Anasayfa / Köşe Yazarları / BEŞ YILDIZLI TATİL (2)

BEŞ YILDIZLI TATİL (2)

…Neyse, beş yıldızlı tatilimize dönelim. Müdürün içten davranışları beni ikna eder gibi oldu. İstemeyerek kabul ettim. Resepsiyona geldiğimde ödediğim peşinatı geri verdiler. Deniz gören bir süit oda verilmişti. Bizi getiren görevliye elli lira bahşiş verdim. Ne de olsa havadan bir tatil kazanmıştım ve ağanın eli tutulmazdı. Adam gidince hanım elli lira bahşiş vermeme kızdı, “on lira bari verseydin herif” dedi. Otel odamız bizim evden daha genişti. Balkonundan havuz, su park, deniz gözüküyordu. Kalabalık tatilciler; denizde, havuzda yüzüyor, kadınlar, kızlar, çocuklar içinden su akan mavi kaydıraklardan kayıyor, dalgalar yaratan havuzda dalgalara karşı geliyor, eğleniyorlardı. Bildiğiniz cennetteydik.
Akşama açık büfe lokantaya gittik. Teras kattaki lokantada kuş sütü eksikti. Hanımın özel günlerde sokranarak yaptığı içli köfte bile burada sıradan bir yiyecek haline gelmiş, bir köşede mahzun bekliyordu. Açık büfeye ilk defa galenler ne yaparsa biz de aynısını yaptık. Tabakları tepeleme doldurduk. Başladık yemeye. Üçte birini yedikten sonra doyduk. Avrupalı turistlerin tabaklarını gördüm tabağın bir kenarına bir çeşit ana yemek, yanına da salatalık, domates, marul alıp tabaklarını bitirip kalkıyorlardı. Tekrar kalkıp tatlı almaya giriştik. Hiç bir tatlıdan vaz geçemeyip yine tabağı tepeleme doldurduk.
İçkiler herkese paralı, bize bedavaydı. Kendime bir bira aldım sigara yakıp içmeye başladım. Ailesine geniş olanaklar sağlamış aile reisi durumundaydım ve kendimle gurur duymaya başladım. Hanım sık sık: “Erkeğe benzemedik! Hülya’nın kocası beş yıldızlı otelde tatile götürmüş karısını…” der dururdu. Artık bana, “erkeğe benzemedik!” diyemez.
Ertesi gün havuz kenarına oturmuş, oğlumla kızımın eğlenerek yüzmelerini izlerken bir görevli kız geldi. “Musa bey, özür dilerim rahatsız ediyorum da, boş bir vaktinizde müdür bey sizi kahve içmeye davet ediyor” Dedi. Olan bitenler karşısında hanım; ‘ne güzel kocam var. Erkeğe de benziyormuş. Müdürler herifimi kahve içmeye davet ediyor,” bakışlarıyla hayran bakıyordu bana.
Müdürün odasına gittim. Ayakta karşıladı. Kahvelerimizi içerken, “Musa bey, otelimizin bütün olanakları emrinizdir. Lütfen çekinmeyin. Saunalar, spor salonları ve diğer bölümleri de kullanın lütfen. Ayrıca buradan sıkılırsanız yurt dışındaki otellerimizde tatilinize devam edebilirsiniz. Size bir rehber verilecek. Gittiğiniz ülkeyi gezebileceksiniz. Ailenizle konuşun hangi ülkeye gitmeyi düşündüğünüzü bize söyleyin yeter. Sanıyorum yeşil pasaportunuz var. Olmasa da vize alabiliriz.” dedi.
İtalya’ya gitmeyi, tarih derslerinde okuduğum Rönesans Dönemi’ne ait yerleri ve eserleri görmeyi çok arzu ederdim. Hanım ve çocuklarla konuştuk İtalya’ya gitmeye karar verdik. İki gün sonra uçak biletlerimiz hazırdı ve biz ilk kez uçağa binmenin heyecanı içindeydik.
Üç hafta tatilimizi de İtalya’yı gezerek tamamladık. Bize verilen lüks araçla ve bir rehberle; Milano, Roma, Vatikan, Floransa, Piza Kulesi, Napoli, Venedik gibi kentleri gezdik. Kaldığımız oteller lüks ve açık büfeydi. Üç hafta rüya gibi bir gezinin ardından Antalya’daki otelimize döndük.
Ben, kafama bir taş düşecekmiş gibi hep sakınarak geçirmiştim tatili. Odamıza girdik. Yatağa uzandım. Telefon çaldı. Müdür: “Musa bey, akşam yemeğinden önce bir kahvemi için lütfen. Buyurun odamda bekliyorum sizi,” dedi. “İşte, bir aydır kafamın üzerinde nereye gitsem benimle gelen taş kafama şimdi düşecek. Kafamı kurcalayan kuşkularım yanıtlanacak. Şimdi tatlı tatlı yemenin acı acı çıkarmasını yaşayacağım herhalde,” düşünceleri içinde müdürün odasına gittim. Müdürün koltuğunda kırk yaşlarında bir oturuyordu. Müdür: “Musa bey, Ali bey otellerimizin sahibidir.” Diye tanıştırdı. Hah dedim şimdi patron: “Öyle yağma yok. Sökül bakalım paraları diyecek. Kırk yıl çalışıp kazandığım ikramiyemi elimden alacak.” Diye düşünürken: “Çok memnun oldum beyefendi. Bize sağladığınız rüya gibi tatil için teşekkürlerimi arz ederim efendim.” Dedim. Ali bey; “Musa ağabey, asıl ben size çok teşekkür ederim. Beni tanıdınız mı?” dedi. Yüzüne baktım, gözüm bir yerden ısırıyordu ama çıkaramadım. “Özür dilerim çıkaramadım.” Dedim. Gülümseyerek bakan Ali bey: “Musa ağabey ben yaşamımı size borçluyum. Siz olmasaydınız şimdi yaşamıyordum.” Deyince daha dikkatle baktım ve yirmi yıl önceki o geceyi anımsadım.
Memleketten gelen anemi gece saat üçte terminale bırakıp döndüğüm sırada yol kenarında bir yaralı gördüm. Seyrek gecen arabalar görememişlerdi. Şarampolde yatan birinin kolunu kaldırdığını görünce arabayı yakınına park edip baktım ki genç birini bıçaklayıp yolun kenarına atmışlar. Hemen kanaması olan kol ve bacaklarına arabadaki gazlı bezden turnike yapıp bağladım. Ambulans çağırmak gecikmeye neden olacaktı. Yaralıyı arabanın arka koltuğuna attığım gibi hastanenin aciline götürdüm. Sedyedeki genç bana teşekkür ederken polis geldi. Yaralı genç polise: “Bu arkadaş beni otobanın kıyısından buraya getirdi. Onun bu olayla bir ilgisi yok. Size beni kimlerin bıçakladığını anlatırım” diyerek ölmeden önce beni ifade vermekten, mahkemelerde sürünmekten kurtarmıştı. Polis yine de benim usulen ifademi almıştı. Polise, adresimi, telefonumu vermemesini rica etmiştim.
Aradan yirmi yıl geçmiş, hiç tanımadığı birinin yaptığı iyiliğin karşılığını verememenin mahcupluğu içindeymiş. Biz ailecek otele girdiğimiz anda odasının penceresinden beni görmüş, tanımış ve direkt bedava tatili kabul etmeyeceğimi düşünerek on bininci müşteri oyununu oynamıştı.
Yerinden kalktı boynuma sarıldı. Gözleri dolu bir vaziyette: “Sen benim ağabeyimsin. Seni çok aradım bulamadım. Tayinin başka bir kente çıkmıştı. Bundan sonra seninle hep görüşmek isterim. Böyle bir oyuna başvurduğum için özür dilerim. Biliyordum ki benden gelecek hiçbir yardımı kabul etmeyecektiniz. Başka biri olsa zenginliğimden faydalanmak isterdi. Siz erdemli bir insansınız. Ne zaman başınız sıkışsa bu kardeşiniz emrinize amadedir.” Dedi. Ne diyeceğimi bilemedim. Kuşkularımda haklıydım ve bu işte bir bit yeniği olduğu belliydi.”
İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK BİLİR.
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

YEŞİL MERCİMEK

En fazla Yozgat ilinde yetişen yeşil mercimek çok besleyici bir üründür. Yozgatlı olup da mercimek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir