydoğu’dan oraya göç etmiş olmalı” dedi. Ben de ailemin Yozgat’ın yerlisi olduğunu söyleyince daha çok şaşırdılar. Görüyorsun Anteplilerden daha iyi acı biber yediğim günler olmuştu ona göre” dedim.
Google bu durur mu yine başladı:” Anadolu topraklarında yetişen biberlerin acı aralığı: 2500-8000 değerleri arasındadır. Dünyanın en acı biberi ise Hindistan’da yetişen Bhut Jolokia veya Naga Jolokia’dır. Bu biberlerin acı aralığı: 1.041.427’dir yani bizim Anadolu’da acı biber olarak adlandırdığımız biberden 420 kat daha acıdır. Küçük bir Naga biberinin yarısı, bir tencere yemeği yenilemez hale getirmek için yeterlidir…” Yine Google’ın sözünü kesti Antepli:
“Öyle diyerek beni yıldıracağını sanıyorsan aldanıyorsun.” dedi. Sabırsızlanan satıcı:
“Yahu arkadaşlar Google hep araya girecek, siz hep böyle konuşacak mısınız yoksa yarışacak mısınız?” diye sorunca ben:
“Tabi yarışan sen olmayınca söylemesi kolaydır. Hem savaşlar önce zihinde kazanılır. Önce rakibi masada yenmelidir. Savaş alanında yenmek kolaylaşır. Hemen savaşalım da seyir çıksın istiyorsun.” deyince:
“Bana öyle geliyor ki ikiniz de yarıştan kaçıyorsunuz.” Adam da bize psikolojik baskı yapıp savaştırmaya çalışıyor. Sonunda ikimiz de bir kâse acı pul biberin başında bulduk kendimizi. Yazı tura atıp ilk başlayacak yarışmacıyı tespit etti satıcı. Eyvah ilk ben başlayacağım!
Büyük Yarış Başlıyor
Google amca imdadıma yetişti: “Acı biber; birçok faydası bulunan bir besindir. Ancak her besin gibi aşırı tüketildiğinde bazı zararları ortaya çıkmaktadır. Aşırı tüketildiğinde; hemoroid, ülser gibi hastalıkları tetikleyebilmektedir. Acı biber esansından yapılan krem gibi ürünler de kesinlikle hekim önerisi alınıp, kullanılmalıdır.”
Google amcanın sözleri bitince bir yemek kaşığı pul biberi hemen ağzıma attım. Dilimden damağımdan tükürükler şelale gibi biberin üzerine aktı. Biber bolca sulanıp çorbaya döndü. Tümünü Arabaşı yutar gibi yuttum. Kalan birkaç pul biberi çiğnedim. Çok az bir acılık hissettim o kadar. Yüzüme baktılar hiçbir kıpırtı yok. Antepli kolay lokma olmadığımı anladı. Satıcının,“Hadi arkadaş sıra sende” demesiyle uykudan uyanır gibi yapan Antepli bir kaşık biberi ağzına attı başladı çiğnemeye. Çiğnedikçe yüzü renkten renge girmeye başladı. Arabaşı kültüründen gelmediği için işi zordu. Çiğniyor, çiğniyor bir türlü yutamıyordu. Kuru kuru da yutulmuyordu mübarek. Bin bir zorlukla yuttu. Fena değilmiş, dediği kadar varmış. Satıcı bana dönerek:
“Sıra sende arkadaş.” dedi. Ben ikinci kaşığı doldurup ağzıma attım. Aynı taktikle yuttum. Bu kadar çabuk yutacağımı tahmin etmeyen Antepli zaman kazanmak ve ağzının yeni bibere hazır hale gelmesini sağlamak için;
“Bak ben, size nasıl birinci olduğumu anlatayım “ dedi. Satıcı:
“Olmaz. Yarışma bitince anlatırsın. Hadi şimdi sıra sendedir.”
Yarışmanın Birincisi Belli Oluyor
Satıcıya sert sert baktıktan sonra ikinci kaşığı alıp başladı çiğnemeye. İkimiz de onu izliyoruz. Adamcağız çiğniyor çiğniyor bir türlü yutamıyor. “Bir bardak su var mı?” diye sormasının ardından elindeki peçeteye çıkardı tüm biberleri. Son darbe olsun diye ben bir kaşık daha yuttum. Suyu getiren satıcı:
“Yarışmayı Yozgatlı arkadaş kazandı!” dedikten sonra sol elimi tutup yukarı kaldırdı. Nasıl kıvandım bilemezsiniz. Yarışma kazanmak ne tatlı bir şeymiş. Ağzının acılığı azalan Antepli de tebrik edince kıvanmam ikiye katlandı.
Sevincimi bölmek istemeyen Google bu sefer araya girmedi sağ olsun!
Eve doğru mutlulukla giderken başarımı nasıl, kiminle paylaşacağımı bilemedim.
Tolstoy: “Bana hastanede “karın öldü” dediklerinde ne yapacağımı, nasıl tepki vereceğimi bilemedim. İçimden eve gidip olanı karıma anlatmak ve bana ne yapmam gerektiğini söylemesin istedim” demiş ya; ben de eve gidip anneme ve babama “anne, baba bakın oğlunuz birinci oldu!” demek istedim ama maalesef onları yitireli yıllar oldu.
Ben de başarımı siz değerli okuyucularımla paylaştım.
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

BARBAROS İLK OKULUNUN ÖNÜNDEKİ ÇÖPLER TEDİRGİN EDİYOR

Barbaros ilköğretim okulun önünde bulunan Sarıkaya belediyesine ait çöp konteynırları çocukları tedirgin ediyor. Özellikle kasap …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.