Anasayfa / Köşe Yazarları / EMEKLİ CENNETİ

EMEKLİ CENNETİ

Bir yanda ömrünü devlet, millet hizmetine adayan; sabahın köründe kahvaltı yapamadan yollara düşen, çocuğu bakıcı ve kreşlerde ser sefil büyüyen, atandığı yerde çalışmak zorunda olan, izin rapor derdi olan… Memur, işçi gibi primleri bordrosundan kesilen emekliler; diğer yanda çıkarılan yasalarla emekli edilen, sayıları on milyonu bulan serbest meslek erbabı emekliler. Yaşlılık, dulluk aylığı bağlananları da katarsak belki on beş milyon emeklimiz vardır. Burası bir emekliler cennetidir.
Genel müdür bakana:
-Efendim bir kaç ay sonra emekli aylıklarını ödeyemez hale geleceğiz.
-Çare nedir?
-Çare Sarıgül efendim.
-Sarıgül nedir? Bu nasıl yanıt müdür!
-Hay benim dilimi eşek arısı soksun! Af edersiniz efendim. Gelirken gazetede gördüm de dilime takıldı.
-Neyse, benim söyleyeceğimi kendin söyledin. Bu sorunu nasıl çözeceğiz? Sosyal güvenliğin birikmiş paraları ile bütçenin başka açıkları kapatılmıştı biliyorsun.
-Biliyorum efendim bir fikrim var.
-Nedir?”
-Şimdi bizim yurt dışında çalışan vatandaşlarımız var biliyorsunuz. Onların yaşları ilerlediği gibi cepleri de bir hayli kabardı. Onlara belli bir para karşılığı burada da emekli olma hakkı verelim. Bir süre idare ederiz.
-Onlar, o ülkelerden emekli olup, iyi bir emekli aylığına kavuşacaklar zaten.
-Öyle de efendim fazla mal-pardon emekli aylığı- göz çıkarmaz değil mi?
-Tamam. Başka da çare gözükmüyor hemen yarından tezi yok meclisten bir yasa çıkarttıralım. Senin, şu pratik zekâna da hayranım doğrusu.
-Teşekkür ederim efendim teveccühünüz.
Aradan bir kaç yıl geçer. Yurt dışından gelen borçlanma dövizleriyle bir süre bolluk bir bereket yaşanır. Paralar yine siyasi rant için harcanır. Yine darlık başlar. Genel müdür yeni bakanın odasına girer;
-Buyurun efendim.
-Emekli maaşlarını ödeyemez durumdayız. Benden önceki bakana söylediğini kasaya bıraktığı zarftan okudum. Sakın “çare Sarıgül” deme şaplağı yersin.
-Yok demem efendim. Bu sefer de milletin efendisi köylüyle ve gençliğinde sigorta girişi olan vatandaşlara başvuralım. Onlar kirli çıkıdır bilirsiniz efendim.
-O nasıl olacak?
-Onları Bağkur’dan ve sigortadan emekli edelim efendim.
-Eee, Bağkur esnafın düzenli pirim yatırdığı bir yer. Yıllar önce sigorta girişi olanlar bir daha çalışmamış, primlerini yatırmamış. Nasıl emekli edeceğiz?
-Şimdi efem köylülerin yaşı ilerlemiş, birikimleri vardır. Onlara geçmiş yirmi beş yılda yatırmadığı primlerini borçlandırıp emekli edelim. İşçileri de aynı şekilde yapalım. Topladığımız paranın küçük bir miktarını onlara veririz. Kalanı ile de birkaç yıl bolluk, bereket görürüz efendim.
-Ulan müdür, senin şu parlak zekâna hayranım!
-Teşekkür ederim. Eksik olmayınız. Allah sizi başımızdan eksik etmesin efendim!
-Hani senin böyle durumlarda çare nedir sorusuna verdiğin yanıt vardı ya hani; “çare Sarıgül.” Bundan sonra benden sana izin “çare Sarıgül” diyebilirsin.
-Çok anlayışlısınız efendim. Ben zaten öyle demeden duramıyorum da sizin yerinize başka bir siyasetçi gelirse sıkıntı olur efendim.
-O da senin parlak zekâna hayran olur, ses etmez eminim. Şimdi çıkabilirsin. Birazdan Fransız büyükelçisi gelecek. Senin bu fikrini ona da anlatayım da onlar da vatandaşlarını çalışmadan emekli edip kasalarını doldursunlar.
-İyi olur efendim. Hoşça kalın. Başka bir dara düşme durumunda görüşmek üzere.
Ahmet.kocak16@hotmail.com

Hakkında Mustafa TEK

Ayrıca bakın

Yolumun üzerinde olan Akdağmadeni’ne kırdım direksiyonu. Şarkışla ilçesindeyken öğretmenevini aramıştım. Yer olmadığını söylemişlerdi. Yine de …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.