Anasayfa / Güncel / BOZKIRDA BİR GARİP TEMEL

BOZKIRDA BİR GARİP TEMEL

Karadeniz’in Temel’i, Dursun’u, Fadime’si olur da bozkırın olmaz mı? Temel ilkokula başlar. Beş yılın sonunda bitirir. O güne kadar okula ayak basmayan babası Temel’i de yanına alarak köy okulunun yolunu tutar. Diploma alınırken komşular tavuk götürmüşlerdir öğretmene. O aşağı kalmaz bir çil horoz kapıp öğretmenin kapısını vurur. Horoz bağırır durur kendisine yapılan bu muameleyi protesto etmek adına. Diplomayı alır horozu verir. Yabancı ele geçen horoz daha çok bağırır. Bağırtılar arasına baba sorar: “Hoca, bizim Temel okur mu? Yüksek mektebe yazdırayım mı?” Horoz bağırtıları arasında birkaç sözcük yakalayan öğretmen: “Okumaz! Sen en iyisi bir yere çırak ver keratayı. Belki bir zanaat öğrenir.” Horozun feryatları, kanat çırpıp kurtulma mücadelesi arasında, “okumaz” , “Temel biraz geç öğrenen bir çocuk” sözlerini duyan babası Temel’e yolda giderken çıkışır: “Lan oğlum senden adam olmaz!”
O günden sonra ne kabahat işlese babası Temel’e hep: “La oğlum senden adam olmaz” der durur. Temel bu duruma çok üzülür, bir türlü aklından çıkaramaz. Babası ile diploma alma olayından sonra yıldızları pek barışmaz.
Askere gitmeden önce köy kahvesinde okey oynarken babası girer içeri bir köşeye oturur. Çok susamıştır. Kahveciden su istemeye yüzü yoktur. Önceleri su istediğinde kahveci: “Tuz mu yaladın? Bir bardak çay içme, kola içme su iste. Su bedava ya” azarını işitmemek için küçük oğlu Dursun’dan su ister. Dursun: “Az ye de kendine bir hizmetçi tut. Kalk kendin al.” Deyince kahvede bu şakaya gülüşmeler olur. Bozulan baba acı acı gülümseyerek geçiştirmeye çalışır. Ellerini göbeğine bağlayıp önüne bakar. Olaya oyun arasında tanık olan Temel: “Sen o hayırsıza bakma baba, en iyisi kalk kendin al. Gelirken de bana da bir bardak su getir.” Diye espri yapar. Kahvede gülüşmeler artınca kalkar evine gider baba.
Temel delikanlı olmuş, köyden Fadime adından bir kızı sevmektedir. Fadime ona hiç bakmasa, ilgilenmese de o aşk türküleri söyler gıyabında; “Ey sevdiğim sana şikayetim var/ Ne sevdiğin belli ne sevmediğin…” derken askerlik gelir çatar. Askerliğini yapar gelir. Babası Temel’i her gördüğünde; “Lan oğlum senden adam olmaz. Askerlik bitti bir işe giremedin. Elimi avucumu yiyip duruyorsun.” Der durur yine.
Duyar ki gece bekçisi alınacakmış. Sınav açılmış. Sınava gider, kazanır. Bu Temel’in hayattaki ilk başarısıdır. Temel bu başarısını önüne gelene anlatır durur. “Boone boon(bu güne bu gün) bekçilik imtihanını kazanmış adamım.” Diye övünür gezer bir süre. O sırada babası vefat eder.
Bekçi kıyafeti, tabancası ve düdüğü kendisine zimmetlenir. Devletin emanetlerini alır başka bir ilçede göreve başlar. Altı ay sonra duyar ki sevdiği kız Fadime başka biri ile evlenmiştir. Bu kez “Sevdiğim kız gelin olmuş/ Benim değil elin olmuş…” türküsünü mırıldanır geceleri karanlık sokaklarda gezerken. Efkar bastıkça düdüğünü acı acı öttürür de, mahalle sakinleri; “Bizim yeni bekçi kadar güzel ve hüzünlü düdük çalan bekçi hiç görmedik.” Der. Kulağına gelen bu iltifatlarla düdüğünü daha bir içli öttürür.
Bir yıl çalışmanın ardından senelik izne ayrılır. Köyüne gelir. Gelmeden önce en küçük kağıt paraları biriktirip, bir kaç deste para hazırlar. Cebine koyduğu deste deste paralarla, resmi üniforması ile köyün çeşmesinde Fadime’nin gelmesini bekler. Fadime’yi yalnız yakalayınca yaklaşır cebinden birinci desteyi çıkarır Fadime’ye göstere göstere, parmağını tükürükleye tükürüleye sayar. Elliye gelince durur; “Fadime bak benim ne çok param var.” Deyip “elli bir, elli iki…” diyerek saymaya devam eder. O desteyi bitirip diğerine geçerken; “Fadime görüyorsun ya paralarımı say say bitmiyor. Bana varmadın da gittin cıbırın birine vardın.” Deyip paralara döner , “yüz bir, yüz iki..” diye diğer desteyi saymaya devam eder. Yüz elli de durur. Bu kez Fadime alır sözü: “Benim kocamın parası yok ama yakışığı yeter.” Der, hışımla su oluğuna döner. Temel, hain hain gülümseyerek banknotları saymaya devam eder; “yüz elli bir, yüz elli iki, yüz elli üç.. derken ikinci desteyi de bitirir. Üçüncü desteye geçerken Fadime’ye döner: “Bana varmadığına pişman oldun mu? İki yüz bir, iki yüz iki..” diye sayarken Fadime sert sert bakarak: “Allah’ın safı seni kim netsin? Niye pişman olacakmışım?” Diyerek helkeleri eline alır sallaya sallaya, suları döke döke uzaklaşır.
Temel, omuzlar çökük, bekçi giysisinin cepleri para dolu mezarlığın yolunu tutar. Babasının mezarı başında durur. Oturup ellerini açarak köyün imamından öğrendiği Fatiha’sını okur. Babasının; “lan oğlum senden adam olmaz!” deyişi aklına gelir. Birden sinirle ayağa kalkar. Beylik tabancasını çıkarır, “Tak! Tak! Tak!” tüm şarjörü boşaltır. Tabanca sesi mezarda, köyde yankılanır, sessizliği bozar. Kuşlar çığrışarak havalanır. Tabanca sesi karşı tepelerde yankılanıp geri kulağına gelip sönümlenir. Ortalık sessizleşince Temel: “Baba bana “lan oğlum senden adam olmaz” der dururdun. Bak ben adam oldum duydun mu?” diye bağırır.
Babası malum hikayedeki gibi mezardan dile gelip; “Ben sana vali (pardon bekçi) olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim.” diyememiştir elbette ama, Temel tabancasını çekip kendisine hep dert olan; “lan oğlum senden adam olmaz” sözcüklerini bir bir mermi çekirdeklerine yükleyip gökyüzüne atmış, rahatlamıştır.
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

AÇIKEL AİLESİNİN ACI GÜNÜ

Sarıkaya Belediye Başkanı Av. Ömer Açıkel geçtiğimiz günlerde aile çınarları olan babaannesi Meliha Açıkel’i kaybetmenin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir